|
UZUN YOL / 14
BEN NEDEN ÖÐRETMEN OLDUM ?
Necati Öðretmen Okuluna girince ilk iþlerimizden biri yakamýza tepedeki o güzel eflatun rozeti takmak olmuþtu. Bu rozet, Necatililerin tanýtým simgesidir. Yolda izde bu tanýdýk rozetle birini görürsek tanýþmadan, görüþmeden duramayýz. Ak saçlý, daha doðrusu saçsýz bir emekli olarak Ýzmir Karþýyaka’da deniz kenarýnda yürüyordum. Karþýdan rozetim ýþýldadý, gülümsedi. Benden daha yaþlý birinin yakasýndaydý. Hemen yaklaþtým, parmaðýmý rozette gezdirerek “ Ben neden öðretmen oldum. ” dedim. Rozetteki B, N, Ö, O harflerini böyle okuyarak þakalaþýrdýk. Yaþlý Necatili ayaða kalktý, boynuma sarýldý. Banka beni de oturttular. Uzun uzun söyleþtik. Kadri Bey, Tombak Naci, Eþ… Mahir onun da öðretmeniymiþ. Benden on yýl daha önce bu rozeti takmýþ. Belki bir saat kaynattýk. Necati’yi bir kez daha yaþadýk.
Öðretmen Okulu hakkýnda ilk duyduklarýmdan pek hoþlanmadým. Müzik, resim, beden eðitimi dersleri çok önemsenirmiþ. Beni en zayýf yerimden vurdu ünlü Necati. Benim sevgilim ise matematik. Resim öðretmenin Manisa Lisesinde sýnava girdiðimizde, lise müdürü biraz tanýtmýþtý. “ O okulu iyi tanýrým. Yazdýðýnýz kaðýtlar önce Eþ… Mahir’e verilir. Yazýlara bakar, þunlar iþe yaramaz deyip atar. Kalanlar okunur.” O müdür de sonra bizim fizik öðretmenimiz oldu. Abartýlý konuþmaya bayýlýrdý. Gene de Eþ… Mahir hakkýnda söylediklerinde gerçek payý vardý. Resim derslerinde bol eleþtiri yapar, söver sayar, döverdi bile. Öðrenciler de ona Eþ… sýfatýný yakýþtýrarak öç almýþlardý. Beden eðitimi öðretmeni de tam bir efeydi. Onlarla iþim çok zordu ve öyle de oldu. Okul bitene kadar içim cýzlayarak o derslere girip çýktým. Gene de onlara teþekkür borçluyum. Matematik, fizik, kimya hatýrýna beni arada idare ettiler. Müzik için de öyle. Ali Þefik Orta Okulu’nu çok ama çok aradým.
Öðretmen okuluna girdikten birkaç ay sonra ayni binada Necati Eðitim Enstitüsü açýldý. Yemekhane, banyo, laboratuarlar, kitaplýk, öðretmenlerin çoðunluðu ortaktý. Yani öðretmen okulu ile eðitim enstitüsü içli dýþlý oldu. Bizim için yararlý olduðunu düþünüyorum. Sanatsal etkinlikler daha yoðun oluyordu. Daha nitelikli öðretmenler karþýmýzaydý. Bir yüksek okulun özgür havasý bizi de serinletiyordu. Matematik ve fen derslerinde kýsa sürede orta okuldaki havayý yakalamýþtým. Matematik öðretmenimiz Fahrettin Akbulut hem bilim insaný hem öðretmen olarak çok iyiydi. Kimya öðretmenimiz Lütfiye Çakmakçýoðlu da öyleydi, üstelik güzel bir hanýmdý. Eþi Adnan Çakmakçýoðlu müdürümüzdü. Adnan Bey çok yönlü bir kültür adamýydý. Matematik öðretmenliði yanýnda, ünlü bir yazardý. Çok güzel þiir yazar okur, keman çalar, futbol oynar resim yapardý. Sýk sýk sanat günleri düzenlenmesine öncülük ederdi. Yanýna yaklaþýlamaz bir görüntüsü vardý. Bir ara yeni bir kýdemli bayan öðretmen atanmýþtý. Beþ on gün içinde geri gitti. Doðruluðunu kesin bilmiyorum ama, bayan öðretmen müdürü görmek ister. Adnan Bey bir arkadaþýyla satranç oynamaktadýr. Baþýný kaldýrýr,” Hoþ geldiniz.” der ve “Þah!” diye oyuna devam eder. Bu davranýþ nedeniyle öðretmen geri döner. Bu tavýrlarýndan dolayý Lütfiye Haným’a acýrdýk. O yetenekli ve becerikli müdüre doðrusu bu tavýrlar yakýþmazdý.
Birinci dönem sonuna doðru, matematik öðretmeni Fahrettin Bey bir özel öðrenci buldu. Ýki çocuðuna da arada yardýmcý oluyordum. Küçüðü Yusuf Selman günümüzde Dünya’ca ünlü bir matematik profesörüdür. Öðretmenlerimizden ikisinin yakýnlarýna da ders çalýþtýrýyordum. Yeni öðrencim bir hakimin kýzýydý ve ünlü bir mahallede de oturuyorlardý. Ders verdiðim günler, öðrencimin annesinin konuk günüydü. Beni konuklarýna da tanýttý ve birkaç tane daha öðrencim oldu. Artýk harçlýða hiç ihtiyacým kalmadý. Bu arada kitap alma hastalýðým arttý. Boþ kaldýðýmda kitapçýlarý dolaþmaya baþladým. Okuduðum gazete ve dergi sayýsý da arttý. Öðretmen olunca da merak yerini hastalýða býraktý.
Yatýlý okul arkadaþlýðý, daha doðrusu kardeþliði gün gün geliþti. Yarým asýr sonra da devam eden, en azýndan iletiþim yoluyla devam eden kardeþliklerin tadý bambaþka. Birçok arkadaþýmýz daha o günlerde yaþam arkadaþlýðýný da geliþtirdi. Ben o konuda orta okuldaki beceriksizliðimi sürdürdüm. Yeni bir arkadaþlýðýmý da anlatmadan geçemem. Okul kitaplýðý. Ders dýþýndaki zamanlarýmýn çoðu okul kitaplýðýnda geçmeye baþladý. Benimkisi pek bilinen arkadaþlýklardan deðildi. Ben kitap okumaz karýþtýrýrdým. Ýki ayaklý merdivenin tepesine oturur, tek tek kitaplarý karýþtýrýr, birçoðunun önsözünü ve tanýtým yazýlarýný okuyup yerine koyardým. Kitaplýk memurunun azarlarý bile bu deliliðimi engelleyemedi. Bir süre sonra nerede nasýl bir kitap olduðunu, içeriðini iyice bellemiþtim. Eksiksiz bir kitaplýk danýþmaný sayýlabilirdim. Belki de bilinçsizce kurduðum bu arkadaþlýktan, eðitim enstitüsünü de okuduðum beþ yýl boyunca çok çok yararlandým. Artýk katalog karýþtýrmadan istediðim bilgiye anýnda ulaþabilirdim. Atmýþ yýl sonra bile hangi bilginin nerede bulunduðu belleðimdedir. Bu ilgi alýþkanlýk düzeyine gelince çöp adam olmama az kalmýþtý. Gerekli gereksiz topladýðým kitaplar, kiraladýðým yere de sýðmayýnca okullara daðýtarak bu hastalýða yakalanmaktan kurtuldum.
Ýþte böyle böyle…Tatlý mutlu yatýlý okul günlerinden baþlayarak öðretmenlik günlerine ve emekliliðe ulaþan uzun yolun minik bir bölümü. Bu yolda daha kimlerle, nasýl karþýlaþacaðýz? Doðrusu ben de merak ediyorum…
Feridun BAYRAM
|