|
DÖRDÜNCÜ KARDEÞ
(BÝRÝNCÝ BÖLÜM)
“Üç Kardeþ” öyküsüne baþlarken babamýn doða düþüncelerine deðinmiþtim. Bu öykünün devamý sayýlabilecek “Dördüncü Kardeþ ”öyküsünde de bu düþünce örneklerini görebilirsiniz. Sizleri öyküyle baþ baþa býrakýyorum.”
Baðýmýzda minik bir evim vardý. Minik çocuðun minik evi. Yüksekliði bir metreyi aþan bir baðýn, dallarý ve yapraklarýyla oluþturduðu kapalý alan. Bu güzel evimde oynadýðým, üzüm salkýmlarýný emdiðim günlerdeydi. Evimden çýkýp çevreyi dolaþtýðým bir gün küçük bir konukla karþýlaþtým. Pek baða benzemiyordu. Yapraklarý parçalý deðildi. Ýnce cýlýz gövdesi, yukarýlara bakýyordu. Annemi eteðinden tutup, “Mu ne, mu ne?.”
Sorgulamasý baþladý. “Hani sen cevizi çok seviyon ya!…Ýþte büyüyünce cevizin aðacý oocek. Sen delikanlý oocen, o da, kocaman ceviz aðacý oocek. Cevizleri toplacez, satcez, hem de yicez.” Sorular sürdü:“ Needen gedi, anasý nede, ona kim bakcek? ”Annem uzun uzun anlattý. “Hani seni leyleklee getirdi ya…Onu da gargalaa getirmiþ. Hani biz cevizleri gýrýp yiyoz ya… Gargalaa da cevizleri gýrýp yer. Biri soona yemek için saklamýþ. Tam bure gömmüþ. Soona da unutmuþ. Ceviz de fidan olup büyümee baþlamýþ. Bizim mýsýrlarý, buydeeleri ekdiimiz gibi…”
Bir kardeþim daha olmuþtu. Üstelik ben bulmuþtum. Onu korumaya aldým. Her gün yanýna uðrar, kendime göre onunla konuþurdum. Yapraklarýna dokunur okþardým. Diplerini, çevresini temizler düzenlerdim. Ýçine üzüm tanesi attýðým maþrapamla su getirir dibine dökerdim. Annem yanýna bir çubuk dikmiþ, iple de baðlamýþtý. Çubuk benim için bir ölçü aleti olmuþtu. Her geliþimde büyüyüp büyümediðini kontrol ederdim. Ablalarým olan iki kiraz fidanýný da unutmamýþtým. Ama ceviz baþkaydý, o benimdi. Öz kardeþimdi. Ýkimizi de kuþlar getirmiþ. Ha leylek , ha karga. Sonbahar soðuklarý çýkýnca çok üzülürdüm. Baðýmýzdan, kardeþlerimden, arkadaþlarýmdan ayrý kalacaktým. Gene o dört duvar arasýna kapanmak yok mu? Hiç ama hiç hoþlanmazdým.
Bir kýþ günüydü. Her taraf diz boyu kardý. Biraz bez parçasý alýp evden kaçtým. Bata çýka baðýmýza kadar geldim. Annemler kaybolduðumu sanarak köyü ayaða kaldýrmýþlardý. Konu komþu baðýra çaðýra beni arýyordu. Seslerini duyuyordum ama sesimi çýkarmýyordum. Aldýrýþ etmeden baðýmýza kadar geldim. Baðýmýzýn neþesi yoktu. Yapraksýz baðlar aðaçlar yapayalnýzdý. Otlar yok olmuþtu. Kara kiraza gidemedim. Ak Kiraz ve cevizim tir tir titriyordu. Ben de öyle. Cevizim biraz büyümüþtü sanki. Onu bez parçalarýyla sarýp sarmaladým. Ak Kiraz ablam kocamandý. O soðuklara dayanýrdý. Daha yola çýkmadan beni buldular. Annem beni ara sýra döverdi. O gün dövmedi, patakladý. Ninem bile elinden alamadý.
Birkaç yýl içinde cevizim , dördüncü kardeþim büyüdü, boyu beni geçti.Hýzla büyüyordu. Baðlar birçok aileden oluþuyordu. Karýncalar, böcekler, otlar da öyle. Söyleþirler, türkü söylerler, evlenirler, düðün bayram ederlerdi. Arada kavgaya tutuþurlar, dýþardan gelen bir tehlikeye karþý hep birlikte olurlar, kendilerini savunurlardý. Bizden farklarý yoktu onlarýn.
Baðýmýza bir yokuþtan inilirdi. Tepeden bakýnca tüm köyü görürdüm. Giriþte Topal Süleymanlar vardý. Keçileriyle, kocaman köpekleriyle, sabah akþam birbirleriyle kavga eden, küfürleþen oðullarýyla. Biraz ilerde Mehmet Çavuþlar.Çalgýnýn (Gramafonun) baþýnda toplanmýþlar, konu komþu türkü dinliyorlar. Karagözler, Mesele Dayýlar, Sarýkýzlar, Koca Ýmamlar, Taþkafalar, Çelemenler, Löbütler… Tüm köy oradaydý. Bizim aile baðýn en güzel yerindeydi.Týpatýp ebeme (Nineme) benzeyen yaþlý armut aðacý yamacýn üzerinde, her tarafý görürdü. Emirler yaðdýrýrdý saða sola. Kuþlar bile korkardý ebemden. Geceleri de baðda kalýrdý. Yoksa tilkiler, köpekler, karacukcuk kuþlarý üzümleri talan ederdi. Bir gece ebemi tanýmayan bir tilki baða girmiþ. Ebem onu canlý canlý yakalayýp cezalandýrmýþtý. Yokluðunda da yaþlý armut aðacý onun iþlerini yürütürdü gibi gelirdi bana. Annem giriþteki badem aðacýydý. Onun gölgesinde dinlenirdik. Çiçekte ayrý güzel, çaðlada ayrý güzel, süt badem zamanýnda ayrý bir güzeldi. Önceleri kendimi yeni yetiþen bir çekirdeksiz üzüm baðýyla özdeþleþmiþtim. Artýk vazgeçtim. Ceviz daný týpký ben. Gövdesi bacaðým kadar kalýnlaþmýþtý. Daha okula gitmiyordum. Kavak ve ceviz aðaçlarýnýn gövdelerine yazýlar kazýndýðýný biliyordum. Adýmý ve birkaç sözcüðü yazmasýný öðrenmiþtim Sarý kemik saplý çakým da vardý. Adýmý ve iki harfli bir sözcüðü cevizimin gövdesine kazýdým. Cevizimin aðlamasýný, yalvarmasýný görmezlikten geldim. Annemden iyi bir dayak da yemiþtim. Bir hafta kadar önce arkadaþým Deli Yaþar ile yeni yapýlan bir evin taþ duvarlarýný da o kýsa sözü kömürle yazarak süslemiþtik. Evin sahibi Sekiz (Ona yakýþtýrýlan isim) bizi ararmýþ. Yaþarla “Aferin.” Diyecek diye ne sevinmiþtik. Meðerse dövmek için ararmýþ. Bizi saklayarak kurtarmýþlardý. Öðretmen okulundayken, ünlü bir þair de olan müdürümüz Adnan Ardaðý (Çakmakçýoðlu)’nýn bir þiirine ne kadar gülmüþtüm. “Küçük çocuk, / Küçük elleriyle, / Duvara bir þeyler yazdý. / Küçük çocuðun diþleri,/ Beyaz beyazdý.”Bu þiir bulmaca olarak sorulsaydý herhalde ben kazanýrdým. Annem yazýlarý silmek için epeyce uðraþtý ama baþaramadý. Ceviz büyüdükçe yazýlar da büyümüþ,belirginleþmiþti.
Evimi cevizin dibine taþýdým. Annemler de gelse gölgesi bana yetiyordu. Yazlarý kitabýmý defterimi alýr evime koþardým. Problemler orada canlanýrdý. Ortaokulda, öðretmen okulunda, eðitim enstitüsünde çalýþma yerim deðiþmedi. Çözemediðim pek çok zor problemi, cevizimin gölgesinde çözmüþümdür. Bana yardým ediyordu. Gülmeyin, Onun gökyüzüne soluduðu enerji mi, oksijen mi her neyse beni etkiliyordu. Çalýþma gücüm de, problem çözme yeteneðim de artýyordu. Yorulduðumda sýrtüstü uzanýr, yapraklarýna,yapraklarýnýn arasýndan görebildðim kadarýylagökyüzünebakardým.Yapraklar titreþir göz kýrparlardý. Havanýn çok durgun olduðu anlarda bile yapraklar oynaþýr, güneþe doðru minik tüneller açarlardý. Sonra da birden kapatýverirlerdi. Her geliþimde bana yazýlarý gösterir,hýnzýrca dalgasýný geçerdi. Yüzüm kýzarýr, adýmdaki ters kazýnan R’ye bakar gülerdim.
Babamýn sözler bitmedi, bitmez de .Cevizinin anýlarý da öyle.Ýkisi bir araya gelince dünyamýz, koca gökyüzü onlara çok dar gelir.Durduklarý yerde duramazlar,damarlardan topraðýn derinliklerine ,yapraklarýn arasýndan güneþin sýcaðýna aldýrmadan uzayýn sonsuzluðuna uçar giderler.Bakalým gelecek anýlarda nerelere doðru toz olup gidecekler?
Iþýk ÞENLÝK
|