CAZETE
09 Þubat 2012 Perþembe
DÖRDÜNCÜ KARDEÞ(ÝKÝNCÝ BÖLÜM)
Iþýk Þenlik
2010-04-25 - 20:24

                      

                         DÖRDÜNCÜ  KARDEÞ

                                           (ÝKÝNCÝ BÖLÜM)

 

Babam evin tek çocuðu olduðu için yeni kardeþler bulmakta becerikli. Çocukluðunun geçtiði yerlerde ne kadar bitki, börtü böcek varsa onun kardeþleridir. Birlikte gittiklerimizde bize de tanýtýr. Artýk bizim de bir sürü amcamýz ve halamýz oldu .Çok arayýp da tanýtamadýklarý da oluyor. Hayvancýlýk pek kalmadýðý için ,kardeþlerinden bok böceklerini tanýyamadýk. Galiba göç etmiþler. Eh bir gün tanýrýz. Zaten tanýtmadan duramaz. Çatlar. Dördüncü amcamýzýn öyküsünü biz de merakla bekliyoruz.

 

Dördüncü kardeþimin, cevizimin pek ürünü olmazdý. Olanlar da ‘Çetin ceviz’ denilen cinstendi. Bundan çok hoþlanýrdým. Özgür kiþiliðinin göstergesi sayardým. Ürünlerini niye bize kolayca sunsun ki? Biz gene de onun isteði dýþýnda toplar yerdik. Üstelik kaþýný gözünü uzun sýrýklarla darmadaðýn ederek toplardýk. Hiç sesini çýkarmazdý. Oysa o küçücük cevizler için ne sýkýntýlar çekerdi. Topraðýn  derinliklerine  kadar zorluklarla iner, gerekli malzemeleri tizlikle seçer, uç noktalara kadar taþýrdý. Güneþin ýþýnlarýný taramadan geçirir, bin bir formül uygulayarak, çiçekten meyveye ne kadar zorlu bir çalýþma sürdürürdü. Sonra da insanoðullarý omuzlarýnda sýrýklar çýkar gelir, acýmasýzca dallarýný budaklarýný kýrýp geçirerek cevizleri toplayýp giderlerdi. Kargalar diksin, aðaç üretsin, bizler de yiyelim. Ne hoþ, ne güzel(!). Ýþte bu yüzden aðzýmýza göre meyve üretmemesinden çok hoþlanýrdým. Ýneðimiz Aykýz’ý da akranlarý gibi zýrt pýrt gebe kalmadýðý için çok severdim. Eþeðimizi sevmezdim. Diðer hayvanlarla onu götürmezdim. Namus meselesi…Nineme de çok kýzardým. Ýkide bir aðzýna tuz parçalarý sokuþtururdu. Neymiþ, sýk sýpa doðururmuþ. Sonunda sattýrýp erkek eþek aldýrmýþtým.

 

Ben sýrasýyla okullarý bitirdim, matematik öðretmeni oldum. Yurdun çeþitli bölgelerinde dolaþýrken ayrýlýk günlerimiz çoðaldý. Oralarda da dost aðaçlarým oldu. Cevizim bir baþkaydý. Beni gölgesinde bir baþka aðýrlardý. Ters R’li adýmý ve yüzümü kýzartan sözcüðü sonuna kadar taþýdý. Severek, özlem duyarak. Çok uzaklarda bir edebiyat dergisi karýþtýrýyordum. Birden çok ama çok heyecanlandým. Bir þiir cevizimi anlatýyordu. Hem de ne anlatýþ. Sanki bizi bir yerlerden gözetlemiþti. Çevremdekilerin garip bakýþlarýna ve fýsýldamalarýna aldýrmadan hem aðladým hem okudum. Týpký þu anda yaptýðým gibi:

 

                                     CEVÝZ AÐACI

                 ‘Baþým köpük köpük bulut, içim dýþým deniz,

                  Ben bir ceviz aðacýyým Gülhane Parký’nda,

                  Budak budak, þerham þerham ihtiyar bir ceviz.

                  Ne sen bunun farkýndasýn, ne polis farkýnda.

 

 

                  Ben bir ceviz aðacýyým Gülhane Parký’nda

Yapraklarým suda balýk gibi kývýl kývýl

Yapraklarým ipek mendil gibi tiril tiril

 Koparýver, gözlerinin gülüm yaþýný sil

                  Yapraklarým ellerimdir, tam yüz bin elim var

                  Yüz bin elle dokunurum sana Ýstanbul’a

Yapraklarým gözlerimdir, þaþarak bakarým                                                                                                                                             Yüz bin  gözle  seyrederim seni, Ýstanbul’u                         

                  Yüz bin yürek gibi çarpar, çarpar yapraklarým.

 

                   Ben bir ceviz aðacýyým Gülhane Parký’nda

 Ne sen bunun farkýndasýn, ne polis farkýnda.’

 

                                         Nazým HÝKMET

 

Cevizimle kardeþliðim uzun yýllar sürdü. Az bile olsa yýlda en azýndan birkaç saat söyleþtik, gülüþtük, dertleþtik, aðlaþtýk. Görüþemediðimiz yýllarda selamlarýmýz gitti geldi. Habercimiz annemdi. Annem kýþlarý bize gelir, oralardan haber getirirdi. Cevizim az çok armaðanýný sunardý. Cevizin en güzelini bulur  alýrdýk ama dördüncü kardeþimin zor kýrýlan, alýcýlarca zor beðenilen ürünlerinin tadý baþkaydý. Kardeþ kardeþ kokardý. Annem bazen haberleri  ‘iyiler iþte…’ deyip,  geçiþtiriverirdi. Daðlarmýzý, tarlalarýmýzý, böceklerimizi, derelerimizi, özellikle de ne demekse, Killik Deresi’ni tekrar tekrar sorardým. Eþimin dedesi, ‘Biz ibriþim zembille Çomaklý Daðý’na inmiþiz…’ diye þakalaþýr, þakayla karýþýk da övünürdü. Ben de ‘Eh…Biz de çingene sepetiyle Killik Deresi’ne inmiþiz.’ diye karþýlýk verirdim. Killik Dere’si köye yakýn kýþlarý akan pis bir dereydi. (O pis dereyi bile ne kadar özledim bir bilseniz…) Artýk hayvanlarýmýz yok. Ben baþka bir yaþamý seçtiðimden çiftçilikle ilgimiz kalmadý. Ay boynuzlu ineklerimizi, kara gözlü kuzularýmýzý, tavuklarýmýzý soramýyorum. Bir geliþinde gene ‘Köy söyleþileri’ baþladý. Ben cevizimden söz açtýkça annem geçiþtiriyor. Baðýrarak ‘Cevizimden ne haber cevizimden?..’ diye , sorunca anlattý: ‘Artýk yaþlanmýþtý. Orasýndan burasýndan kurumaya baþlamýþtý. Kýþ baþýnda kestik.’ deyince beynimden vurulmuþa döndüm. ‘Olamaz, olamaz!’ diye baðýrmaya, evin içinde oradan oraya koþmaya baþladým. Eþim ve çocuklarým gülecek gibi oldular, þakalaþmayý denediler. Durum bildikleri gibi deðildi. Ben resmen hastalanýp bir köþeye büzülüp kalýnca duygularýmý fark edebildiler. Onlar haklýydý. Böyle kardeþleri, dostlarý, arkadaþlarý olmamýþtý. Pek çok aðacý bile görmemiþlerdi. Börtü böcekle oynamamýþlardý. Býrakýn uzun uzun gözlemeyi, bok böceklerini görmemiþlerdi bile. Beni anlayabilmeleri olanaksýzdý, davranýþlarýmý ve tepkilerimi yadýrgamalarý   doðaldý.

 

Yaþam sürüyordu. Öðretmenlik görevim aksayamazdý. Ýlk gençliðimden sonra edindiðim baþka güzel dostlarýma, öðrencilerime koþtum. Onlar beni yepyeni dünyalara taþýrdý. Derse   girince  hastalýklarýmdan, üzüntülerimden  uzaklaþýrdým. Tebeþir en etkili ilacýmdý. Sayýlarýn, þekillerin gizemli dünyasý da çok sevdiðim bir ortamdý. Bok böceklerini gözlemekle bir matematik problemini çözmeye çalýþmak benzer þeylerdi. Karýncalarýn koþuþmasýndaki  düzen, arýlarýn özenle yaptýklarý petek, yapraklarýn biçimi ve diziliþ düzenleri birer matematik problemiydi.

 

Cevizimden sonsuza deðin ayrýldýktan uzun bir süre geçmedi. Bir gün aynada, saçlarý aðarmýþ ve azalmýþ, kýsalmýþ tombulca yanaklarý sarkmýþ emekli bir öðretmenle karþýlaþýverdim. Kendime göre bazý önlemler almýþtým. Cevizimden, börtü böceklerimden, öðrencilerimden, sayýlarýn gizemli dünyasýna, kadar her þeyi beynimdeki film karelerine aktarmýþtým. Her an birkaç kareyi açar, yaþadýklarýmý yinelerim. Düþlerim de bana çok yardýmcý olur. Dostum demiyeyim ama , zorunlu yol arkadaþým Bay Lösemi bile o film kareleri ve düþlerimle baþ edemedi, dalgasýný geçmekten vazgeçti.

 

Annemin cevizimle ilgili o kara haberinden bir süre sonra köyüme gittim. Ýlk iþim baðýmýza koþmak oldu. Daha doðrusu bað yerine. Artýk ninem yoktu. Baðýmýz da yoktu. Ak Kiraz ablam da. Karýncalar baþka baþka yerlere göçmüþtü. Ekilip biçilmeyen, yaban otlarýyla dolu bakýmsýz bir tarla karþýladý beni. Üç yaþlý incir aðacýnýn, kenarlardaki dikenli böðürtlenlerin üzüntülü ama tatlý gülücükleri bile göz yaþlarýmý silemedi. Gökyüzünü çatýr çatýr yarýp acele yýldýzlara ulaþmak isteyen cevizimin yeri boþtu. Yarým metreye yakýn bir kütük kalmýþtý. Artýk o mezar taþýný okþayabiliyordum. Baltanýn saða sola fýrlattýðý yongalarý  gözlerimi kýrpmadan inceledim. Birinde ters R’nin bacaðý duruyordu. Diðer yazdýklarýmdan bazý parçalar da. Yüzüm gene kýzardý iþte.

 

Yakýcý Güneþ’in altýnda sýrt üstü uzandým. Film karelerinden bir ikisini çaðýrdým. Güneþ ýþýnlarýnýn altýnda ipil ipil oynaþan yapraklarý izledim. O minik yabani ceviz fidanýndan baþlayarak uzun yýllarý bir bir yeniden yaþadým. Bir süre sonra kan ter içinde kalktým. Geriye baka baka eski bað yerinden ayrýldým. Yüz  bin  eliyle bana dokunamadý cevizim. Yüz bin gözüyle süzemedi. Sarýlýp yüz bin yürek çarpýntýsýyla ürperemedim. Kýzgýn güneþ beni terletemedi. Dönüþ yoluna girince gömleðim ýpýslaktý…”

 

Babamýn dördüncü kardeþini de tanýdýk .Kendi aðzýyla sizlere de tanýtmaya  çalýþtým. Kardeþlerini bizlere de tanýttý. Bu arada babamýn asýl kardeþlerinin ‘Kargalar’ olduðu kanýsýna vardýk. Dördüncü kardeþinin mezarýný ziyarete gittiðimizde, beþincisi sýradaydý. Dördüncüye beþ on metre ötede boyumuzu aþmýþ bir amcamýz sýradaydý. Hani “Kargalar bile güler.”sözü çok kullanýlýr ya. “Gülmez” anlamýnda .Bizimkiler maþallah,hem gülen hem güldüren cinsinden. Bu arada babama da bir sürprizim var. Birkaç satýr da babama…

 

Sevgili babacýðým, beþinci amcamýz maþallah çok yakýþýklý. Cildi de pýrýl pýrýl. Kuþe kaðýdý gibi. Bütün býçakçýlarý da dolaþtým. Sarý keçi boynuzu saplý bir çaký bulamadým. ‘Ülkede keçi mi kaldý ki,sarý keçi boynuzu bulunsun…’ diyorlar. Sarý plastik saplýsýný bulabildim.Onunla idare ediver artýk. Baþkasý yazmadan elini çabuk tut. Þöyle terbiyeli olarak adýný kazýyýver.Dikkat et, R ters olmasýn

 

                                                                                            Iþýk ÞENLÝK




YORUMLAR

Edeb./Mizah Kategorisine Ait Diðer Haberler

Hortum Harbi Diayalog iki Harbi Diyalog Mektup CEVÝZÝN YAPRAÐI DAL ARASINDA.....2 WOLFGANG AMADEUS MOZART Alioðlu'nun Sözlüðü (Yedi) Cevizin Yapraðý Dal Arasýnda Uzun Yol 25 Necatiden yüzler(Üç) Devrimci Kuþaðý
KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır