|
UZUN YOL/19
ÖÐRETMENLÝK YOLU
Ýlkokul öðretmeni olarak Van ili emrine atanmýþtým. Sýcak bir aðustos gününde yola çýkmak üzere Ýzmir’e gittim. Rahat yolculuk yapmak için trene ilk istasyondan binecektim. 1957 yýlýnda doðu illerine yalnýz trenle gidebilirdi. Trenin o acý çýðlýðýyla yola çýktýk. Çýðlýklara, ilk mesleðe baþlamanýn coþkusu karýþýyordu. El sallayaným olmadý. Arkamda bakraçla su döken iki yaþlý kadýný, annemle ninemi,Hatçana ile Küsmebe’yi köyümde göz yaþlarý ile baþ baþa býrakmýþtým.
Rahat yolculuk yapmak için Ýzmir’den trene binmiþtim ama daha ilk istasyonda trenin koridorunda ayakta kalmýþtým. Tren koridorlarýna kadar týklým týklýmdý. Üç gün sürecek yolculuðum böyle ayakta nasýl geçerdi? Zorluklar, çözüm de getiriyordu. Birkaç saat sonra bir kasaba istasyonunda durduk. Ýstasyon kahvecisinden on lira verip bir tahta sandalye aldým. Zar zor bulabildiðim bir yere koyup oturdum. Birinci sýnýf koltuklar sanýrým böylesine rahat olamaz. Ayaktaki yorgun insanlarýn kýskanç bakýþlarý, bir yirmi yaþ gencini azýcýk gururlandýrýyor. Geçici dostlarla söyleþe þakalaþa, tahta sandalyede Malatya’ya ulaþtýk. Yolculuðun Afyon’dan sonrasý; yeþilsiz, uçsuz bucaksýz bir bozkýrýn karamsarlýðýyla geçti. Ben çam ormanlarýnýn, baðlarýn, meyvelerin süslediði bir yörenin çocuðuydum. Acaba gideceðim, belk de yýllarca çalýþacaðým yerler nasýldý? Ýçimdeki karþý durulmaz merakla bakýþlarým dýþarýda, trenin týk týk seslerini saya saya son istasyona, Kurtalan’a ulaþtýk.Ýlk izlenimlerim iç karartýcýydý. En yakýn dostlarý çok çeþitli aðaçlar olan, her an yeþilin binbir çeþidiyle belleði temizlenen biri için dayanýlmaz bir manzaraydý gördüklerim.
Tahta sandalyedeki uzun yolculuðum, Malatya’ya kadar sürdü. Bu arada sonralarý çok karþýlaþacaðým þaþýrtýcý bir bürokrat kafasýyla karþýlaþtým. Malatya’da oturabileceðim bir koltuk bulunca tahta sandalyemi yaný baþýma aldým. Onu bir yolculuk anýsý olarak saklayacaktým. Biletleri kontrol eden memurlar bu sandalyeye kafayý taktý. O bir eþyaydý ve cezalý olarak ücret vermek gerekirdi. Parasýný alýp bilet verdiðin insanlarý Ýzmir’den Malatya’ya kadar ayakta götüreceksin, iþkence yapacaksýn, böyle bir çözüme de ceza ile yanýt vereceksin. Galiba kutsal devlete ilk isyaným burada baþladý. Direndim. Komþu yolcular da bana destek verip, direncime katýldýlar. Aný olarak saklayacaðým sandalyemi ücretsiz taþýyabildim. Tren yolculuðumuz Kurtalan’a kadar sürdü. Kurtalan’da bir gece konakladýk. Benim gibi genç öðretmenlerle yeni dostluklar kuruldu. Bit ve tahtakurularýyla boðuþtuðumuz susuz otel bile neþemize neþe kattý. Sonra eski bir kamyonla Bitlis’e, oradan da Tatvan’a ulaþtýk. Kurtalan’daki otele benzeyen otellerde gene neþemizi bulduk. Tatvan’da güzel bir otel vardý ama orada konaklamaya gücümüz yetmezdi. Van Gölünü, küçük bir deniz aracýyla geçtik. Yolculuðumuzun en güzel dört beþ saatini gölde yaþadýk. Ýlk Van Gölü canavarý ile de tanýþtýk ve epeyce heyecanlandýk. Fil gibi bir canavar bata çýka gemiye doðru geliyordu. Baðýrýþlar çaðýrýþlar arasýnda canavar yaklaþtý. Gülüþmeler arasýnda da yoluna devam etti. Bizi korkutan canavar, ölen ve iyice þiþen bir beygirdi.
Dört beþ günü bulan bir yolculuktan sonra ilimize, Van’a ulaþtýk. Bir grup genç öðretmen, “Ýþte geldik, bize iyi bakýn!” dercesine yollarý aþtýk. Bizi nelerin beklediðini bilmiyorduk. Küçük bir otele, Erek Otel’ine yerleþtik. Artýk yuvamýzdaydýk. Ýlköðretim müdürü, milli eðitim müdürü genç öðretmenleri beklemektedir herhalde. Yarýn akþam buluþuruz.
Ülkemizin en batýsýndan en doðusuna gelmiþtim. Coþkuluydum. Tanrý yere inseydi seçeceði mesleði, öðretmenliði seçmiþtim. Mustafa Necati’lerin, Hasan Ali Yücel’lerin istediði gibi bir öðretmen olacaktým. Atatürk’ün ýþýklý yolu önümdeydi. Her yetkilinin bize yol göstereceðinden kuþkum yoktu.
AÇILIN YOLLAR!
ATATÜRK’ÜN IÞIÐINI TAÞIYAN GENÇ ÖÐRETMENLER GELÝYOR.
BÝZ GELÝYORUZ!..
Feridun BAYRAM
|