|
UZUN YOL / 20 SERT KAYALARIN ÝZLERÝ
Van iline atanan yirmiyi aþkýn öðretmendik. On kadarýmýz Erek Oteli’ne yerleþtik. Çoðunluk yakýn yerlerdendi. En uzaktan gelen de bendim. 1957’nin Van’ýný çok sevmiþtik. Þirin bir kentti, insanlarý sevecendi. Hemen bir caddenin iki yanýna dizilen çarþýsý
hareketliydi. Bolca çay evleri ilginçti. Bir görevli kesme þeker çuvalýnýn baþýnda küp þekerleri daha küçük parçalara bölüyordu. Sanýrým “Açýlýn yollar…” sözümüzü duymamýþlardý. Çarþý yoluna daracýk yollar açýlýyordu. Berberlerde çýraklardan birinin sürekli tavana asýlý bir büyük yelpazeyi, bir iple sallamasýný ilk kez görüyordum. Bir de çokça kahvaltý salonlarý dikkatimi çekmiþti. Tere yaðýndan bala çeþit çeþit kahvaltýlýklar sunuluyordu. Ucuzluðu nedeniyle uðrak yerlerimizdi.
Otelimiz gösteriþsiz ama sýcacýktý. Sýcaklýðý, oteli iþleten Halil Efendi’den kaynaklanýyordu. Halil Efendi içten, güngörmüþ bir Van’lýydý. Öðretmenleri çok seviyordu. Atatürk’le söyleþme olanaðý bulan seçkin bir Anadolu aydýnýydý. Geniþ arsalarýný Van Üniversitesi kurulmasý için baðýþlamýþtý. Ýlk onunla tanýþmamýz, mesleðimizin ilk günlerinde bize güç verdi. Onu çok sevdik. Bizi evlatlarý gibi karþýlýyordu. Para pul sorduðu da yoktu.
Ýkinci günümüzde ilk uðrak yerimiz öðretmenler derneði oldu. Meslek örgütünde beklediklerimizi bulamadýk. Yeni öðretmenleri beklediklerini, bize yol göstereceklerini sanýyorduk. Pek öyle olmadý. Ayak üstü bir hoþgeldinizle bizi baþlarýndan savdýlar. Üyelik önermeyi unutmadýlar. Yerleri bolca karþýlaþtýðýmýz çay evlerinden farklý deðildi. Bol bol oyun oynanan, sigara dumaný içinde pineklenen yerlerdi. Oradan çýkýp maarif memurluðuna uðradýk. Þimdiki adýyla ilçe milli eðitim müdürlüðüne. Asýk bir yüzle karþýlandýk. Onlardan yazý gelmeden gelmemeliymiþik. Maaþlarýmýz ödenemezmiþ. Okullarýmýzdan gelen yazýlarý gösterdik. Söylenenleri pek anlamadýðýmýzý belirtti. Bize yazý yazanlarýn kusur iþlediðini, atanacaðýmýz köylerin boþalmadýðýný sert bir söylemle yineledi yetkili. Boþuna beklemeden geriye, evlerimize dönmemizi önerdi. Sert bir kayaya çarpmýþtýk. Bir umutla ilin milli eðitim müdürlüðüne, valisine koþtuk. Onlar daha sert birer kayaymýþ. Benzer nedenleri yinelediler, maaþ alamayacaðýmýzý bildirdiler. Sonraki günler daha sýkça yüksek makamlara koþtuk, tartýþtýk ve kovulduk. Sýðýnaðýmýz otel oldu. Otel iþletmecisi Halil Efendi bizi sürekli yüreklendirdi; uðraþmamýzý, hakkýmýzý aramamýzý önerdi. Yakýn yerlerden gelenler geriye döndü. Benim gibi uzaklardan gelenler bir tartýþmanýn, hatta küçük bir savaþýn ortasýnda kala kaldýk. Üç beþ kuruþluk harçlýklarýmýz bitmiþti. Otel ücretini ödeyemiyorduk. Bir þeyler yemeden de olmuyordu. Otel iþletmecimizin aracýlýðýyla borç yapabileceðimiz fýrýncý, bakkal bulduk. Çöl yolculuðu gibi yiyeceðimizi içeceðimizi kýsýtlý kullanmaya baþladýk. Günde bir kez peynir ekmek yemekle yetiniyorduk. Öðretmenler Derneði bizlere hiç yardýmcý olmadý. Çevresel bir kitaplýk yaptýrma derneði yardýmýmýza koþtu. Maaþlarýmýzý ödemeleri için yetkililerle görüþtü. Onlar da sonuç alamadý. Yapmak istedikleri parasal yardýmlarý da teþekkür ederek geri çevirdik. Haksýzlýklarla, kendini beðenmiþ yetkililerle karþýlaþmak; aç kalmak kiþiliklerimizi deðiþtirdi. Uysallýðýmýzýn, çekingenliðimizin yerine kavgacý bir kiþilik gelmiþti. Zamanlý zamansýz valiye gidiyor tartýþýyorduk. Kovulup yine gidiyorduk. Bu arada benim için önemli bir geliþme olmuþtu. Yüksek okul sýnavlarýný kazanmýþtým. Bir süre sonra ayrýlmam gerekiyordu. Bu geliþme beni daha da korkusuz yapmýþtý.
O yýllarýn milli eðitim bakaný Tevfik Ýleri’ydi. Bir gece oturup ona uzun bir mektup yazdým. Olan biteni anlattým. Mesleðimize adým atar atmaz nelerle karþýlaþtýðýmýzý sayýp döktüm. Kýsa süre sonra doðrudan bakandan bir telgraf geldi. Maaþlarýmýzýn ödenmesi için ilgililere emir verildiði bildiriliyordu. Birkaç gün sonra da bakanýn imzasýný taþýyan bir mektup aldým. Aksaklýklarýn moralimizi bozmamasýný belirtiyordu. Tevfik Ýleri için belleðimde hiç de hoþ olmayan deðerlendirmeler vardý. Köy enstitülerini kapatmýþ, eðitmenleri iþlerinden çýkarmýþtý. Oysa benim ilk öðretmenlerim eðitmen ve köy enstitüsü kaynaklý öðretmenlerdi. O kurumlara karþý içten sevgim vardý. “Yiðidi öldür, hakkýný yeme.” derler. Tevfik Ýleri’ye bir yönüyle kýzsam da; öðretmenliðe ilk adýmýmda beni koruduðu için gönlümde sýcak bir yeri vardýr.
Bakanýn emri çok etkili oldu. Telgrafý ve mektubu maarif memuru kanalýyla geldiði için, maarif memurunun bana karþý tutumu birden deðiþti. Genç öðretmenler “Depo atamasý” yapýlarak maaþlarý ödenmeye baþlandý. Daðýtýmla görevli öðretmen; elinde çanta, sokaklarda para verecek öðretmen aradý. Bu kadar kolay bir çözümü bile uygulayamayan ilin yöneticilerini acýyarak anýmsarým. Ýlk karþýlaþtýðýmýzda valinin, “Sorununuzu çok uðraþarak çözdüm.” demesini de acýyarak anýmsarým.
Kötü ve katý yönetimin genç öðretmenlere tattýrdýðý acý günler bir ay kadar sürdü. Bu bir ay bizim için yepyeni bir öðrenim dönemi oldu.Yeni bir okul bitirmek, yaþayarak kazandýðýmýz deneyimleri bizlere kazandýramazdý. Sonraki yýllarda benzer olaylarý çok yaþadým, direnerek aþtým, acý çektiðim günler de çok oldu. Þu anda mesleðimin o ilk bir ayý çok güzel bir anýdýr. Ýyi ki yaþamýþým.
“Açýlýn yollar, biz geliyoruz. Genç öðretmenler geliyor.” diye haykýrarak umutla Van’da mesleðe ilk adýmý atmýþtýk. Her yeni görevde bu umudu taþýdýk , sert kayalara çarparak umutsuzca bozuk çarklarýn arasýnda çýrpýnarak, yeni mutluluklar aramaya koþtuk, koþuyoruz,daha da çok koþacaðýz…
Feridun BAYRAM
|