CAZETE
05 Eylül 2010 Pazar
ALTIN YAPRAKLI MEÞELER
Iþýk Þenlik
2010-05-19 - 21:23

ALTIN YAPRAKLI MEÞELER

 

Üç arkadaþ ve üç kardeþ çocuklarýydýlar. Eþleri de birbirleriyle akraba. Biraz deli dolu, becerikli, biraz da kavgacý. Mustafa, Hasan Ali ve Mehmet. Zamaný geldi, üçü birlikte askere gittiler. Önce Çanakkale. Bir süre eðitimden sonra Bursa'ya gidecekleri söylendi. En büyükleri ve deliþmenleri olan Mustafa üçünü topladý. ” Sizinki de askerlik mi? Ýki adýmlýk Bursa'da gezip geldiniz” diye bizimle dalga geçerler. Gelin, doðudaki isyan bölgesini gönüllü isteyelim. ” Kabul ettiler ve Siirt'e yollandýlar. Mustafa, Hasan Ali'nin hem can dostu hem de eniþtesiydi.. Ýkisi Siirt Kozluk Daðlarýnda atlý Jandarma olarak görev aldý. Mehmet'e cephe gerisi görev verildi.

 

Dersim ayaklanmasýnýn en þiddetli olduðu yýllardý. 1938'in kýþ aylarý. Kendilerini acýmasýz bir kavga içinde buldular. Bazý yerel nedenler ve dýþ kaynaklý kýþkýrtmalarla bir Türk-Kürt kavgasý baþlamýþtý. Oysa oralarda  yaþayanlar da onlardan farklý deðildi. Cephede savaþ,  gezdikleri köylerde yoksul insanlarla dostluk havasý vardý. Belki de dost olduklarýndan bir bölümü cephede düþmandý. Çok zorlu günler geçiriyorlardý. Sýk sýk ölümlerle karþýlaþýyorlardý. Yakýnmaya haklarý yoktu. Acý yaþamý kendileri seçmiþti.

 

Bir gün olan oldu. Mustafa alnýndan vuruldu. Hasan Ali çýlgýna döndü. Can dostunun cesedini atýna alýp üç gün dað bayýr dolaþtý. Onu topraðýn altýna býrakmak istemiyordu. Yapacaðý bir þey de yoktu. Küçük bir törenle Silvan Mezarlýðýna gömdüler. Köyüne de þehitlik tesellisi içeren bir mektup yazdýlar. Orada da acýlý yas günleri baþladý. Hasan Ali'nin aðzýný býçak açmýyordu. Üzüntüsünden hastalanmýþ, eriyip kurumuþtu. Onu on beþ gün izine gönderdiler. Karýsýný, anasýný, küçük çocuðunu, Mustafa'nýn karýsý olan kýz kardeþini kucakladý. On beþ gün nedir? Yeniden savaþa döndü. Ýyileþemedi askerliðinin bitmesine iki ay kala öldü. Onu da Silvan Mezarlýðýna, Mustafa'nýn yaný baþýna gömdüler.Bulay “Uzun Yol” adýyla yaýmlanan dizide de anlatýldý. Sonraki yýllarda geçen uzntýsýný da babamýn aðzýndan ben aktarayým:

 

Ben Hasan Ali'ni biricik oðluyum. Annem ve ninem beni ‘Babasýnýn yerini tutacak’ diye diye büyüttüler. ‘Baba’ sözünü hiç kullanmadým. Babasýz kalmanýn eksikliðini de hiç duymadým. Annem bana babalýk da yaptý. Yaþam bizim çizmediðimiz bir plan çerçevesinde sürüp gidiyor. Kiraz fidanlarýnýn kardeþi, börtü böceðin arkadaþý olan ben hepsini; annemi, ninemi de köyümde býrakýp okudum, matematik öðretmeni oldum. Ýlk görev yerim Diyarbakýr. Babamý orada iyiden iyiye özlemeye baþladým. Ben oraya isteyerek deðil, kura çekerek gitmiþtim. Yaþam planmnýn çizgileri içinde sanýrým bir þeyler gizliydi. Bir süre sonra orada hastalandým. Ölümcül bir hastalýktý, yüksek ateþ nedeniyle bunalýmlar geçiriyordum. Planýmýn çizgilerini daha bir deðiþik okuyordum. ‘Babam beni görüyordu,  yanýna istiyordu.’ Bu düþüncelerle çýldýrýyordum. Hastaneyi birbirine katýyordum. Birkaç ay sonra iyileþtim.

 

Hastaneden çýkar çýkmaz Silvan'ýn yolunu tuttum. 1938'ler yirmi yýl kadar geride kalmýþtý ama olaylar unutulmamýþtý. Mehmet saðlýkla köye dönmüþ, acý öyküleri bize anlatmýþtý. Silvan'daki bazý dostlarýndan da söz etmiþti. Onlardan biri Silvan'da saatçiydi. Onu buldum. Bana anýmsadýklarýný anlattý, mezarlýða kadar benimle gelerek babamlarla yeniden tanýþtýrdý.

 

Silvan Mezarlýðý çok sevimliydi. Bana bir park gibi geldi. Babamlarýn yattýðý yeri bir alan olarak gösterdi. Bir taþ, iþaret yoktu. Dümdüz bir yerdi. Bir süre kalmayý düþündüðüm için rehberime teþekkür edip uðurladým. Güzel bir yerde bir parktaydým. Babamla karþý karþýya ama yapayalnýzdým. Bir adým attým. Tatlý bir hýþýrtýyla uyandým, irkildim. Ayaklarýmýn altýnda kat kat özenle dizilmiþ yapraklar vardý. Altýn meþe yapraklarý. Altýn renginde kadife bir yorgan. Beni Yumuþak bir sesle uyardýlar. ‘Daha özenli bas. Biz onlarýn hem yorganý, hem simgesiyiz.’ Aralarýnda incecik tek tük güz çimenleri gülümsüyordu. Baþýmý kaldýrdým, genç uzun meþe aðaçlarýyla karþýlaþtým. Sararmýþ yapraklarý ipil ipil titreþiyordu. Sýrasý gelen yavaþça atlayýp yerdeki altýn yapraklarýn arasýnda yerini alýyordu. Daha fazla adým atamadým. Ayaklarýmýn altýnda kalmaktan rahatsýzdýlar. Yavaþça oturdum. Bazý yapraklarý avucuma alýp okþadým. Öptüm. Özenle yerlerine yerleþtirdim. Baþýmý kaldýrdým, genç ama olgun meþe aðaçlarýyla göz gözeydim. Ben bir orman  bölgesinin çocuðuydum. Pek çok meþe  aðacýyla tanýþtým, dost oldum, meþe ormanlarý içinde gezip dolaþtým, mantar topladým. Onlarla ortak yaþamým bile oldu. Büyük meþe aðaçlarýnýn dallarý arasýna çardak yapar, uzun yaz günlerinde orada dinlenir söyleþirdik. Niçin meþe aðaçlarýný seçerdik  bilmiyorum ama , bir çoban geleneðidir böyle yaþam. Daðlarda, yaylalarda en çok çam ve meþe bulunur. Meþeler çardak yapmak için sanýrým daha uygundu. Yapraklarý daha yumuþak, böcekleri, týrtýllarý daha az olurdu. Meþelere böylesine yakýndým ama, güzelliklerini, koruyuculuklarýný, konukseverliklerini uzak bir diyarda, Silvan’da öðrenecektim. Bana babamdan haberler getirip götürdüler. Çok mutlu olmuþtum. O gün benim de yaþamýmýn en mutlu günlerinden biri oldu.

 

Geçen yýllar yarým yüzyýla yaklaþtý. O mutlu saatlerimi unutamam. Bu bir günlük öykümü, artýk doksanýna gelen anneme onlarca kez anlattým. Her anlatýþýmda, on sekizinde yitirdiði kocasýna kavuþtuðunu gözlerinin ýþýltýsýndan anlarým. Birkaç göz yaþý damlasýyla da söyleþiyi noktalarýz.

 

Meþelere bir farklý bakýyorum artýk. Köyüme gittiðimde onlarla da buluþmaya baþladým. Anýt sözcüðü çýnarlar için çok kullanýlýr. Oysa meþeler arasýnda da anýt aðaç boldur. Kuþaklar boyu ayakta kalanlarý vardýr. Son yýllarda onlara bir canavar dadandý. Ýnsan elinde canavarlaþan motorlu testereler. Onlar acýmasýz, sevgiden uzak. Meþenin odunu deðerlidir ya, artýk anýt aðaçlar bile odun olmaktan kurtulamýyor. Her gidiþimde üç beþinin daha yok olduðunu görüyorum. Topraða sýký sýkýya tutunan birer kütükle karþýlaþmanýn üzüntüsünü duyuyorum.

 

‘ Meþeli de yavrum meþeli/ Þu daðlar meþeli’

Türküsü boþuna düzülmemiþ. Ýnsanlara dost olan, her alanda  kullanýlan,  güzel, saðlam bir aðaçtýr meþe. Çok özverilidir. Her yeri sever, her yerde yetiþir. Kýraç da olsa, taban da olsa, tohumunun düþtüðü yeri yurt tutar. Nereye gitseniz bir meþe çeþidiyle karþýlaþýrsýnýz. Gösteriþsizdir ama güzeldir. Palamutlarýna güzel yuvalar yapmasý, onlarý süslemesi, zamaný geldiðinde ‘ Haydi siz de yeni bir yaþama baþlayýn.’ Diye uðurlamasý görülmeðe deðer. Gösteriþsizdir dedim. Belki çiçeklerini bile görmemiþsinizdir. Oysa sarý çiçekleri çok hoþtur. Kadife yapraklarý sert gibi görünür. Hele bir elleyin. Sizi okþayacaktýr.Kullanýldýðý her yerde aranýlýr, beðenilir. Mobilyalýk keresteleri çok saðlamdýr, ölümsüzdür. Kesitindeki damarlar bir ressamýn elinden çýkmýþ gibidir. Kaplamalarý deðerlidir. Belki evinizdeki dolaplarda mobilyalard her gün selamlaþýyorsunuzdur. Odun  olarak  bile bir baþkadýr.En çok aranan, en güzel ýsýtanýdýr.

 

Meþeleri birazcýk tanýtmaya çalýþtým. Gördüðünüzde ne olur tanýþýp koklaþýnýz. Yapraklarýna incitmeden basýnýz. Bahçenizde, tarlanýzda meþelere de yer ayýrýnýz. Parklarýmýzda meþeler de görebilsek ne güzel olur.

 

Bana bildiðim meþeleri yeniden tanýtan Silvan'ý özlüyorum. Hele  o mezarlýktaki anýt meþeleri… Hele o altýn meþe yapraklarýnýn sýcaklýðýný, beni karþýlayýþlarýný…”

 

                                                                   Iþýk ÞENLÝK




YORUMLAR

Edeb./Mizah Kategorisine Ait Diðer Haberler

Devrimci Kuþaðý Alioðlu'nun Sözlüðü (Altý) Ceviz Yapraðý Dal Arasýnda(Birinci Bölüm) Uzun Yol (Yirmidördüncü Bölüm) Necati'den Yüzler iki Alioðlu'nun Çakýltaþlarý Uzun Yol (Yirmiüçüncü Bölüm) Necati'den Yüzler Kestane Kebap ... Alioðlu'nun Sözlüðü (Beþ) Uzun Yol (Yirmiikinci Bölüm) Yeniden Necati Eðitim Enstitüsü Alioðlu'nun Çakýltaþlarý
KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Keith Barry beyinleri büyülüyor
Önce, Keith Barry nasýl beynimizin vücudumuzu nasýl kandýrabileceðini gösteriyor -- podcastle iþleyen bir numa
Anketler
Ýsrail ile aramýzda ne olur?
Bakalým Amerika ne derse o olur
Bir gemi daha yollarýz ama bu sefer hazýrlýklý oluruz
Bu iþten çok karlý çýkarýz
Hiç birþey olmaz
Maskara oluruz
Ýsrail'e bir kýzarýz iþte o kadar
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır