|
Esen Yel
1940 DEVRÝMCÝ KUÞAÐI
lhami Bekir, Sabahattin Ali, Hasan Ýzzettin Dinamo, Aziz Nesin, Ömer Faruk Toprak, Niyazi Akýncýoðlu, Rýfat Ilgaz, Cahit Irgat, A. Kadir, Suat Taþer, Fethi Giray, Sabri Soran, Lütfü Eriþçi, Hulusi Dosdoðru, Kemal Sülker, Hüsamettin Bozok, N. Akalýn, A. B. Mergen, Selim Gök, Aziz Ziya, E. Kermo, Ümran Nazif, Kemal Bilbaþar, Sait Faik, Orhan Kemal, Enver Gökçe, Arif Damar, Ahmet Arif, Þükran Kurdakul, Attila Ýlhan…
Burada adý geçen geçmeyen tüm ‘Sevgili Kýrk Kuþaðý’ aydýnlarý sanatçýlarý… Hepinize selam olsun…
1970’li yýllar… Kadýköy… Büyük Postane çevresindeki mekanlardan kimileri… Panorama… Hatay Restaurant… Oðuz’un Meyhanesi… Elif Otel’in lobisi… Gençlik Kitabevi… Yeni Þafak Kitabevi… Günün belli saatlerinde, bu mekanlarda bir araya gelebilen yazarlar…
Zühtü Bayar, Egemen Berköz, Sabahattin Kudret Aksal, Osman Serhat Erkekli, Macit Cevat, Nurullah Can, Esen Yel, Cemal Süreya, Ýsmet Kemal Karadayý ve Ýlhami Bekir Tez… Ve dahasý…
Birlikteliklerde Ýlhami Bekir Hoca mutlaka baþ köþede olur. Buluþmalarýn adý da ‘toplantý’dýr… Hoca toplantýyý açar, sanat edebiyat söyleþileri yavaþtan kendini göstermeye baþlar. Hoca bir bakýma oturum baþkanýdýr da… Cumhuriyet döneminin, 1940 Kuþaðýnýn sözcüsü gibidir de… O dönemleri tüm incelikleriyle toplantýlara taþýr… Ve belli aralarla dergi niteliði olan kitaplar yayýmlar Ýlhami Bekir. ‘Sanat El Kitaplarý’ adýyla yayýmladýðý bu kitaplar tümüyle onun yönetimindedir. Bizden de katkýlar olur gerektiðinde… Kitaplarýn Kýsaltma adý SEK’tir…
‘1940 Devrimci Kuþaðý’ yazýsýna bir yaþam kesitiyle, bu yaþam kesiti içindeki… Fedailer Mangasý’nýn en kýdemlisiyle baþlamak istedim. Bu güzel görüntülerin içindeki Ýlhami Bekir’le sizleri tanýþtýrmak istedim… Ve bu yazýnýn özünde onun anlattýklarýndan veriler bulunduðunu vurgulamak istedim… Yazýnýn bütününde umduklarýnýzý bulamayacaðýnýzý biliyorum. Beni baðýþlayarak bulduklarýnýzla yetinin lütfen… 1940 Devrimci Kuþaðýnýn 1940’lý yýllara sýðmayacaðýný zaten biliyoruz… Bu yazý bir anýmsama - anýmsatma yalnýzca… Devrimci Kýrk Kuþaðýnýn anýsýný 21. Yüzyýla taþýma yazýsý…
Ve Ýlhami Bekir Hoca… Ve iþte onu tepeden týrnaða anlatmaya yetecek olan canlý dizeleri… Hürriyet þiirinden…
… Ey
Hayatta - kitapta
Kurþuna dizilen!
Peþinde devriye gezilen!
Ey aðaçta yürüyen su!
Göðüste atan yürek!
Ey yürümek,
Ey uçmak, inmemek!
Gidip dönmemek!
Ey sen vatandan üstün olan!
Sen "Ey! ki sensiz vatan
Bir cesettir üstünde
Akbabalarýn dolaþtýðý...
Sen ey vatandaþlarýn hür ýslýðý
çýðlýðý, sýrrý, HÜRRÝYET
"Emret ki; ölelim, EMRET!"
1940 Kuþaðý… Adlarý belirlemek – sýnýrlamak hiç de kolay deðil… Katkýsý olan tüm aydýnlarýn sayýsý kadar olduðunu düþünmek daha doðru olurmuþ gibi geliyor bana… Yine de hemen herkesin bildiði adlarý sýralamadan geçmemeliyim…
Ýlhami Bekir, Sabahattin Ali, Hasan Ýzzettin Dinamo, Aziz Nesin, Ömer Faruk Toprak, Niyazi Akýncýoðlu, Rýfat Ilgaz, Cahit Irgat, A. Kadir, Suat Taþer, Fethi Giray, Sabri Soran, Lütfü Eriþçi, Hulusi Dosdoðru, Kemal Sülker, Hüsamettin Bozok, N. Akalýn, A. B. Mergen, Selim Gök, Aziz Ziya, E. Kermo, Ümran Nazif, Kemal Bilbaþar, Sait Faik, Orhan Kemal, Enver Gökçe, Arif Damar, Ahmet Arif, Þükran Kurdakul, Attila Ýlhan…
Sabahattin Ali tüm yönleriyle bir deðer. Kiþiliðiyle, pýrlanta öyküleriyle, yaþam karþýsýnda onurlu duruþuyla… Siyasal iktidarlarýn baþ edemediði kararlýlýðýyla… Kim bilir onlarýn korkulu düþleri de olmuþtur çoðu zaman. Onun ‘Sýrça Köþk’ kitabýnýn ‘Heyet-i Vekile’ tarafýnda toplatýlýþý edebiyat tarihinin kara lekesi olarak kalacaktýr. Ýnsafsýzca öldürülüþü de…
Sýrça Köþk masalýnýn sonu þöyle:
"Böyle baþýn da bana lüzumu yok!" diyerek, boynuzundan tuttuðu kelleyi fýrlatývermiþ. Ýþte o zaman herkesin þaþtýðý bir þey olmuþ; hýzla gidip sýrça köþke çarpan kelle orada "Þangýr!.." diye koskocaman bir gedik açmýþ. Halk her þeyden saðlam, hiçbir zaman yýkýlmaz, kýrýlmaz bildiði o koskoca sýrça köþkün bu kadar çürük olduðunu görünce, elindeki kelleleri birbiri arkasýndan fýrlatmaya baþlamýþ, göz açýp kapayýncaya kadar tuzla buz olan sýrça köþk çökmüþ, yýkýlmýþ, içindekilerin çoðu cam kýrýklarýnýn altýnda ezilmiþ, kapýya yakýn yerlerdeki beþ on kiþi zor kurtulmuþ...
Halk sýrça köþkün enkazýný çabuk temizlemiþ, dünyada onsuz da yaþanabileceðini anlayarak eski hayatýna dönmüþ, iþini yine arasýndan seçtiði adamlara gördürmüþ, ama sýrça köþkün kötü hatýrasýný uzun zaman zihninden çýkaramamýþ. Ýhtiyarlar çocuklarýna ondan bahsederlerken, þu nasihatý vermeyi unutmazlarmýþ:
"Sakýn tepenize bir sýrça köþk kurmayýnýz. Ama günün birinde nasýlsa böyle bir sýrça köþk kurulursa, onun yýkýlmaz, devrilmez bir þey olduðunu sanmayýn. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beþ kelle fýrlatmak yeter."
Aziz Nesin bir baþka ‘can düþmaný’ siyasal iktidarlarýn… Ona acý çektiren devlet görevlilerini anýmsamýyoruz bile bugün. Ama Aziz Nesin geleceðe akýp gidecek…
Ýlk gerçek telif ücretimi Aziz Nesin’den aldýðýmý hemen söylemeliyim. Günaydýn gazetesinin Ustura mizah ekini çýkardýðý yýllar… Ýlk mizah yazýlarýmdan birini yayýmlamýþtý orada. Yüz lira telif ücreti… On beþ lira stopaj kesildikten sonra kalan seksen beþ lirayý postayla adresime yollamýþtý… Ve ben mizah öyküleri yayýmlamaya baþladýktan sonra beni sürekli izlediðini öðrendim sonradan. Tanýþtýktan sonra da beni hep onurlandýrdý. Bulgaristan’da yapýlan bir mizah yazarlarý toplantýsýna Türkiye Yazarlar Sendikasý adýna beni yollamayý önerdi, bu doðrultuda karar çýkarýlmasýný saðladý.
Karþýlaþmalarýmýzda hep þunlarý söylüyordu: “Devam et, çok iyi gidiyorsun…”
Aziz Nesin’in çok sayýda sevdiðim öyküsü var… Anýlarý bir baþka güzel… Beni En çok etkileyeni kýsa oyunlarýndan biri: ‘Sen Gara Deðilsin.’ Henüz okuma olanaðýnýz olmadýysa… Lütfen… Hemen o oyuna ulaþmalýsýnýz…
Kutsal Ýsyan… Kutsal Barýþ… Hasan Ýzzettin Dinamo’nun binlerce sayfalýk kartviziti… Eþine az rastlanýr bir vatansever Dinamo… Peki siyasal iktidar ondan ne istedi? Ýnsanlýk dýþý iþkenceleri hangi amaçla yaptý ona? Onu neden Karacaahmet Mezarlýðýnda günlerce saklanmak zorunda býraktý? Ama o yine de acýlarýný bile ürüne dönüþtürmeyi baþarýyor… Karacaahmet Senfonisi çýkýyor ortaya…
Dinamo’yla Caðaloðlu’nda tanýþýyoruz… MAY Yayýnlarýnda… Cuma Toplantýlarý kalmýþ aklýmda… Caðaloðlu’na gelen yazarlarýn çoðunluðu o gün MAY’a da uðruyorlardý… Resmi olmayan bir toplantý günü gibi… 1976… Çaðdaþ Kompozisyon yeni çýkmýþ… Dinamo’nun ilgisini çekiyor… ‘Orta büyüklükte bir boldozer’ olarak nitelendiriyor kitabý. Vatan’da Çaðdaþ Kompozisyon üzerine yüreklendirici bir yazý yazýyor. Zaman içinde daha sýk görüþmeye baþladýðýmýzda çaðdaþ içerikli bir edebiyat kitabý düþü kuruyoruz birlikte. O da büyük boldozer olacak…
Dinamo bir baþka edebiyatçý benim gözümde… ‘Bu kadar da insancýl olunur mu’ dedirtecek türden bir edebiyatçý… Bu dizeler onun insancýllýðýný anlatmaya yeter mi bilemiyorum…
“Güzel halkým,
Senden bir tek alkýþ beklemeden
Salt senin için aðladý durdu kýrk yýl
binlerce þarkým.
Bitirdim nice dert okulunu,
Yalnýz, þununla öðünebilirim
Bir gün iþçime ihanet etmedim
Bir gün ihanet etmedim insana.
Bin bir yerinden vurulmuþ yüreðimi
Ah, anlatabilsem bir gün sana.”
Okar Yayýnlarý ‘rüzgar gibi geçti’ Caðaloðlu’ndan… Yaþayabilseydi büyük katkýlarý olurdu kitap dünyasýna diye düþünüyorum. Sevgili Zeki Okar çok genç yaþlardaydý yayýnevini kurduðunda. Çaðdaþ bir bakýþ açýsý vardý dünyaya. Feodal Caðaloðlu’na da yeni bir anlayýþ getirmiþti… Caðaloðlu’nde telif ücretlerinin peþin ödenmeyiþi nerdeyse gelenekti. Bir gün Mahmut Makal’la gitmiþtik yayýnevine. Zeki Okar bana nakit olarak iki bin lira telif ödedi. Bunca yýlýn Mahmut Makal’ý þaþkýnlýktan ne diyeceðini þaþýrmýþtý…
Ömer Faruk Toprak’la Okar Yayýnlarýnda karþýlaþýyorduk. Benim üç kitabým çýkmýþtý: Çaðdaþ Kompozisyon, Komünistleri Tanýyan Köpek, Zýkkýmýn Peki… Ömer Faruk’un da bir kitabý yayýmlanmýþtý ayný yayýnevinde. Ben çok yeniydim Babýali’de… Baþka yayýnevleri benim kitaplarýmý basmazlardý… Bu kitaplarýn basýlmasý Zeki Okar’ýn dünyaya çaðdaþ bakýþýyla ilgiliydi… Ömer Faruk Toprak’la yavaþ yavaþ arkadaþ olmaya baþlýyorduk… Ondan öðreneceðim çok þey vardý. Fedailer Mangasýnýn bir baþka yazarýyla dost olmak düþünce dünyamý zenginleþtirecekti… Ama 1979 yýlý çabuk gelivermiþti… Onun þu dizelerini sizlerle paylaþmak istiyorum…
“Kolay deðil aþký ve yaþamayý terketmek
Her akþam böyle mahzun deðilim
Bir defa ayaða kalkýp konuþmaya baþlarsam...
Kolay kolay susmaz bu yürek
Kollarýný aç göðsünü aç ben geliyorum
Yaþamasýný isterim her doðan çocuðumuzun
Aðrýya gözyaþýna piþmanlýða raðmen
Sana tekrar anlatmalýyým gelecek günleri
Yaþamak ve özgürlük inkar edilmeyecek
Görmeyeceksin artýk korkulu rüyalar
Bir akþam üstü karþý karþýya oturup
Her sayfasýnda kan ve göz yaþý olan
Ýkinci dünya savaþýnýn kitaplarýný okuyacaðýz”
Edebiyat 81’in kapaðýnda A. Kadir’in elle çizilmiþ bir görseli vardý. Ve onunla ilgili yazýlar, dizelerinden seçmeler… Bu dizeler de derginin o sayýsýndan… Çarpýlmýþtým bu dizelere… Ve sýcaðý sýcaðýna bu dizeler üzerine: “A. Kadir’in Dizeleri Üzerine Senfonik Çeþitlemeler” adýyla þiire benzer bir þeyler karalamýþtým. Derginin bir sonraki sayýsýnda yayýmlanmýþtý… O günlerde Sevgili A. Kadir’le Yeni Þafak kitapçýsýnda sýk karþýlaþýyorduk… Söyleþiyorduk… Benim dizelerim onu çok duygulandýrmýþtý… A. Kadir’in beni çarpan dizeler iþte…
"pýnarýndan özgürlüðün al bir yudum
çek bir soluk rüzgarýndan sevdamýzýn.
seni benden ne bu kapý ne bu duvar ayýracak
seni ne bu kara kara gelen ölüm
al bir yudum pýnarýndan özgürlüðün
rüzgarýndan sevdamýzýn çek bir soluk.
gelir bir el kýrar bir gün kapýlarý
karanlýðýn bahçesinde açar gülüm.
seni benden ne bu kapý ne bu duvar ayýracak
seni ne bu kara kara gelen ölüm."
Enver Gökçe bir özel þairi Fedailer Mangasýnýn… Bir baþka özel fedaisi… Bir yaþamý, düþüncesi – düþü uðruna feda edecek kadar… 1977’de oldu Enver Gökçe’yle ilk karþýlaþmam… Onunla bir röportaj yapacaðým. Onu tanýyan bir arkadaþým benim için randevu aldý… Yerebatan Sarayý çevresindeki otellerden birinde, Turist Otel’de kalýyordu. Otelin lobisinde buluþuyoruz… Söyleþinin bir bölümünü gerçekleþtiriyorum… Sonra yeniden buluþacaðýz… Eklemeler yapacaðýz, fotoðraflarýný getirecek bana… Söyleþiden bir bölüm þöyle:
“Ardýndan "1951 Tevkifatý" baþladý. Ýki yüz dolayýnda iþçi, þair, yazar yani iki yüz dolayýnda aydýn bu tevkifatta yakalandý.. (.....) Gizli bir partiye (TKP) dahil olduklarý gerekçesiyle mahkemeye verildiler.. Ýki yýl süren ilk tahkikat sýrasýnda birçok antidemokratik iþlemlere maruz kalan bu iki yüze yakýn insan içinden 168 kiþi (....) hüküm giydiler..
Bu 168 kiþinin hemen tümü.. edebiyatýmýza, sanatýmýza, aydýnlýðýmýza damgasýný vuran insanlardý.. Vereceðim birkaç isim söylediklerimi anlatmaya yeter sanýrým.. Ruhi Su, Ömer Faruk Toprak, Þükran Kurdakul, Arif Barikat..”
Söyleþiye, verdiði isimlerin çoðunu almýyoruz… Fedailer Mangasýndan pek çok isim var… Bu bölümü özellikle aktardým…
Sonrasýnda Bulgaristan’a gidiyor tedavi için… Bu arada minik bir jübile yapýlýyor… Söyleþiyi bitiremiyoruz, o Ankara’ya yerleþiyor. Yazý, ölümünün ardýndan Edebiyat 81’de yayýmlanýyor… Enver Gökçe’nin kayýp bir destaný var… O destanýn baþlangýç dizeleri…
“Zaman akar, zaman geçer,
Zaman zindan içinde;
Biz mapusta gürül gürül yatardýk
Yýlan çýyan içinde.
Getirdiler ite kaka bir yiðit,
Ayak çýplak
Ak bir mintan içinde.
Zaman zaman içinde
Iþýk duman içinde
Ve raviyan-i ahbar
Ve muhaddisan-i ruzigar
Þöyle rivayet
Ve hikayet ederler kim:
Beni adem zor bezirgan içinde
Vardý bir Balaban…”
Arif Damar’la tanýþmamýz 1976… Bostancý’da Yeryüzü Kitabevini yönetiyordu… Moda’da, yakýn yerlerde oturuyorduk. Görüþme olanaðýmýz oluyordu. 2000’de ben Ýstanbul’dan ayrýlýncaya dek görüþmelerimiz sürdü… Ýmzalý kitaplarý… Kendi sesinden bir þiir kaseti… Ve güzel söyleþi anýlarý… Arif Damar’a buradan selamlarýmý ve güzel dileklerimi iletmek istiyorum… Þiirlerinin hemen tümünü okudum… Çok sýcak dizeleri var… Kimi kez duygularýn bu kadar güzel kurgulanabildiðine þaþýyorum… Ýþte Gitme Kal’dan birkaç dize…
“Her þeyi her þeyi aklýna getir
Gece yarýlarýný aklýna getir
Söylediklerini aklýna getir
Sinsi yaðmurlar yaðýyordu
Soðuktu
Yaktýðýmýz ateþi aklýna getir”
Niyazi Akýncýoðlu yakýn arkadaþýydý Arif Damar’ýn… Akýncýoðlu’nu bana o anlattý, sonra þiirlerini okudum… Kýrk Kuþaðý içindeki yeri gerçekten önemliydi bana göre… 09.01.1943’te Yürüyüþ dergisinde yayýmlanan dizeleri sizce de çarpýcý deðil mi…
“…Dostlar,
dostlarýn dostlarý;
bu bâbda ne söylesek az.
Bir þarkýdýr bu
kan ve ölümle yazýlmýþ kalplerimize,
unutulmaz!”
Rýfat Ilgaz bir baþka aydýný, þairi, yazarý 1940 Kuþaðýnýn… Süreli yayýnlarla düzenin aksaklýklarýna ýþýk tutan biri ayný zamanda… Yol arkadaþlarýyla birlikte… Rýfat Ilgaz Kýrk Kuþaðýndan söz ederken þunlarý yazýyor:
“1940’larda yozlaþtýrýlmýþ yönetime karþý, kalemleriyle baþkaldýran ozanlar, yolun ucunda görünmeye baþlamýþlardý. Kerpiç gibi vesika ekmeðiyle yetinerek çok sýkýntýlý ekonomik koþullar içinden geçiyordu aydýn gençlik. Bu aydýnlar kesiminden gelen ozanlara baskýnýn her türü gösterildi. Adým adým izlendiler, hücrelere mahpuslara atýldýlar. Yýllarca sürgün, yýllarca iþsiz ve yoksul býrakýldýlar. Ýstedikleri, insanca yaþamak, ülkeye eþitlik özgürlük ve iyi ekonomik koþullar içindi. Tek güçleri kalemlerinde idi. Dizelerin içinden gelen seste toplumcu ilkeler, yüreklerinde insancýl duygular vardý… Diyalektik materyalizmi görüþlerinin odak noktasý yaptýlar…”
Bu arada… Fedailer Mangasý adýyla hazýrladýðý kitapla Rýfat Ilgaz’ý, dolayýsýyla 1940 kuþaðýný anlatan Sevgili Öner Yaðcý’dan söz etmeliyim. Öner Yaðcý da 80’li yýllarda Kýrk Kuþaðýnýn çektiklerinden farklý þeyler yaþamadý… Baþarýlý ürünler verdi… Kardelen adlý kitabý unutulur gibi deðil…
Fedailer Mangasý sözünü ilk kez Attila Ýlhan kullandý. Sanýyorum 1950’lere dek, özellikle edebiyat alanýnda devrimci ürünler verenler için kullanýyor. Kendisi de bunlarýn içinde. Nazým Hikmet’in hapisten çýkarýlmasý için ‘Paris’i ayaklandýranlarýn’ içinde Attila Ýlhan ön sýralarda…
Attila Ýlhan dünyaya çaðdaþ bakýþýyla, renkli kiþiliðiyle, ‘þahane serseri’liðiyle bir baþka önemli isim… Yazýmý Attila Ýlhan’ýn dizeleriyle bitirmek istiyorum…
“…yola bir düþüldü mü ömür boyunca gidilir
ekmeðin ve þarabýn peþinden
turnalarýn peþinden
büyük þehirler büyük aþklar
çýðlýk çýðlýða terkedilir
ben
çocuklar gibi sevdim devler gibi ýstýrab çektim
damarlarýmda dünyanýn bütün rüzgarlarý
harblere açlýklara yalnýzlýðýma raðmen
anamdam yolcu doðmuþum
neyleyim
gurbet dedim
vatan dedim
hürriyet dedim.”
1940 Kuþaðý sanatçýlarý için yüreðimde büyük mü büyük bir özgürlük parký kuruyorum… Sayýlarý bilinemeyecek kadar çok aðaç dikiyorum… Özgürlük rüzgarlarýyla büyüsünler diyorum… Özgürlük rüzgarlarýný gelecek yüzyýllara taþýsýnlar diyorum… Devrimci Kýrk Kuþaðý sanatçýlarýnýn adlarýný gelecek kuþaklara fýsýldasýnlar diyorum…
Ýlhami Bekir, Sabahattin Ali, Hasan Ýzzettin Dinamo, Aziz Nesin, Ömer Faruk Toprak, Niyazi Akýncýoðlu, Rýfat Ilgaz, Cahit Irgat, A. Kadir, Suat Taþer, Fethi Giray, Sabri Soran, Lütfü Eriþçi, Hulusi Dosdoðru, Kemal Sülker, Hüsamettin Bozok, N. Akalýn, A. B. Mergen, Selim Gök, Aziz Ziya, E. Kermo, Ümran Nazif, Kemal Bilbaþar, Sait Faik, Orhan Kemal, Enver Gökçe, Arif Damar, Ahmet Arif, Þükran Kurdakul, Attila Ýlhan…
Burada adý geçen geçmeyen tüm ‘Sevgili Kýrk Kuþaðý’ aydýnlarý sanatçýlarý… Hepinize selam olsun…
Bir baþka yazýda buluþmak üzere…
Haziran 2010
***
|