|
UZUN YOL /3
DERSÝM YIKIMI
“ Dersim’in yazýlarý
Meliyor kuzularý
Ben buraya gelmezdim
Alnýmýn yazýlarý
Türkü”
Dersim !.. Doðu Anadolu’nun isyanlar ve acý olaylar bölgesi. Daðlarýnýn aþýlmasý zor, yaþamasý zor, aþiretleri bol yurt parçasý. Günümüzün Tunceli’si ile geniþ çevresi. Osmanlý’nýn gitmediði, gidemediði yerler. Vergi vermeyi, askere gitmeyi, sevmeyen dað özgürleri. Atatürk Türkiye’sinin kurallý örgütlü devlet yapýsýna bir türlü alýþamayanlarýn yurdu. Osmanlý’nýn isyan mirasçýlarý.
1930’larda aþiret baþkanlarýnýn hýrçýnlýklarý gene baþlýyor.1937’nin ilk baharýnda baþ kaldýrýyorlar. Önderleri, Seyit Rýza ve yakýnlarý. Seyit Rýza kendini “Dersim Generali” ilan ederek Ýngilizlerle iþ birliði arýyor. Genç Türkiye’nin liderleri buna izin veremezdi, vermediler. Kurtuluþ Savaþý boyunca benzer isyanlardan çok çekmiþlerdi. Seyit Rýza isyancýlarýna sert yanýt verdiler. 1937’nin yaz sonunda isyan bastýrýldý. Ýsyan bastýrýldý ama arkasýnda çok acýlar býrakarak. Seyit Rýza on yakýn adamýyla idam ediliyor. Kýþ geçince isyan yeniden baþlýyor. Daha sert karþýlýk görüyorlar. Uçaklar da devreye giriyor. Ýsyanlar bastýrýlýyor ama acýlar bastýrýlamýyor, daha da artýyor. Gerçek sayýlar pek belli olmasa da, altý bin yurttaþ, dört bin asker kýrýlýyor. Ýki bin kadar yurttaþ da batý bölgelerine yerleþtiliyor. 1950’lerde dönüþ izni verilse de bir çoðu dönmüyor, dönenlerden pek çoðu da geri geliyor. Yeni yurtlarýnda çok iyi karþýlanýyorlar. Ýçlerinden zenginler, üst düzey yöneticiler, milletvekilleri, bakanlar çýkýyor. Bir konuya deðinmek isterim: Yerleri deðiþtirilenler kendilerini “Kürt” olarak tanýtmýþlar, “Kürt” olarak kabul görmüþlerdir. Birinci sýnýf yurttaþlar olarak, birçok yerde Kürt köyleri, Kürt Mahalleleri oluþturmuþlardýr. Doðal olarak toplu isyan alýþkanlýlýklarý ve güçleri kýrýlmýþtýr. Sanýrým Genç Türkiye yöneticilerinin isteði de bu olmalýdýr.
Ýsyan, bir ulusun bölünmesi, hatta yok edilmesi anlamýný taþýr. Ýsyancýlarýn suçu olaðan dönemlerin hukuk düzenlemelerinin ötesinde düþünülmelidir. Ýsyanlar bastýrýlýrken yaþanan acý olaylar, bu açýdan deðerlendirilmelidir. Kurtuluþ Savaþýnda çýkan isyanlarýn bastýrýlmasý sýrasýnda da orantýsýz güç kullanýlmýþtýr. O dönemin yöneticileri bu konuda özenli davranmýþlar, Nurettin Paþa,Çerkez Ethem, Demirci Mehmet Efe gibi komutanlar için yargý yoluna baþvurulmuþtur.
Günümüzde, PKK‘nýn çatýþan üyeleri de kuþkusuz silahla karþýlanacaktýr. Bu konularda ordu birliklerinin suçlanmasý, hatta vatandaþýmýz olan PKK üyelerini çatýþmada öldüren askerlerin yargýlanmasýnýn gerektiðini ileri sürenler, Kurtuluþ Savaþý tarihini dönüp dönüp yeniden okumalýdýrlar.
Hatçana (Hatice Ana ) ve Þeptik Küsüm, Dersim adýný duymamýþlardý bile. Gönüllü askerler Hasan Ali ile Mustafa da. Küsümceler, köylerine gelen iki Kürt aile ile iyi dost olmuþlar, birlikte imecelere katýlmýþlar, türkü söylemiþler, çocuklarý arkadaþ olmuþtu. Çok çalýþkanlardý. Kýsa zamanda köydeki pek çok aileden daha zengin olmuþlardý. Dönüþ hakký verilince geri dönmüþler ama dostluklar sürmüþtü. Ailelerden biri, çok geçmeden yeniden geri gelmiþ, bir mahalle oluþturmuþlardý. Giden ailenin en küçükleri Ferman ile Ferdon iyi arkadaþlardý ve elli yýl sonra bile arkadaþlýklarý iletiþim yoluyla sürüyor.
Güncelliði bitmediði için Kürt sorunlarýna deðinmeleri sürdürüyoruz. Bu sorunlar bitmediði gibi, biteceði de yok gibi. PKK sýk sýk baðýmsýzlýk için savaþtýðýný söylüyor. Bundan sonra çözümün çok zor olduðu apaçýktýr. Mümtaz Soysal’ýn gönüllü göç önerisi, düþünsel linç ile karþýlandý. Tehcir (Zorunlu yer deðiþtirme) gericisi hatta faþisti diye. Gönüllülük temelli bir çözüm tartýþýlmalýydý. Bir Avrupa ülkesiyle düþünülseydi acaba nasýl karþýlanýrdý? Mahmur kampýna göçen Kürtler, davul zurna ile uðurlandýlar. Tam anlamýyla gönüllüler. Biz onlarý yaldýzlý davetiyelerle geri çaðýrarak çözüm arýyoruz. Oysa gönüllü deðiþim daha gerçekçi bir çözüm olabilirdi. Zorunlu Dersim yer deðiþmeleri bile çok güzel dostluklar sergilemiþti. Ferman ile Ferdon’un dostluklarý gibi.
Dönelim Hatçana’ya. Hatçana’nýn uzun yolculuðuna. Hatçana’nýn yolu, bir düþ gibi Dersim’in orta yerine “Paat…” diye düþüverdi. Doyamadýðý Hasan Ali, Çýlgýn Dersim çatýþmalarýnýn içinde buldu kendini. Þeytan’ýn gezemeyeceði doða koþullarýnda, gece gündüz isyancý peþine düþtüler. Her an bir maðaradan geliverecek kurþunlar arasýnda. Çok geçmedi, kör kurþunlardan biri, Mustafa’nýn Alnýna giriverdi. “Giriverdi… ” sözü ne kolay söylenip yazýlýveriyor. Oysa o saniyelik anda Hasan Ali’nin dünyasý yýkýldý. Çýldýrdý Hasan Ali. Kucakladýðý Mustafa’nýn o duru sýcak kaný tüm benliðini bir ateþ gibi yaktý. Can arkadaþý, eniþtesi, halasýnýn oðlu Mustafa ,sonsuzluða uçuverdi. Çýðlýklarý, haykýrýþlarý, küfürleri, Sason Daðlarýndan yankýlandý, Beðel Köyü’nün daðlarýna ulaþtý. Mustafa’nýn genç karýsý dul, üç yaþýndaki oðlu öksüz kaldýlar. Yaslý Beðel Köyü, kara bulutlara büründü. Hasan Ali birliðine dönmedi. Mustafa’nýn cansýz vücudunu atýna alarak, üç gün daðlarda dolaþtý. Birliðine hastlanmýþ, bitmiþ tükenmiþ bir Hasan Ali döndü. Mustafa’yý yaban ellerdeki bir mezarlýða, Silvan Mezarlýðý’na titrek elleriyle okþayarak býraktý. Hasta,zayýflamýþ, güçsüz bir beden kalan Hasan Ali’yi birliðin revirine yatýrdýlar. Arkadaþlarý baþýnda nöbet tuttu, onu yalnýz býrakmadýlar. Sýk sýk yüksek ateþ nöbetleriyle yanýyordu. Uzun süre isyancýlarý izleyemedi Hasan Ali. Kendine gelsin diye onu iki haftalýk izinle Köyüne gönderdiler.
Köyüne, genç karýsýna, anasýna, iki yaþýna yaklaþan oðluna sarýlmasý bile yetmedi ona. Hastalýðý sürdü. On beþ gün nedir ? Gelip geçiverdi. Ayrýlmasý zor oldu. Ailesinden, Mustafa’nýn karýsý olan kardeþinden ve dört yaþýndaki oðlundan gözyaþlarýyla ayrýldý. Yeniden Sason Daðlarýnda isyancý peþine düþtü. Hatçana ev temizliði yaparken iki satýrlýk bir yazý buldu. Hasan Ali giderken “Derdim çok büyük, kimselere anlatamam…” gibi bir þeyler yazýyordu. Bu yazý Hatça Ana’nýn beynini burgu gibi delmeye baþladý. Düþüncelere dalmýþtý, gözyaþlarý dinmiyordu. Ferdon oynadýðý arkadaþlarýnýn babalarýna, onlara özenerek “Buva, buva…” derdi. Babasýný görünce vazgeçiverdi. Çaresi yok, dayanacaktý. Hasan Ali’nin gelmesine iki ay kadar kalmýþtý. Kýþý birlikte geçireceklerdi.
Hasan Ali yeniden hastalandý, revire yerleþti. Çok sýk ateþleniyordu. Arkadaþlarý baþýnda nöbet tutuyordu. Çok geçmedi. Bir yýldýz kaymasý gibi arkadaþlarýnýn ellerinden uçuverdi. Mustafa’yý uzak yörelerde yalnýz býrakmak istemedi. Mustafa’nýn yaný baþýna gömdüler. Savaþta komutanlarla erler kardeþ gibi oluyor. Hepsi birden gözyaþlarýna boðuldu. Kara haber çabuk geldi. Köylüler bir ay kadar sakladýlar. Kimse söyleyemiyordu. Bir gün duyulacaktý, duyuldu. Ailesi bitti. Hatçana birden yüz yaþýna ulaþtý. Þeptik Küsüm’ün gecesi gündüzü yaslarla doldu Bu arada beklenmedik bir þey oldu “Þeptik Küsüm” yakýþtýrmasýnda bir küçümseme anlamý vardý. Tüm köylü aðýz birliði etmiþçesine “Þeptik” sözünü kullanmadýlar. Yeni adý,”Küsmebe” oldu. Hatçana daha on sekizindeydi. Karaya boyanmýþ þeker çuvalýndan dikilen ve “Guvrak” denilen iþ önlüðüne büründü. Baþýna kara baðlambaç baðladý. Tam yirmi dört yýl sonra, kýrk iki yaþýndayken çok özel bir günde, biricik oðlunun düðününde yeni bir elbiseyi aþýrý ýsrarlar sonunda diktirebildi. Kuralý bozmadý, elbise son derece sadeydi. Onu da sýkýla sýkýla giyebildi.
Hatçana gençti, güzeldi, becerikli ve çalýþkandý. Evlenmesini isteyenler ve önerenler çok oldu. Saniye düþünmeden hepsini geri çevirdi. “Oðluma baþkalarýna baba dedirtmem.” Deyip kestirip attý. Sözünden de dönmedi. Gelin kaynana daha çok sarýldýlar, hýrslandýlar. Ferdon’larýna umut baðladýlar, çalýþtýlar,çalýþtýlar…Hatçana gündüzleri çiftçilik, geceleri el dokumacýlýðý yaptý. Evleri bir dokuma atölyesi gibiydi. Kaynanasý onun yardýmcýsýydý, çýraðýydý. Ona danýþmadan hiçbir þey yapmazdý. Hasan Ali’nin býraktýðý yerden, düþündüklerini gerçekleþtirmek için çok çalýþtýlar, didindiler. Çok güzel bir baðlarý, kendilerine yettikten sonra artanýný satabildikleri çeþitli meyve aðaçlarý oldu. Yirmi kadar koyunlarý, birkaç inekleri eksik olmadý. Pekmezleri çevrede aranýrdý. Hatçana dokuma yaparak üç beþ kuruþ kazanýrdý. Aðýr gelen iþleri de dokuma karþýlýðý yaptýrýrlardý. Kimseye borçlu kalmadýlar, borç isteyenleri geri çevirmediler. Ferdon’larýna çok düþkündüler. Bir istediðini iki etmediler. Hatçana’nýn sert davrandýðý olurdu arada. Küsmebe’den çok yaramazlýk yaptýðýnda bile yüksek bir ses duymamýþtýr. Gelinine þaka yapardý: “Onu sen mi doðurdun? Ben doðurdum onu, o benim.” Derdi .
Hatçana ve Küsmebe yeni baþtan bir yaþam kurdular. O yaþamýn merkezinde Ferdon’larý vardý. Mustafa’nýn karýsý Ayþe ve oðlu Hüseyin ile her zaman bir arada oldular. Tek bir aile gibi. Ferdon ile Hüseyin de iki kardeþ. Mustafa ve Hasan Ali de Silvan Mezarlýðýnda öyleler. Onlara selam olsun…
|