|
EÐÝTÝM:
NASIL ÖÐRETMEN ?
Ülkemizin öðretmen sayýsý sanýrým 800.000 kadar. Birkaç yýl içinde de milyonu aþacak. Nicelik olarak öðretmen sorunumuz yok denilebilir. Nitelik olarak ise eðitim dünyamýzýn en önemli sorunu kanýmca Öðretmenyetiþtirme. sorunudur. Ýsterseniz ikincisini de belirteyim: Üniversiteler önündeki yýðýlma.
Bir öðretmenin bazý önemli nitelikleri; meslek aþký, özveri, imece örgüsü, eðitimbilimsel (pedagojik) donaným, bilimsel donanýmdýr. Bu niteliklere; saðlýk, fiziksel görünüm, güzel konuþma gibi birçok özellik de eklenebilir. Eðitimbilimsel ve bilimsel donaným kiþisel çabalarla kolayca kazanýlabilir. Oysa Olmazsa olmaz. Nitelikler olan meslek aþký, özveri, imece alýþkanlýðý, uzun yýllarýn geleneklerinden süzülüp gelen örneklerle kazanýlabilir, usta-çýrak yöntemleri gerektirir. Çok anlatýlan bir öykü vardýr. “Bir testi atölyesindeki çýrak her þeyi öðrenmiþtir. Ustasý çýraðýn yaptýðý testiyi alýp fýrýna koymaktan baþka bir þey yapmaz. Çýrak da ustasýnýn elini öper ve kendi atölyesini açar. Gel gör ki bir türlü fýrýndan saðlam testi çýkaramaz. Yeniden ustasýna döner, özür diler ve çýraklýða baþlar. Ustasý yapýlan testileri fýrýna koyarken Püf… der. Çýrak iþte bu sözcüðü öðrenememiþtir. O sözcükte bir sevgi, aþk gizlenmiþtir. O niteliði kazananlar ancak iyi bir usta olabilir. Her meslek gibi öðretmenliðin de böylesi “Püf...” noktalarý vardýr ve bunlar olmadan öðretmenlik yapýlamaz.
Emekli postacýlar mektup daðýttýklarý sokaklarý dolaþýrlar. Emekli öðretmenler de okullarýn çevresini… Ben de kýrk yýlý aþkýn öðretmenlikten sonra sýk sýk okullara uðrarým. Bir yolculuk sýrasýnda karþýlaþýverdiðimiz köy ilköðretim okuluna da uðramadan edemedim. Genç müdürle dereden tepeden söyleþtik. Üzüntüyle sýnavlarda baþarýya ulaþamadýklarýndan yakýndý. Koridordaki bir baþarý belgesini gösterdim. Birkaç yýl önce il düzeyindeki sýnavda birinci olduklarýný gösteren belgeyi. Onu da anlatayým dedi: “Üç genç öðretmen atandý. Kalacak bir yer için yardým istediler. ‘Biz ilçede kalýyoruz. Kiralar ucuz. Size de bir ev bulabiliriz. Sabahleyin servis aracýyla gelip akþamüzeri gidiyoruz’. Biraz irkildiklerini fark ettim. Biri Ama müdür bey, biz öðrencilerimizin kaldýðý yerde kalmak isteriz. dedi. Açýk söyleyeyim, bir yönetici olarak çok utandým. Köyden bir ev bulduk. Okul erken açýlýp geç kapanmaya baþladý. Öðrencilerin yakýnlarýnýn ilgisi arttý. Köy gençleri de okula gelip gitmeye baþladý. Ýþte o yýl böyle bir baþarýya ulaþtýk. Müdüre bu üç öðretmenin yetiþtikleri okulu sordum. Öðretmen lisesini ve eðitim fakültesini bitirmiþler. Onlarýn bulunduðu dönem çok baþarýlý geçmiþ. Baþka yerlere atanýnca yeniden eskiye dönmüþler. Benzer örneklerle hemen herkes karþýlaþmýþtýr. Ortaokula baþladýðýmda, matematik öðretmenimiz her gün okulun açýlýþýndan bir saat önce gelir, o günkü yalnýz matematik deðil, tüm derslerimizi çalýþtýrýrdý. Ben köyden gelen bir öðrenciydim ve çekingendim. Türkçe öðretmenimiz de konuklarý olduðu günlerde beni evine yemeðe götürürdü. Sanýrým bazý alýþkanlýklar kazanacaðýmý düþünüyordu. Akhisar Ali Þefik Ortaokulundaki Nuri Akten ve Pakize Yelen i bu vesileyle saygýyla anmak isterim. Bu nitelikler; lisans, yüksek lisans, doktora gibi eðitim aþamalarýyla kazanýlamýyor. Köy okuluna atanýp, öðrencilerinin kaldýðý yerde olmak isteyen öðretmenler bu duyguyu kitaplardan kazanmadý. Belki abartýlý olacak ama, o üç kiþi öðretmen lisesinden sonra atansaydý gene o baþarýya ulaþabilirlerdi. "Öðretmen lisesi" adýndaki Öðretmen sözcüðü var ya, sergiledikleri o güzel davranýþýn önemli bir gizi, iþte o sözcük içinde gizlidir.
1936 yýlýnda eðitim tarihimize onurla giren bir Eðitmenler Deneyi vardýr. Okuma yazma bilen köy gençlerinden seçilen adaylar, yedi aylýk bir kurstan geçirilerek küçük köylere Eðitmen olarak atanmýþtýr. Eðitmenler köylerde öðretmen ve köy önderleri olarak destanlar yazmýþtýr. Eðitmen uygulamasýnýn baþarýsý, köy enstitülerini yaþama geçirmiþtir. Ben ilk üç yýllýk öðrenimimde bir eðitmenle yaþadým. Eðitmenimiz bizden fazla matematik ya da Türkçe bilmezdi. Bilgiyi bize keþfettirirdi, öðrenmeyi öðretirdi. Altý komþu köydeki eðitmenlerin bir davranýþýný aktarmadan da geçemeyeceðim. Ýkinci Dünya Savaþ ý yýllarýnda bu eðitmenlerden üçü askere alýnýr. Kalan üç öðretmen öðleye kadar kendi okullarýnda, öðleden sonra komþu köylerin okullarýna gidip çalýþara, askere giden eðitmenlerin görevini altý ay boyunca paylaþmýþlardýr. Böylesi meslek aþkýný, sorumluluk duygusunu bilmiyorum kaçýmýz kavrayabilir? Birinci Dünya Savaþ ýnýn yorgun, yaralý, hastalýklý, aç halkýyla bir kurtuluþ savaþýnýn kazanýlmasý da ancak bu duygularla açýklanabilir.
1970 yýlýna kadar öðretmen kaynaðý; genellikle öðretmen okullarý, eðitim enstitüleri ve yüksek öðretmen okullarýydý. 1974 te öðretmen okullarý sonra da eðitim enstitüleri ve yüksek öðretmen okullarý kapatýldý. Artýk öðretmenler yüksek okullardan ve fakültelerden yetiþecekti. Öðretmen okullarýnda çalýþan öðretmenler olarak çok sevinmiþtik.Artýk öðretmen yetiþtirmek daha yoðun bilimsel yöntemlerle gerçekleþecekti. Öðretmen yetiþtiren kaynaklar eþitlenecekti. Bin bir kaynak ortadan kalkacaktý. Üniversite kapýlarý herkese açýk olacaktý.
Bugün durum nasýl? 800.000 öðretmenin yarýsý öðretmen deðil. Ýþ bulamayan üniversite mezunlarý açýkta kalmasýn diye öðretmen olarak atanmýþ. Öðretmen yetiþtiren kaynaklar el yordamýyla öðretmen yetiþtiriyor. Yöntemler, yabancý üniversitelerin uygulamalarýndan, onlarýn uzmanlarýnýn önerilerine göre seçiliyor. Bilen öðretir. ilkesi temel alýnýyor. Deneyim, örnek, uygulama artýk yok gibi. Üniversite kapýlarýnda her yýl iki milyona yakýn öðrenci bekliyor. Okullardan umudunu kesenler dershanelere, özel okullara koþuyor. Baþarýnýn temelinde artýk para var. Üniversitelere baþvuranlarýn pek azý, ilk üç tercihini kazanabiliyor. Sýnavdaki baþarý durumu ancak Felaket nitelemesiyle açýklanabilir. Üniversiteyi bitirebilenleri de iþsizlik bekliyor. Devlet kapýsýnda iþ arayanlarý da yeni sýnavlar. Sýnavlara hazýrlayan özel dershaneler bir kez daha bekliyor. Üniversite diplomalý çöpçülerimizle, itfaiyecilerimizle, kapýcýlarýmýzla övünebiliriz. Yalnýzca övünebiliriz.
Görev baþýndaki öðretmenlerle ilgili acaba bir araþtýrma yapýldý mý? Öðrendiklerini ne düzeyde uygulayabiliyorlar? Dar bir çerçevedeki gözlemlerimle ve söyleþtiðim öðretmenlerin yakýnmalarýyla umut verecek bir yerde olmadýðýmýzý söyleyebilirim. Öncelikle bir gelir elde etmek amacýyla öðretmenliði seçenlerden baþlayarak gerçekçi bir Ýþ baþýnda yetiþtirme programý uygulamasýnýn çok ama çok yararlý olacaðýný düþünüyorum. Eðitim tarihimizde örnek alabileceðimiz ilginç deneyimlerimiz vardýr. Bu ilginç deneyimleri güncel sorunlarýmýza nasýl uyarlayabileceðimizi bir an önce tartýþmalýyýz.
Unutmayalým: Nitelikli öðretmenlerin yetiþtirdiði öðrencilerin görev baþýnda bulunduðu bir ülkede sorunlar daha kolay çözülecektir.
Feridun BAYRAM
|