CAZETE
21 Mayýs 2012 Pazartesi

UZUN YOL (BEÞÝNCÝ BÖLÜM) EÐÝTMENLÝ KÖY OKULU

  Feridun Bayram

          feridunbayram@gmail.com
         UZUN YOL (BEÞÝNCÝ BÖLÜM) EÐÝTMENLÝ KÖY OKULU

UZUN YOL /5 

                               EÐÝTMENLÝ KÖY OKULU

 

Yaþam durmaz. Ölenler kenara çekilir, yaþayanlar yolculuðu sürdürür. Zaman çok acýmasýzdýr. “Çabuk ol biraz bekleyelim.” gibi bir söz zamanýn dilinde yoktur. Uzun yol hiç kurumayan bir nehir gibidir. Akar,akar!.. Yorulup dinlenmeden akar. Hasan Ali ve Mustafa’nýn yoldan ayrýlmalarý beþ yýlý aþtý. Oðullarý üretici çocuklar arasýna karýþtý. Ýki evin kuzularý ve sýðýrlarýnýn çobanlýðýný onlar yapýyor. Hüseyin kuzularý, Ferdon sýðýrlarý otlatýyor. Kuzular dört beþ saat köye getirilip dinlendirildiði için çobanlýðý daha kolay. Hüseyin “Ben daha iyi kuzu çobanlýðý yaparým.Çelemen Karýsý ile, Zelke ile baþka yaþlýlarla kuzu güttüm.” Diyerek  açýkgözlük yapýyor. Ferdon farkýnda ama sesini çýkaramýyor. O akþama kadar daha uzak yerlerde sýðýr çobanlýðý yapýyor. Hatçana da iþin farýnda ama, o da sesini çýkaramýyor. Bu arada Hüseyin okula baþladý, 1944 yýlýnda da  üçüncü sýnýfý bitirdi.

 

Beðel Köyü’nde 1923 yýlýnda üç yýllýk ilkokul açýlýyor. Okulun açýlýþý için köyün imamý olan Koca Ýmam(Mehmet Ayra) çok çaba harcýyor ve baþarýyor. Ýlçenin köylerinde açýlan beþ okuldan biri için Beðel Köyü seçiliyor. 1942’de de okul beþ yýllýk oluyor. Ýlk üç yýlý eðitmenli köy okulu olup, eðitmen okutuyor. Hüseyin iþte bu okulu bitiriyor. Öðretmen gelmediði için son iki yýlý okuyamýyor.

 

1944 yýlýnda Ferdon  yedi yaþýna geldi. Okula yazýlmasý gerekiyor ama, okula üç yýlda bir öðrenci yazýldýðý için bir yýlý kayboluyor.“Eðitmenli Köy Okullarý”  oldukça ilginç bir okul biçimi. O yýllarý yaþamamýþ olanlara anlatmasý da, onlarýn anlamasý da çok zor. O yýllarda okulu olan köy sayýsý çok az. Zaten okul da yok, öðretmen de. 1936’da Milli Eðitim Bakaný  Atatürk’e durumu anlatýyor. Atatürk’ün düþüncesi þöyle: “Ordumuzda çavuþlar çok baþarýlý iþler yapar. Askerlikten sonra bunlardan yararlanabiliriz. Bir kurstan sonra küçük köylerde görev verilebilir. Adýna da ‘Eðitmen’diyebilirsiniz. Araþtýrýlýyor, tartýþýlýyor, köylerde denemeler yapýlýyor. Gecikmeden uygulamaya geçiliyor. Yedi aylýk kurslarla eðitmenler yetiþtirilip küçük köylere  atanýyor. Bu okullara  Eðitmenli Köy Okullarý” adý veriliyor. Bu okullara üç yýlda bir öðrenci alýnýyor.Üç yýlýn sonunda bir sýnavla diploma veriliyor. Baþarýlý olamayanlar yeniden birinci sýnýfa dönüyor. Bu uygulama öylesine baþarýlý oluyor ki, eðitimciler de þaþýrýyor, uygulamalar geniþletiliyor.

 

Beðel köyü’nden Rýza Temel kurslara gönderiliyor ve kendi köyüne eðitmen olarak atanýyor. Medresede de  okuduðuðundan köyde ona  Molla Rýza’nýn kýsaltýlmasý olarak Moldurza deniyor. Moldurza da diðer eðitmenler gibi mucizeler yaratýyor.  Eðitmenler zamansýzlýk, parasýzlýk, yersizlik  gibi özürleri  tanýmýyor. Öðrencilerle,  köylülerle

el ele vererek her eksiði tamamlýyor. Hayvan ahýrlarýný, boþ eski evleri, hatta kendi evlerinin bir bölümünü okul yapan eðitmen pek çoktur. Bu baþarýnýn ardýndan, Köy Enstitüleri açýlýyor ve onlar da çok büyük baþarýlara ulaþýyor.

 

1945 yýlýnýn   Ekim ayýnda, Hasan Ali’nin arkadaþý ve akrabasý, Þehit Mustafa’nýn da aðabeyi Mehmet Ay(Hatýp) Ferdon’u çaðýrýyor. Eline güzel bir kitap veriyor. “Bayram’la beraber yarýn okula baþlayacaksýnýz. Göreyim sizi. Öðretmeni iyi dinleyin. Çok çalýþýn. Kimseyle  kavga  etmeyin.” Ferdon eve sevinçle gitti. Hatçana ve Küsmebe kendileri okuyacakmýþ gibi  kitabý incelediler.Kapaðýnda“ALFABE” yazýyordu. Atatürk ile Ülkü’nün fotoðraflarý vardý. Hatçana  biraz okuma biliyordu. Ferdon’u çalýþtýrmaya hemen baþladý.

Hatçana’nýn sandýðý açýldý. Bu sandýkta Hatçana’nýn gelinliðinden kalma bazý elbiseler,Hasan Ali’nin 15 kadar mektubu, çocukluðundan kalma küçük deri bir çanta, izinli geliþinde Ferdon’a getirdiði bir top, askerlikte giydiði bir çift çizme saklanýrdý. Acýlar yinelendiði için, hele Küsmebe’nin yanýnda sandýk açýlmazdý. Ara sýra Hatçana bu çok deðerli emanetleri çýkarýr, temizler, okþar, gözyaþlarýyla sandýða koyardý. Ferdon’u avutamadýklarýnda çanta ile oynamasýna izin verirlerdi. O da çantayý çalgý(Gramafon) yaparak oynar,avunurdu. Bu kez çanta olarak çýktý. Ýçine  Alfabe, bir defter ve tepesi silgili kalemi konuldu.

 

     Ferdon’un okul yaþamý böylece baþlamýþ oldu. Bayram’ýn numarasý bir, Ferdon’un ki ikiydi. 38 kiþiydiler. Yarýsý kýz, yarýsý oðlan. 2010 yýlýnda bu öðrencilerden 19’u kaldý. Ýlk derste Moldurza okulu tanýttý. Kocaman taþ bir binaydý okul. Ýki katlýydý. Birinci katta depo gibi kullanýlan odalar, soðuk günlerde öðrencilerin ders aralarýnda kullandýklarý geniþ bir alan vardý. Ýkinci katta geniþ bir salon, iki derslik, bir iþlik, öðretmenlerin kullandýðý iki küçük oda vardý. Salon duvarýnda   Atatürk’ün, Cumhurbaþkaný Ýsmet Ýnönü’nün fotoðraflarý, büyük bir tablo olarak Nutuk asýlýydý. Kapý yerine altý oklu bir bayrak asýlý “Aradýðýný bul, bulduðunu koy.” dolabý  ve kooperatif olarak kullanýlan büyük bir tahta dolap bulunuyordu. Eðitmene “Öðretmen!..” diye seslenirdik. Eðitmenli köy okullarýnda bu sesleniþin kullanýldýðýný okumuþtum.

 

Eðitmenler çok ilginç eðitim yöntemleri uygulardý. Bilgiyi öðrenciler arar bulurdu. Guruplar halinde çalýþýlýrdý. Kaynak olarak her yer herkes, doðadaki aðaçlardan böceklere kadar her varlýk kullanýlýrdý. Yasalarý ,Köy Yasasý örneði ile muhtar; savaþlarý o savaþa katýlan yaþlý köylüler anlatýrdý. Ölçü araçlarý bakkalda, uzunluk ölçüleri yollarda tarlalarda uygulanarak kavranýrdý. Her iþi eðitmenle birlikte öðrenciler görürdü. Yakacaklarý odunlarý daðlardan getirilip sobada yakýlacak biçimde kesilirler, zamaný gelince badana yapýlýr, kara tahta boyanýr, genel temizlikler aksatýlmazdý. Tebeþirleri bile öðrenciler  yumuþak renkli taþlardan kendileri yapardý. 23 Nisan, Cumhuriyet bayramlarý görkemli biçimde kutlanýrdý. Köylüler de katýlýrdý. Savaþ görenlerin aðladýklarý görülürdü.

 

Ferdon’un adýnda okula gidince bir deðiþiklik oldu. Daha doðrusu yanlýþlýk düzeltildi. Gerçeði  Feridun’du,  böyle söylenmeðe baþlandý.

Feridun, Moldurza,nýn baþarýlý öðrencilerinden oldu. Kýsa zamanda okumayý, matematik iþlemlerini öðrendiler. Hatçana ve Küsmebe çok mutluydular. Feridun’un bir dediðini iki etmemeyi sürdürdüler. O da þýmarmadý. Okulda dördüncü sýnýf da vardý. Ancak öðretmenleri bir ay sonra ayrýldý. Yerine baþka öðretmen gelmediði için dördüncü sýnýf kapandý. O sýnýfta olan Hüseyin okuyamadý. Kooperatif de kapandý. Bir süre sonra Moldurza kooperatifin çalýþtýrýlmasýný Feridun’a verdi.

Annesine, ebesine (ninesine) muþtuladý Feridun. Çok sevindiler. Okuldaki en iyi arkadaþlarýndan biri Yaþar Ayra idi. Sýk sýk bir araya gelirler,ders çalýþýrlar, bol bol da dama oynarlardý. Yaþar’ýn babasý okulun ilk açýlýþý için çok çalýþan Koca Ýmam(Mehmet Ayra)’dý. Evlerinde küfeler dolusu gazete bulunurdu. O gazeteleri karýþtýrýp okumaktan büyük zevk alýrdýk. Bir ara gazete çýkarmaya heveslenmiþ,zevkle birbirine rakip olan  Umut ile Halk Gazetelerini çýkarmýþtýk. Moldurza’nýn o güzel okulu üç yýl sürdü Yýlsonundaki sýnavla dördüncü sýnýfta okumaya hak kazandýlar. Birkaç öðrenci baþarýlý olamadý ve birinci sýnýfa döndüler. Feridun ve arkadaþlarý Moldurza’nýn son öðrencileri oldu. O yýl Moldurza eðitmenlikten ayrýldý. Devlet Baba eðitmenlerin deðerini bilemedi. Onlarý kýrdý, hiçbir hak da vermedi. Moldurza çok baþarýlý bir çiftçiydi, ustaydý, terziydi. Baþarýlý çiftçiliðini sürdürdü. 1980 yýlýnda, 73 yaþýndayken aramýzdan ayrýldý, sonsuzluða uçup gitti. Öðrencisi Feridun onu EÐÝTMENLER : ÖÐRENMEYÝ  ÖÐRETME  USTALARI” adlý

Kitabýyla eðitim kamuoyuna tanýttý ve eðitim tarihindeki yerine saygýyla yerleþtirdi.

 

1948’de öðretmen çok geç geldi ve dördüncü sýnýf açýlamadý. Feridun ve iki arkadaþý on  kilometre uzaktaki bir köyün okuluna gittiler. Zor  koþullarda köye yerleþen Yaþar okudu, diðer ikisi  kaldý. Feridun         o yýl iyi bir çiftçi oldu. Hatçana ve Küsmebe sevindiler. Feridun’un okumak isteðine karþý çýkýyorlardý. “Babanýn yerini tut; kara öküze deh de, isteyene al de. ” diyorlardý. Feridun da koþullara karþý  pes etti.

Bir yýl sonra yeniden dördüncü sýnýf açýldý. Feridun bir yýl gecikmeyle ilkokulu bitirdi. Bir þans da doðdu. Feridun’un dayýsý terzi olarak Akhisar’a yerleþti. Hatçana ve Küsmebe Feridun’un ýsrarlarýný kýramadýlar , ortaokulda okumasýna “Evet” dediler.

 

Dördüncü sýnýfý okutan Hüseyin Tekin’in ve beþinci sýnýfý okutan Hasan Gündüz’ün öðretmenlikte ilk yýllarýydý. Ýkisi de köy enstitüsünü bitirmiþlerdi. Çok baþarýlý öðretmenlik yaptýlar. Ýkisi de Moldurza’nýn  öðretmenlikteki uygulamalarýna hayran kaldýklarýný sýk sýk belirttiler. Yarým yüzyýl sonra o iki öðretmenle buluþtuk. Ýlk söyledikleri Moldurza’yý unutamadýklarýný söylemek oldu.

 

Baþta Moldurza olmak üzere, Beðel Köyü’ne  Cumhuriyetle yaþýt bir okul kazandýran Koca Ýmam’ý ve o okulda çalýþan deðerli öðretmenleri saygý ile anmak tüm Beðellilerin borcudur.

2010-03-12 Bu yazý  499  kere okundu

SON YAZILARI

Dersim,Dersim Hortum Atatürk'ün Yolunda (Bir) KÖY ENSTÝTÜLERÝNE ÖZLEM Mektup Uzun Yol 25 Necatiden yüzler(Üç) Uzun Yol (Yirmidördüncü Bölüm) Necati'den Yüzler iki Uzun Yol (Yirmiüçüncü Bölüm) Necati'den Yüzler Uzun Yol (Yirmiikinci Bölüm) Yeniden Necati Eðitim Enstitüsü

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır