|
UZUN YOL / 6
HATÇANA’NIN EVLERÝ
Köylerdeki evler genel olarak çardak denilen geniþ salonlara açýlan odalardan oluþurdu. “…du…” diyorum, 2000’lere yaklaþýldýkça köy evleri de þehir evlerine benzemeye baþladý. Artýk köy evleri de kiremit örtülü, mutfaðý, banyosu, tuvaleti pek farklý deðil. Suyu akan, ,buzdolabý, çamaþýr makinasý, televizyon, telefon gibi teknolojik araçlarla donatýlmýþ evler. Olsa olsa köy evlerinin yakýnýnda hayvan barýnaklarý olabilir. Hatçana hep eski köy evlerinde oturdu. Babasý Hüseyin Efendi’nin damadý olunca ona bir oda verdiler. Hatçe Bebek bu evde doðdu, çocukluðunun bir iki yýlý bu evde geçti. Meryem’in hiç istemediði bu evlilikte sorunlar çýkmaya baþlayýnca bir ev aldýlar. Tanaco(Tarhanacýoðlu)’nun evini. Köylerde evler ilk sahiplerinin adlarýyla anýlýr. Bu evde rahat yaþadýlar. Hatçe bu evden gelin çýktý. Hacý Musalardan alýnan Þeptik Küsüm’ün evine girdi. 1963’e kadar bu evde kaldý, kendinin baþka evi de olmadý. Feridun da 1961’de evleninceye kadar bu evde yaþadý.
Feridun Hatçana’nýn ilk ve son evini þöyle anlatýyor: “Yan yana, iç içe geçmiþ toprak damlý on ev. Tam ortada bizimki. Damlarý ortak. Damdan dama ya da kapý ve pencerelerden geçilerek ilkinden sonuncuya gidilebilir. Birçoðu da akraba. Hemen hemen zengin fakir farký yok. Küçük pencereler camsýz. Soðuklarda pencerelerin tahta kapaklarý kapatýlýnca gündüzler gece olur. Hepsi birbirine benzer. Bazý bölümleri bir, bazý bölümleri iki katlý. Üzerleri su geçirmez özel bir toprakla kapatýlmýþ. Topraklarýn altýna “mertek” denilen aðaçlar döþeli. Ýkinci katlarýn üzerine "yüksek dambaþ", birinci katlarýn üzerlerine "alçak dambaþ" deniliyor. Dambaþlar da birer yaþam ve iþ alaný. Tarhana, bulgur gibi yiyecekler buralarda hazýrlanýyor; mýsýrlar, bazý meyveler buralarda kurutuluyor. Geniþ balkon görevi de yapýyorlar. Duvarýn birinde þömine biçimindeki "ocaklýk" baca ile yüksek dambaþa açýlýr. Ocaklýkta ortada büyük bir kütük ve onu besleyen küçük odunlar sürekli yanar. Ocaklýk ýsýnma, yemek piþirme, aydýnlanma amacýyla kullanýlýr. Ocaklýðýn karþýsýnda bir yarým daire biçiminde oturulur. Kalabalýk ailelerde ve konuklu günlerde yarým daire büyür. Yemekler de bu odada yer sofrasýnda yenir. Evin tavanýna yakýn raflar vardýr. Buralara "çanaklýk" denir ve kap kacak konur. Bacanýn üzerindeki boþluða da konulur. Genellikle ocaklýðýn karþýsýndaki duvarda önü açýk "yüklük" denilen bir dolap vardýr. Buraya yatak, yorgan, kilim, keçe konulur. Yüklükler bir perdeyle ya da kapakla örtülebilir. Genellikle açýktýr. Yüklüðün bir köþesinde kapaklý, birkaç metrekarelik bir dolap vardýr. Zorunlu durumlarda bu dolaplarda yýkanýlýr. Zorunlu durumlar "domuzluk" olarak kabul edildiðinden bu dolaplara da "domuzluk" denir. Odanýn tabanýna hasýr, çul, kilim, keçe gibi yaygýlar serilir. Fazla büyük olan odalarýn ve çardaklarýn ortasýnda "orta direk" denilen aðaç bir destek vardýr. Yiyecek konulan bir iki küçük gömme dolap da bulunabilir. Evin reisi ailesiyle bu odada kalýr. Anne, baba, büyük çocuklar yatmak için diðer odalara geçer.
Alt katlara kapaklý boþluklardaki merdivenle inilir. Kapaklara "kapanca" denir. Alt katlarda hayvanlar yaþar. Odun, çiftçilik araçlarý, saman için de özel yerler vardýr. Ýlkel tuvaletler alt katlarda ya da dambaþlarýn bir köþesindedir. Su köy çeþmesinden saðlanýr.
Hatçana’nýn evi oldukça geniþti. Ýkinci katta biri çok geniþ iki odasýna büyük bir salondan girilir. Alt katta yedi tane geniþ dam vardý. Ýkisine saman gibi hayvan yiyecekleri, birine odun konulurdu. Koyunlar, inekler, öküzler ayrý odalar vardý. En geniþ odanýn altýnda yalnýzca bir eþek kalýrdý. Galiba eþeðin gübresi az koktuðu için yaþama yerinin temiz kalmasý amaçlanýyordu. Ýki öküz de ayrý bir bölümde kalýrdý. Bayýrým da üretime olan saygý nedeniyle olmalý.
Odalarýn duvar kenarlarýna ya da bir kapakla açýlan ambarlara
yedek yiyecekler konul Yaðmur yaðdýðýnda damlar akar. Dambaþlar uzun saplý aðaç tokaçlarla vurularak sýkýþtýrýlýr. Taþlardan yapýlmýþ silindirler de dambaþlarda gezdirilir. Silindirin gýcýrtýsý týkýrtýsý; tokaçlarýn "paat,paat!"sesleri bir müzik temposu gibi köy içinde yayýlýr. Karlý günlerde de dambaþlar hareketlidir. Toplanan karlarýn atýlmasý gerekir. Özel kürekler karlar temizlenir. Ýþinizi bitirir, ocak baþýna geçer bir "oh!" çekersiniz. Bir saat sonra dambaþlar gene kar dolar. Haydi bir daha. Bahar yaz aylarýnda üretim için, kýþ aylarýnda kar temizlenmesi ve dambaþlarýn yuvarlanýp dövülmasi için canlýlýk sürer. Boþ kalmak yoktur. Hayvanlarýn beslenmesi, sulanmasý ayrý bir iþtir. Dokuma, halý, kilim tezgahlarý da kadýnlarý kýzlarý bekler. Küsmebelerde tüm bu iþler Hatçana’nýn omuzlarýndadýr. Erkekler daha rahattýr. Onlarý da köy odalarý, kahveler beklemektedir. Köy evlerinin içi dýþý, dambaþlarý sürekli bir hareket içindedir. Durum her zaman böyledir. Kentlerdeki ve köylerdeki þimdiki evlerin damlarýnda böyle bir canlýlýk var mýdýr? Biri dama çýksa "Damda deli var.” denir. Eski yýllarda damdan dama konuþmalar, birbirine yardýma koþmalar, imeceler canlýlýðý arttýrýrdý .Bu nedenle köy evlerinde yaþanýrdý. Kent evlerinde ise oturulur. Ben yirmi yýldan fazla bir köy evinde yaþadým. Zorluklarýný, güzelliklerini gördüm Yazlarý sýcaklarla, kýþlarý soðuklarla boðuþtum. Ama yaþadým. Sonra öðretmen olunca iki yýl lojmanda, on dört yýl kirada, otuz yýl da kendi evimde oturdum. Genellikle orta düzeyin üzerinde olan evlerdi. Balkonlarý "dambaþ" gibi kullanýp avundum. Hiç damlara çýkmadým. Çýkaný da görmedim. Yüksek dambaþlarý hep özledim. O ilkel evlerden kurtuldum diyemem. Oralarý hep özledim. Anýlarýmýn çoðu, yaþamýmýn dörtte biri geçen o köy evinde yeþermiþtir. Daha önce de söyledim. Köy evinde yaþadým diðer evlerde oturdum. Köy evimizin tavanlarýný örten merteklerini hiç unutamam. Akan yaðmur sularý çok ilginç çok güzel desenler oluþturmuþtu. Bir ebru sanatçýsýnýn elinden çýkmýþ gibi. Sýrt üstü uzanýr, saatlerce desenlerimi incelerdim. Özlediðim her þeyi bulabilirdim o desenler içinde. Böceklerden, çiçeklerden, kuþlardan tutun da dünya güzeli kýzlara kadar. Çok üzgünüm, o desenleri fotoðraflarla bugünlere taþýyamadým. Bir bölümü beynimin bir köþesinde saklý.
Evimizin yerinde þimdilerde kiremit örtülü, orasý burasý onarýlmýþ, yenilenmiþ bir ev var. Ýçinde oturanlar, oradan oraya koþuþan çocuklar var. Büyük bir merak ve özlemle bir gün izin alýp gezdim. Alt katlarda eski günlerden kalan çok þey var. En azýndan sývasýz duvarlarda tanýdýk taþlar, çukurlar, onlarý gizli göz yaþlarýmla okþadým. Geniþ odamýz yenilenmiþ olarak karþýma çýktý. Bir de çok tatlý sürprizle karþýlaþtým. Orta direk yaþlanmýþ, yorulmuþ olarak karþýmda durmuyor mu? Artýk göz yalarým gizlenemez. Ýkimiz de boþanýverdik. Dakikalarca sarýldýk. Sürprizin de sürprizi varmýþ. Bizden kalma çapraz saplarýndan örülmüþ küçük bir sepet orta direkte asýlýydý. Evi satýn alan komþularýmýz o sepeti atmamýþ, asýlý yerinde tutmuþ. O günümü anýmsadýkça duygularým. Bir çoðu aramýzda olmayan komþularýmýzý da saygýlarýmla anar selamlarým.
Evler, evlerimiz. Evlerde insanlar gibidir Anýlarla depoludur Bir köyden, bir kentten geçsem, önce evlerini izlerim. Bacalarýna bakarým. Duman çýkanlar içimi bir hoþ eder.
Evlerimiz…
Feridun BAYRAM
|