|
UZUN YOL / 7
HATÇANA’NIN YAYLA EVLERÝ
Hatçana bir yörük kýzý ve yörük gelini. Yörükler geleneklerine çok baðlýdýr. Anadolu’da beþ yüzyýldan fazla yörük gelenekleri fazla deðiþmeden ama yollar ve yýllar boyunca çeþitli kültürlerden etkilenerek günümüze ulaþmýþtýr. Göçebelik kültürü de hafifleyerek yayla kültürüne dönüþmüþtür. Azalsalar da göçebeliði günümüze kadar sürdürenler de vardýr. Her þeyin “Geliþme” adýna yozlaþtýðý 1950’lerden, daha doðru olarak 1960’lardan sonra yayla geleneði de hem yozlaþmýþ, hem de çok azalmýþtýr. 1960’lardan önceki geleneklerden biraz söz edelim.
Sürü sahipleri ve üç beþ hayvaný bulunanlar bahar gelir gelmez ayaklanýr. Köye en fazla on kilometre kadar uzaklýktaki yayla yerleri ezbere bilinse bile gene bir keþif yapýlýr. Seçilecek yer suya yakýn olmalý, otlaklara da yakýn olmalý. Aðaçlý yerler tercih edilir. Kurulacak yayla evi (Çadýr) sayýsýna uygun olmalýdýr. O yýllarda her yayla gurubunda en az beþ altý aile bulunurdu. Hatçana ile Hasan Ali’nin dul kardeþi ayni gurupta hatta ayný yayla evinde olurlardý. Feridun ile Hüseyin’in iþ bölümü yaylada da sürerdi. Benim bulunduðum yayla göçlerinde içme suyuna çok yakýn olunmazdý. Her gün beþ altý yüz metrelik uzaklýktan su taþýrdýk. Nedenini anlamamýþýmdýr.
Yayla evlerinin özel bir biçimi vardýr. On kadar genç çýnar sürgünü derelerden kesilip iskelet aracý olarak götürülür. Karþýlýklý çýnarlar iki metre kadar aralýkla çakýlýr.Üstten kavuþturulup baðlanarak ters U biçimi verilir. Birkaç tanesi de arkadan öne doðru baðlanýr. Çul, keçe, hasýr gibi yaygýlar kullanýlarak kaplanýr. Önü açýk kalýr. Ön tarafýna çalý çýrpý ile bir avlu yapýlýr. Avlu içine taþlarla bir ocak yeri yapýlýr.
Ailelerden yaþlýlar köyde kalýr, üretimle ilgili iþleri ayarlardý. Küsmebe de köyde kalýrdý. Baðda dört direk üzerinde tahtalardan bir kulübe yapýlýr, Küsmebe’nin yayla evi de orasý olurdu. Üzümleri, kuþ, köpek ve özellikle tilkilerden korurdu. Kadýnlarýn
Yaþamlarý çok çileliydi. Þimdilerde de öyle ama eski zamanlarda olanaklar çok kýsýtlýydý. Ayakkabý yerine ayakman (Takunya) kullanýrlardý. Öyle ki kalýnlýklarý azalýr neredeyse bir santime inerdi. Onlarýn çýkardýðý þýkýrtýlý sesler kadýnlara bir müzik gibi gelir, neþelendirirdi. Yayladaki iþlerini erkenden bitirirler, köydeki iþlere koþarlardý. Kýþlýk odunlar da yaylalardan taþýnýrdý. Hatçana’nýn günde iki kez köye gidip geldiðini anýmsarým. Yayla yaþamýnýn çok çileli günleri de olur. Bir kez öylesine yaðmur yaðdý ki, çamurlardan yürüyemez duruma geldik. Killi dað çamuru bizi yere tutkal gibi yapýþtýrdý. Evlerin içinden sel akýyordu. Bir an o gece öleceðimizi sandým. Aðlayýp Hatçana’ya sarýlarak bunu söyledim. Hatçana bunu sýk sýk aðlayarak anlatýr.
Yaylalara konuk geldiði de olurdu. Onlar için höþmerim, Osmanlý (Bir yumurta yemeði çeþidi), ayran gibi özel yemekler sunulurdu. Topluca süt saðmaya gitmek þölen gibi olurdu. Hele saðýmlardan sonra kuzularýn sürüye katýlmasý görülmeðe deðer. Koþuþmalar, kuzularla analarýnýn coþkulu arayýþ melemeleri ve buluþmalarý hem çok hüzünlü, hem çok neþeli olur. Yaylalarda yorgunluk, hareketlilik, coþku ve neþe bir aradadýr. O iki ay kadar süren dönemin liderleri çobanlardýr. Geceleri çalýþtýklarý için gündüzleri uyurlar. Onlarý rahatsýz etmemek için özel çaba harcanýr.
Moldurza’nýn eðitmen olduðu yýllardaki küçük çobanlarýn yani çocuklarýn haftada iki özel günleri olurdu: Cumartesi pazar okullarý. O günlerde okulda toplanýlýr, hem geçe yýl öðrenilenler tartýþýlýr yinelenir, hem de þarkýlar türkülerle, anýlarla neþeli iki þölen günü yaþanýrdý. Bu uygulamayý, hem Molduza’yý saygý ile anmak, hem de çok güzel ve özgün bir özveri örneði olarak sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. O yýllarda bir subay adayý olan Yahya Gökkaya’nýn bu öðrencilere gösterdiði ilgiyi ve aðýz armonikasý ile uðurlama ve karþýlama törenleri yapmasýný da unutamam. Emekli albayken sonsuzluða göçen bu deðerli aðabeyimizi de saygýlarla anýyorum.
Altý Mayýs günleri yaylalarýn özel bir günüdür. Hýzýrellez olarak anýlan o günde sabah þafakta taze su maya olarak kullanýlarak yoðurt yapýlýr. Biraz tadýmsak olan bu yoðurt, dertlere çare olarak tüketilir. Bu uygulamanýn diðer günlerde olamayacaðýna öylesine inanýlýr ki, diðer günlerde denenmez.
Yayla dönemleri çok uzun sürmez. Çoðunlukla 21 Hazirandan önce göçülür. Bu günler de çok sevinçli geçer. Köy yaþamýnýn güzelliklerine de, zorluklarýna da kavuþulur. Ýþte Hatçana’nýn uzun yýllar yýlda iki ay kadar yaþadýðý yayla evleri böyle. Çileli köy kadýnlarýnýn minik bir yaþam kesiti…
Feridun BAYRAM
|