|
UZUN YOL / 10
MELEK VE KELEK
Akhisar Ali Þefik Ortaokulu’nun 1951 öðretim yýlý birinci Dönemi, Feridun’un yaþamýnda bir dönüm noktasý olmuþtur. O dört aylýk küçük zaman parçasý, on dört yýlýn yaþam öyküsünü silmiþ, yeni baþtan yazmýþtýr. Yeni öykü neler getirmiþ, neler götürmüþtür? Kuþkusuz bunu zaman gösterecektir. On dört yýlýn pek çok kazanýmý da vardýr. Feridun onlarýn birçoðunu yeni öyküye katabilmiþtir. Bunda, dayýsý Terzi Bayram Usta’nýn çok büyük katkýsý olmuþtur. Köylü olmanýn getirdiði “Olumsuzluklara karþý dayanýklý olmak, doða ile savaþarak dost kalabilmek, çok acýlar çeken ve çekmeye devam eden Küsmebe ve Hatçana ile diðer yakýnlarýný unutmamak, þýmarmamak” gibi birçok özellik sayýlabilir. Birinci dönem çok mutlu geçti. Dersler baþarýlý, öðretmenlerle iliþkiler mutluluk verecek düzeyde. Birlikte çalýþtýðý arkadaþlarý çok. Zaman zaman onlarla geziler de yapýyorlar. Sonrasýný Feridun’ dan dinleyelim:
“Akhisar’da günlerim güzel geçiyor. Okula fazlasýyla alýþtým. Meremebe daha gelmedi. Yemek, temizlik gibi iþleri dayýmla þöyle böyle idare ediyoruz. Satýmýz yok ama ihtiyaç da duymuyoruz. Vücut saatlerimiz iyi çalýþýyor. Okula tam zamanýnda ulaþýyorum. Okul çýkýþý ilk uðraðým dayýmýn iþyeri. Ona okul raporunu sunuyorum. Yeni Sabah Gazetesi düzenli alýnýyor. Onu sindire sindire okuyorum. Bazý yerlerini sesli okuyorum. Karþýlýklý yorumlar da yapýyoruz. Akþamlarý ortak roman okumalarýmýz da sürüyor. Bu arada Zeynelzade Kütüphanesi ile tanýþýyorum. Orada dergi, ansiklopedi, yardýmcý ders kitaplarý karýþtýrýyorum. O yýllarda Akhisar’da çok gidilen iki yer var. Tren Ýstasyonu ve o çok güzel Akhisar Parký. Herkes tren saatlerini ezberden biliyor. O saatlerde istasyon dolup dolup taþýyor. Park da çok gidilen yerlerden biri. Arada hafta sonlarýnda sinemaya da gittiðimiz oluyor. Geceleri yasak. Öðretmenler kontrole çýkýyor. O yýllarda çýkan iki matematik dergisine abone oldum. Problemlerini çözüyorum. Sýk sýk dayým da bana katýlýyor. Sabahlara kadar uðraþtýðýmýz günler oluyor. Onunla hiçbir zaman dayý yeðen iliþkimiz olmadý. Baba oðul arasýnda da bir resmi hava bulunur. Ýki kardeþtik biz . Þakalaþan, birlikte roman okuyan, gazete okuyup, yorumlar yapýp tartýþan. Birlikte sabahlara dek problem çözen ikiz kardeþler. Çok genç yaþta, daha ellisine gelmeden aramýzdan ayrýldý. Üniversite bitiren ve serbest çalýþan iki oðlu, avukat bir torunu, üniversitede okuyan baþka bir torunu ve daha üç torunu, iki de torun çocuðu. Onlarýn, dedeleriyle güreþ tutmalarý, saçlarýný çekiþtirmeleri ne tatlý olurdu. Ya ikiz kardeþliðini kendime yakýþtýrdýðým ben?..Bayram Usta’nýn da ablasý olan annem Hatçana’nýn halüsünesyonlardan bunaldýðý þu günlerde, o sert býyýklarýnýn yanaklarýmda ýslanmasýný ne kadar çok isterdim…
Ayrýldýktan sonra ilk kez köye dönecektim. Heyecanlýydým.
Bir akþam üstü yola çýktýk. Bir kamyon üzerinde. Yanýmda köyden bir arkadaþým var. Hava soðuk ama, ev yolu sýcak oluyor. Akþam ortalýk karardýðýnda “Bekleme…” dediðimiz yere geldik. Gördes Akhisar arasýnda çalýþan taþýt araçlarý buradan geçiyor. Köyümle Bekleme arasýnda derin bir vadi var. Vadinin iki yanýnda, kýrk beþer derecelik yamaçlar . Aradaki patika yol üzerinde, tabanda bir deðirmen, Yol tarafýndaki yamacýn ortalarýnda Kabakoz Köyü. Deðirmen ve Kabakoz mola yerleri. Yolculuk bir buçuk iki saat. Biz iki delikanlý ‘Koþarak bir saatte gideriz.’ diye düþünüyoruz.
Beklemediðimiz bir durumla karþýlaþtýk. Hava çok soðuk ve diz boyu kar. Koþmayý býrak, zor yürüyoruz. Yollar belli deðil. Karanlýk bastýrdý. Kabakoz’a ulaþamadýk, bir ýþýk da göremiyoruz. Epeyce dolaþtýktan sonra Kabakoz’u bulduk. Orada kalmamýz istendiyse de yolumuza devam ettik. Bir de kazaya uðradýk. Büyük bir çukurun üzeri buz tutmuþ. Atlamak isterken çukura düþtük ve tepeden týrnaða ýslandýk. Yola devam etmek zorundaydýk. Herkesin uyuduðu bir zamanda köye ulaþtýk. Saatin nerelerde olduðunu tahmin edemezdik, çok az kiþide saat bulunurdu. Eve vardýðýmda bir sürprizle karþýlaþtým. Kapýnýn önü karla kapanmýþtý. Sesimi duyuramadým. Alçak dambaþta kapý olarak da kullanýlabilen ve “Seçef “ denilen büyük bir pencere vardý. Yýðýlan karlarý elimle temizledim. Uðraþa uðraþ sesimi de duyurdum. Hepimiz þaþkýndýk. Ocaklýða odun konuldu. Kurunduk. Ýliklerimize kadar ýsýndýk. Ben anlattým onlar dinledi, onlar anlattý, ben dinledim. O gece hiç uyumadýk.
Köyümüzü kuþkusuz çok özlüyorum. Maðara gibi, toprak damlý evimiz gözümde tütüyor. Annemin iþlik þýkýrtýlarý benim için en ünlü þarkýlardan, türkülerden daha güzel. Köy odasýndaki, kahvedeki söyleþileri arýyorum. Okulumuzdaki hoþlanmadýðým bir ders beden eðitimi Zor gelmesinden çok, þortla atlayýp zýplamaktan utanýyorum. Sanýyorum öðretmen beni arada idare ediyor. Birinci dönemi tatlý anýlar da kazanarak bitirdik. Son gün müdür baþ yardýmcýsý ile iki öðretmen sýnýfa geldi. Beni ve iki arkadaþýmý yanlarýna çaðýrdýlar. Yazýlý bir kaðýttan, o dönem en yüksek notlarý aldýðýmýz için yönetmelikler uyarýnca ödüllendirildiðimizi okudular. Ödülün bir adý da vardý ama þu anda anýmsamýyorum. Ara tatilinde baþarýlý bir öðrenci olarak köyüme döndüm.
|