|
UZUN YOL/ 11
YARIM YÜZYIL ÖNCESÝNE SELAM
Feridun’un öðrenciliði, birinci dönemin güzelliði ve baþarýsý doðrultusunda ikinci döneme baþladý. Akhisar’a, okula, Arkadaþlarýna, dayýsý Bayram Usta’ya özlemi de baþlamýþtý. Ayrýlýðý, ilk ayrýlýk gibi bilinmezlerle dolu deðildi. Köyüne, akrabalarýna, yakýnlarýna olan özlemini az da olsa gidermiþti. Köyünün kendine özgü güzelliklerin yerine baþka güzellikler bulup koymasý kendi becerilerine baðlýydý. Bu açýdan pek becerikli olmadýðýný kendisi sýk sýk söylerdi. Kýsacasý, köyü ve çevresinin özlemi yerine geçebilecek güçte baþka deðerler bulamamýþtý. Gönlünün bir köþesi daima boþ kalmýþtý.
Ýkinci dönem daha rahat geçti. Öncelikli sevgilileri matematik, fizik ve Türkçe oldu. Öðrenim yaþamý boyunca bu öncelikler deðiþmedi. Matematik ve fizik için yeterli olmayan öðretmenler de bir sorun olmadý. O konularda yardýmcý kaynaklarý çok iyi kullanabildi. Türkçe için böyle olamadý. Pakize Haným gibi öðretmenleri bulmak çok zordu ve onu her zaman aradý. Gene de Pakize Haným’ýn armaðaný olan okuma alýþkanlýðý çok iþine yaradý ve önlerde olmasa bile edebiyat dünyasý ile ilgisi sürdü. Biraz köylülükten kaynaklanan çekingenliði ve içe dönük yaþamý emekliliðinde bile sürdü gitti. Bu konularda unutmadýðý bir anýsýný þöyle anlatýr. “Bir gün tarih öðretmen ve müdür yardýmcýsý Mehmet Aydýn çaðýrdý. Þuradan buradan konuþtuktan sonra kýzlardan söz etmeye baþladý. Ýlgilendiðim arkadaþým olup olmadýðýný sordu. Þaþýrmýþtým. ‘Sakýn sözlerimi yadýrgama. Ne demek istediðimi daha sonra anlayacaksýn. Sizin sýnýfta da çok iyi ailelerin kýzlarý var. ( Ýsimlerini de söyledi.) Çekinme, birisiyle arkadaþlýk kur. Herkese de söylemem. Seni sevdiðim için söylüyorum.’ Kýzarýp bozardým. Bir þey de söyleyemedim. Yalnýz aklým biraz karýþtý. Kýzlara deðiþik gözle bakmaya baþladým. Gerçekten çok güzelleri vardý. Ama gene de öðretmenimin sözlerini dinlemedim. Evlenme konusunda kendim kadar Hatçana’yý düþünmem gerektiðini düþünüyordum. Bu düþüncemi kendime göre uyguladým. Öðretmenlik yaptýðým uzun yýllarda öðretmenimin sözlerini çok düþündüm. Böylesi büyük bir sorumluluðu üstlenmekten kaçýndým, öðretmenlik görevlerinin dýþýnda saydým. Daha doðrusu öðretmenim kadar cesur olamadým. Mehmet Aydýn Bey’in unutamayacaðým çok anýsý vardýr. Öðretmenliðimin ilk yýllarýnda eþiyle birlikte Nazilli’ye kadar gelerek konuðum olmasý, beynime kazýnmýþ en tatlý anýlarýmdandýr. Bir anýmý daha anlatmak istiyorum: Zaman zaman, öðrencileri derse kaldýrýr, not vererek deðerlendirirdi. Ben de birçok kez kalktým. Birinde hiç hazýrlýklý deðildim. Özür diledim. Sýnýfa dönerek ‘Arkadaþýnýz birçok kez derse kalktý ve baþarýyla anlattý. Þimdi özür diledi. Zayýf not vermek doðru olur mu?’ diye sordu. ‘Olmaz.’ Yanýtý üzerine ‘Otur evlat. On veriyorum.’ dedi. Böyle bir olay unutulabilir mi?”
Mehmet Aydýn anýlarýyla söze girmiþken Ali Þefik Ortaokulu ve öðretmenlerinden bazýlarýný da tanýtmak sterim.
Ali Þefik Ortaokulu’nun temeli olan Ýkmal Ortaokulu 1933 öðretim yýlýnda açýlmýþtýr. Ýlkokul binasý bu günkü Kaymakam Evi’dir. Bina yeterli deðildir. Akhisar’ýn ünlü kiþilerinden Selimzade Raþit Bey’in çok genç yaþta ölen oðlu Ali Þefik Bey adýna Tepe Mezarý yanýnda yaptýrýlan hastane binasý ortaokul için verilmiþ ve Ali Þefik Ortaokulu adýný almýþtýr.1937-38 öðretim yýlýnda bir yýl Misak-ý Milli Ýlkokulu’nda öðretim sürmüþtür. Tepe Mezarý kazýlarý sýrasýnda ortaokul arsasý da sit alaný ilan edildiðinden yeniden Misak-ý Milli Ýlkokuluna taþýnmýþ ve Ali Þefik Ýlköðretim Okulu adýný almýþtýr.1950’li yýllarýn baþlarýnda ancak büyükçe ilçelerde ortaokul vardý. Gördesliler; Akhisar, Manisa, Ýzmir, Salihli gibi yerlerde okuyabiliyordu. 1951’de ben gittiðimde Ali Þefik’te Hüseyin Avni Altýn (Emekli albay) ve Bahri Yýldýrým (Kalemoðlu’ndan) vardý. 1952’de Ruhi Baðcý (Göz Doktoru),Yaþar Ayra(Almanya’dan emekli-Çocukluk arkadaþým), 1953’te Mehmet Tüzün (Prof.Dr.) geldiler.
1951-1954 yýllarýnda Pakize Yelen, Mehmet Aydýn, Nuri Atken, Hasan Yaþar, Celal Tutant, Ethem Göksel çok çok etkilendiðim ve unutamadýðým öðretmenlerdi. 200 kadar öðrenci için 15 kadar öðretmen vardý. Nitelik ve nicelik olarak “Süperdi.” diyebilirim. Ýzmir’de oturan Hasan Yaþar Bey ile arada görüþebiliyoruz. Onun da öðrencilerinde ilginç anýlarý çoktur. Unutmadýðým bir anýmý paylaþmak isterim: Hasan Yaþar Bey öðrencilerle yerine göre kahvedeymiþ gibi konuþurdu. Arada küfürler bile geçebilirdi. Bir dersinde tahtaya bir fizik problemi yazdý. Alaylý bir gülümsemeyle “Var mý çözecek?” diye sordu. Ayni soruyu bir gün önce yardýmcý bir kitapta görmüþ ve çözümünü de incelemiþtim. Parmak kaldýran olmadý. Coþtu, ” Ýki on!..” Diye gürledi. Sonra da “Üç on!..” gürlemesi geldi. Ben parmaðýmý kaldýrdým. Bir an þaþýrdý. Bir tahminim filan yoktu. Olaðan bir davranýþtý benimkisi. Kalktým ve çözüverdim. Biraz yüzü asýldý. Bir þekil çizmiþtim. Onu eleþtirdi. “ Eðri büðrü doðruyu da sende sende gördük…” dedi. .”Haydi gene bir on vereyim.” Diyerek iki onu kurtardý. Yýllar sonra benzer bir durumla ben karþýlaþtým. Ön sýradaki bir öðrenci, tahtadaki bir öðrenciye fýsýltýyla kopya veriyordu. Bir iki uyardým, fayda etmedi. “ Sýfýr vereyim de aklýn baþýna gelsin…” diye düþündüm. Onu kaldýrýp, zor bir soru sordum. Aldý tebeþiri, pat diye çözdü. Kýzgýnlýðým geçmedi. Daha zorunu sordum. “Bunu çözemez, ben de dört veririm…” dedim içimden. Düþünceme uygun zor bir soru sordum. Adýný unutmam, Hüseyin Pancar onu da çözdü. Otur, 20 (Yani iki tane on) dedim, arkasýndan da, Hasan Yaþar Bey’in öyküsünü anlattým. Bu iki akraba öykü þimdilerde sýk sýk anlatýlýr. Bir ortaokul öyküsü daha: Ýkinci sýnýfta tabiat bilgisi dersine çok genç bir bayan öðretmen geldi. ” Fýrlama” denilenler var ya, onlardan biri derse kocaman bir kaz getirmiþ. Öðretmen de deðerlendirmek istedi. Öðrenci kazla ilgili bilgiler verdi. Öðretmen Erkekle diþiyi nasýl ayýrabileceðimizi sordu. Tam da fýrlamalýk bir soru. “Efendim, diþisinin arkasýnda, kuyruðunun altýnda bir yarýk bulunur.” dedi. Öðretmen “Göster bakalým.” Deyince; sýnýfa karþý durdu. Orasýný burasýný karýþtýrdý. “Çok kýllanmýþ, görünmüyor hocam .” diye iþi gýrgýra aldý. Öðrenciler dersi kaynatmanýn, öðretmen de aktif ders yapmanýn keyfini yaþadý.
Ortaokul yýllarým, çok güzel geçti ve 1954’te bitti . Akhisar’ý, o güzel arkadaþlýklarý ve arkadaþlarýmý deðerli öðretmenlerimi unutamam. Yarým yüzyýl öncesinin o mutlu günlerini özlemle selamlýyorum.
Feridun BAYRAM
|