|
UZUN YOL / 12
KURUMUÞ GÜL YAPRAÐI
Hatçana’nýn ve Küsmebe’nin Feridun için kurduklarý düþ gerçekleþemedi. Onlar biran önce Feridun’u evlendirip Hasan Ali’yi geri getireceklerdi. Bir sürü torunlarý olacak, özledikleri günler geri gelecekti. Kendilerine göre gelin adaylarý bile hazýrdý. Feridun’un ise o taraklarda bezi yoktu. Ne yapýp etti, bambaþka denizlere yelken açtý. Ortaokuldaki çok sevdiði öðretmeni Mehmet Aydýn da onun kafasýna bazý soru iþaretleri yerleþtirdi. “ Ah kýzlar kýzlar öyküsü…”
Feridun’un düþüncelerinde böyle konulara yer yok muydu? Belki vardý ama korkularý daha aðýr basýyordu. Kendisini kentli gençlerle karþýlaþtýramýyordu. Onlara rakip olamazdý. Bazý geliþmeler de oluyordu. Bir anýsýný kendisinden dinleyelim: “Ev sahiplerimiz dýþýnda komþularla iliþkim yoktu. Evimize yakýn güzelce bir evde benim yaþlarýmda bir kýz öðrenci ile küçük kardeþi vardý. Ben oradan geçerken bir hareketlilik baþlardý. Oyunlarý daha bir canlanýr, dikkat çekmek isterlerdi sanki. Büyüðü sanýrým kýz sanat okulunda okuyordu. Okul giysisi ortaokuldan farklýydý. Giderek minik bakýþmalar, gülümsemeler de baþladý. Bir gün kapýmýz çalýndý. Açtým, bakýþtýðýmýz komþu kýzý. Ýyi günler diledi ve Türkçe Sözlük sordu. Pakize Haným’ýn önerisiyle Türk Dil Kurumu’nun Sözlüðünü almýþtým. 1945 ilk baskýsý. Hemen getirdim, teþekkür edip ayrýldý. Kitap alýþveriþler birkaç kez sürdü Kitaplar geri geldikçe sayfalarýný þöyle bir karýþtýrýp öyle yerine kaldýrýrdým. Galiba sayfalar arasýnda bir þeyler arýyordum. Kurumuþ bir gül yapraðý gibi. Biz ev deðiþtirdik, iliþkiler de bitti. Böylece þeytanýn da bacaðý kýrýlmýþ oldu. Herhalde çok kötü kýrýlmýþ olacak ki, ben eski Feridun rolüme büründüm.
Yýllar yýllarý kovaladý. Ben öðretmen oldum, birkaç yer de deðiþtirdim. Bir yakýnýmýn çocuðu liseyi bitirmiþti. Bize geldikler bir gün bir paket getirdi. Gülerek ‘Hediyeniz…’ dedi. Açtým, o sözlük. Liseye baþlarken gerekmiþ ama bulamamýþlar. Eski ama iþe yarar diye o zaman vermiþtim. Eski alýþkanlýkla gene karýþtýrdým. Ortaokul günlerinden kuru bir gül yapraðý var mý diye.
Yýllar durmuyor. Uzun yol yalnýz bizleri deðil, yýllarý da eskitiyor. Günü geldi, ak seyrecik saçlý emekli bir Feridun olarak ortalarda kalýverdim. Zaten bir düþ insanýydým, daha çok düþlerle yaþar oldum. Bir gün eþime ortaokul günlerimdeki evimizi göstermek istedim. Her yerde olduðu gibi, oralar da apartman dolmuþ. O iki kýz kardeþin bahçesinde oynadýklarý iki katlý ev öylece ve bakýmlý olarak duruyor. Yaþlýca bir haným bahçeyle uðraþýyor. Eþimle eve yaklaþtýk Yaþlý hanýma iki kýz kardeþ sordum. Büyüðü oymuþ. Sözlük öyküsünü anlattým. Hemen hatýrladý ve heyecanlandý. O da benim duygularýmý yaþamýþ. Bize çay getirdi. Emekli eczacýymýþ. Ýzmir’de oturuyormuþ. ‘Sýkýldýkça buraya kaçýyorum, dinleniyorum.’ dedi.
Uzun yol iþte böyle bir yol. Hatçana’nýn yüzyýla, benim de üç çeyrek yüzyýla yaklaþan yolculuðumuzda göreceðimiz daha neler olacak? Gizemli düþ dünyamýzda daha kimlerle nasýl karþýlaþacaðýz?
O güzel günlere, tatlý mutlu anýlara da selam olsun…
Feridun BAYRAM
|