|
UZUN YOL / 13
YENÝ GURBET YOLLARI
1954 yeni ve asýl gurbet yollarýnýn baþlangýcý oldu. Feridun’un çok güzel geçen ortaokul yýllarý noktalandý. Mayýs ayýnda sözlü sýnavlar yapýldý ve yýl içindeki baþarý çizgisi doðrultusunu deðiþtirmedi. Ali Þefik Ortaokulu’na “Allahaýsmarladýk.” Diyerek köyüne döndü Feridun. Balýkesir Necatibey Öðretmen Okulu ve parasýz yatýlý lise sýnavlarýnýn sonuçlarýný bekliyor artýk. Ýki sýnavýn da baþarýlý geçtiðini sanýyor. Çok geçmeden öðretmen okulu sýnavlarýnýn üst aþamalarýný da geçerek öðretmen okulu öðrencisi oldu. Artýk devletin ellerine teslim olacaktý. Lise sýnavlarýndan sonuç alamamasýna üzülmedi. O yýl çok sayýda göçmen gelmiþ lise kadrolarýnýn çoðu onlara ayrýlmýþtý. Hatçana ve Küsmebe de sevinçliydiler. Artýk “Kara öküze deh de…” öyküsü onlarýn da dillerinden düþmüþtü. “Çýktýk yola, sonu hayrolsun…” dönemi baþladý.
Yaz tatili gene tarým iþleriyle dolu geçiyordu. Hatta daha yoðundu. Balýkesir komþu ildi ve Beðel Köyü’ne yabancý sayýlmazdý. Beðel, Balýkesir’in ilçesi olan Sýndýrgý topraklarýna sýnýrdý. Hatta Küsmebe gençliðinde sýrtýna bir heybe armut alarak yaya olarak Balýkesir’e satmaya gidiþini ballandýra ballandýra anlatýrdý. Bu bakýmdan, yeni gurbet yollarý fazla üzüntüye neden olmadý.
Feridun üç yýl sonra öðretmen olacaktý. Her açýdan daha donanýmlý olmalýydý. Artýk Hatçana’nýn dokuduðu, diktiði giysiler Kullanýlamazdý. Babasýnýn kullanýlmayan av tüfeði satýldý ve parasýyla bir pardösü ve ilk kol saati alýndý. Bayram Usta da yen bir takým elbise dikti. Bir de bavul alýndý. Hatçana’nýn dokuma paralarýna pekmez ve ufak tefek yað peynir paralarý eklenerek harçlýklar çýkardý.
Akhisar yolculuklarý gibi, Balýkesir yolculuklarý da çileli baþladý, çilelerle sürdü. Ýlk uðurlamayý Hatçana kendisi yapmak
Ýstedi. Feridun ile birlikte kýrk beþ derecelik Kabakoz yokuþunu týrmanmaya baþladýlar. Hatçana alýþkýndý. Yayla zamanlarýnda günde iki kez köye iner çýkardý. Feridun zorlanýyordu. Hatçana’nýn çabasý ile otobüse yetiþebildiler. Gözleri tomurcuklanarak ayrýldýlar. Feridun’un yolu deðiþmiþ, yolculuk köyden baþlayarak yedi saate kadar uzamýþtý. Þimdilerdeki gibi yollar düzgün ve kýsa deðildi, otobüsler de azdý. Yolda ne bulursak ona biniyorduk. Üç yýlda bu yollarý ezberleyecektik. Balýkesir yoluna girdikten sonraki gözlemleri Feridun’dan dinleyelim:
“Necatibey Öðretmen Okulu, Balýkesir’in giriþinde taþtan oyulmuþ , heykel gibi görkemli bir binaydý. Yeni gelenleri, birkaç gün önce gelenler ve görevlendirilenler karþýlýyor, yerleþmelerine yardým ediyorlardý. Okul binasýný, öðretmenleri, dersleri tanýtýyorlardý. Yeni dostluklar, yatýlý okul kardeþlikleri baþlýyordu. Çok uzun yýllar, bu dünyadan göçene kadar sürecek kardeþlikler. Okul binasý son derece çaðdaþ, her gereksinmeyi karþýlar nitelikteydi. Derslikler aydýnlýk, sýralar saðlam ve kullanýþlýydý, özel olarak meþeden yapýlmýþlardý.1950’lere göre oldukça zengin sayýlabilecek kitaplýðý, fizik, kimya, biyoloji laboratuarlarý, müzik, resim, iþ bilgisi, müzik, meslek , coðrafya dersleri için özel derslikleri, spor alanlarý ve salonu, konferans salonu son derece güzeldi. Yatma yerleri çok büyük olmakla birlikte onun da güzel yanlarý oluyordu. Yemek için geniþ salonlarý ve mutfaklarý yeterliydi. Banyo, çamaþýr yýkama ve ütü yapma yerleri kullanýþlýydý.
Biz yüz kadar yeni yatýlý öðrenciydik. Beþ on tane geçen yýldan kalan, bir o kadar da gündüzlü öðrenci vardý. On kadar da gündüzlü kýz öðrenci okuyordu. Okulun eðitim kamuoyunda bir ünü vardý. Öðretmenleri genel olarak çok deðerli kiþilerdi. Ünüyle baðdaþmayan davranýþlar sergileyenler de yok deðildi. Reþat Tardu, Nurettin Ormancý, Faik Binal, Kemal Kaya, Fevzi Selen, Muhittin Demiray, Adnan Çakmakçýoðlu gibi ünlü eðitimciler bu güzel okulda müdürlük yapmýþlardýr.
Necatibey Öðretmen Okulu, Karesi(Balýkesir) Öðretmen Okulu olarak 1910’ da açýlmýþtýr. Battaniye, tabak, bardak gibi bazý eþyalarda 1910’un damgasý vardý. Ýþgal günlerinde kapanmýþ, 1922-23 öðretim yýlýnda yeniden açýlmýþtýr. 1932-33 öðretim yýlýnda Milli Eðitim bakaný Mustafa Necati Bey’in öncülüðü ile yapýlan okula taþýnmýþ ve onun adýný almýþtýr. 1946 yýlýnda önce Orta Öðretmen Okulu, sonra da Necati Eðitim Enstitüsü açýlmýþtýr. 1950 -1951 yýlýnda yeniden öðretmen okuluna dönülmüþtür. 1954 yýlýnda eðitim enstitüsü, 1980’de Yüksek Öðretmen Okulu, 1982 ve sonrasýnda da Eðitim Fakültesi olarak öðretmen yetiþtirmeyi sürdürmektedir.
Yeni okulumuz tarihsel kimliði olan, Mustafa Necati gibi Atatürk’ün çok güvendiði bir yurtseverin adýný taþýyan, daha içine adým atýlýr atýlmaz insana sorumluluk yükleyen kutsal sayýlabilecek bir kurumdu. Böyle bir kurumda geçerek görev alanlar, meslekten ayrýlsalar, emekli olsalar bile o kutsal sorumluluklarý devam eder. Hatta bu sorumluluk bir kalýtým gibi o kiþinin eþine, çocuklarýna da geçer.
Necati Öðretmen Okulu ve Eðitim Enstitüsü’nde tam beþ yýl okudum, devletin ekmeðini yedim, giysilerini giydim. Orasý benim ve benim gibi binlerce gence sýcacýk bir ev, bir yuva oldu. Orada omuzlarýmýza bir görev yüklendi. Necatililer olarak o görevin bilincindeyiz.
Balýkesir Necati Öðretmen Okulu’nu ve Necati Eðitim Enstitüsü’nü asla unutamam. O kutsal ocaðý çok özlüyorum, saygýyla selamlýyorum.
Feridun BAYRAM
|