CAZETE
21 Mayýs 2012 Pazartesi

UZUN YOL (ONALTINCI BÖLÜM) TARLADAN OKULA

  Feridun Bayram

          feridunbayram@gmail.com
         UZUN YOL (ONALTINCI BÖLÜM) TARLADAN OKULA

       UZUN YOL / 16

 

                         TARLADAN OKULA

 

Ortaokul ve öðretmen okullarýnda okuduðum yýllarda,Küsmebe ve Hattçana’ya  çok aðýr bir yük býraktýðýmýn farkýndaydým. O yýllara deðin anlatýlamaz bir özveriyle çalýþmýþlardý. Birkaç yýl sonra oðullarýnýn evin erkeði olacaðýný, düþünüyorlardý. Babasý çok usta bir çiftçiydi. Onun da öyle olacaðýný umuyorlardý.Ama düþündükleri gibi olmadý, olamadý. Ben “Okuma” diye bir yol tutturdum, köyümden ocaðýmdan uzaklaþýp gittim. Okullarýmda baþarýlý oldum, istediðim yaþama adým adým yaklaþýyordum. Ýçimdeki burukluk ise hiç azalmadý. Onlarýn, çok genç yaþlarýnda dul kalan iki kadýnýn benim için yoðun çalýþmalarý hiç azalmadý.Hatta arttý. Benim geleceðim için bir kenara üç beþ kuruþ koymanýn   derdine de düþmüþlerdi. Ben  de  onlarýn  bu çabalarýna ancak yaz tatillerinde çok çalýþarak cevap vermeðe çalýþtým. Öðretmen okulunda yaz tatilinde bir ay kadar kamp yapýlýrdý. Caným çekse de izin alýr köydeki çalýþma kampýna koþardým. Okullarýn açýlacaðýna yakýn evimize bir üzüntü çökerdi. 1950’li yýlarda yolculuk da çok zordu. Yollar kötü, araçlar çok azdý. Çoðu kez birkaç saat uzaktaki yola çýkar, bir yük kamyonu beklerdik. Arada köye de bir kamyon geliverir, çok sevinirdik. Bu yolculuklarda birinin öyküsünü anlatmak ierim:

 

Kaðný Kocalan Tarlasý’nýn yolunu aðýr aðýr iniyordu. Hatçana kaðnýyý çeken oðluna baktý, gözleri güldü. Oðlu koca delikanlý olmuþ, iþlerin altýndan kolayca kalkýyordu. Babasý öldüðünde ancak dal dal durabiliyordu. “Okucen diye tutturmasa evin erkeði oluvercekmiþ iþde. Çakýr Aþa ne de doðru söylemiþ: “Bizimki öldünde cýbalaa serilip gamýþdý. Iramazaným esgerciliini bile bitirdi de adam oodu iþde.  Senin Ferdon’un da ööle olur, bu günneri gömemiþ gibi olursun.” Dedii çýkdý Goca Çakýr’ýn. Çýkdý da bizimkinin bize hayrý dokunmacek. Ýnþallah öretmen olur da kendine dokunur.

 

Okullarýn açýlma zamaný yaklaþmýþtý. Bir kamyon yolu gözlüyorlardý. Geliverse yola çýkacaktý. Bu günlerde bavulunu hazýrlar,beklerdi.  Ýþler gene Hatçana ile Küsmebe’ye kalacaktý. “Buna da þükür.” Dedi Hatçana. “Goca yaz çalýþdý. Ele güne bakdýrmadý bizi. Güle güle gitsin. Yolu açýk osun.”  Sýcak iyice bastýrmýþtý. Kocaman yeþil sinekler öküzlerin bir kulaðýna bir gözüne konuyordu. Zavallý öküzler sinekleri kovalamak için kafalarýný sallýyorlardý. Boynuzlarýn boyunduruða vurarak çýkardýðý sesler kaðnýnýn gýcýrtýsýna karýþýyordu. Hatçana gözlerini oðlundan ayýramýyordu. Bir  ara kaðný durdu. Ferdon yoldaki yuvarlaklarýný ittiren iki böceði uzun uzun seyretti. Sonra onlarý kenara ittirerek yoluna devam etti. Hatçana bir oðluna bir böceklere baktý. “Benim bicecik merhemetli oðlum. Böcekleri bile düþünüyoo.” Sonra böcekleri süzdü. “Sizinle farkýmýz yok a bok böcekleri. Biz de yýl on iki ay siz gibi yuvarlýyoz emme yetmiyo. Kýþýn yarýsýnda borç harç ekin aramaya çýkyoz. Yalnýz yiyecekleemizi yuvaalamýyoz,  Kendimiz de yuvaalanýyoz  ha yuvaalanýyoz. Gün geliyo, iki öküzümüzü bile doyuramýyoz. Bize ak gün güneþ yok gayrý ya, Bicecik Ferdon’um baylý  bölee günneri göömese…

 

Sarýbaþ öküz aniden ürktü. Ferdon üvendireyle hafifçe vurdu. Sarýbaþ’ýn burnundan sular aktý. Ferdon’un eli ýslandý. Akan su sýcacýktý.Tarlaya yaklaþmýþlardý. Koca kestanenin tepesi göründü.

Tarlalar kalabalýktý. Çoluk çocuk baðrýþ çaðrýþ iþ baþýndaydý. Bir yandan mýsýr saplarý toplanýyor, bir yandan ýslýklar, türküler birbirine karýþýyordu. Kalkan mýsýr saplarýnýn yerine hayvanlar üþüþüyordu. “Amanýýýn…” dedi  Hatçana. “En geride biz gamýþýz. Çið kalkmadan toplanabilsek baylý. Her yan anacen babacen günü. Yarýna galsa bi çöp bile býrakmaz bu hayvanla. Salma domuz gibi gavýr mallarý.”

 

Ýþleri bitmiþti .Yaþlý ceviz aðacýnýn altýnda biraz soluklanmak için durdular.Cevizin gövdesi kitap gibi yazýlarla doluydu.Ferdon bilmem kaçýncý kez yazýlarý gene okudu. Tepeden sarý mühürlü yapraklar dökülüyordu tek tük. Hatçana birden ürperdi. “ Bir gün gelcek, hepimiz bu yaprakla gibi dökülcez.” Diye iç geçirdi. Elindeki çubukla da topraðý eþeliyordu bir yandan. Toprak susamýþtý. Eþeledikce kuru toprak çýkýyordu. Topraðýn susamasý da insanlarýn susamasý gibidir. Susuzluk insaný bitkin eder, yorar.Dudaklarýný çatýr çatýr çatlatýr. Dilini damaðýna yapýþtýrýr. Topraðýn dudaðý da çatlaktý iþte. Gecenin çiði yetmemiþti topraða. Hatçana’nýn gözü cevizin dibindeki destiye takýldý. Birden destiyi alýp suyunu topraða döktü. “Ýç topraðým iç. Kana kana iç. Alamþer pýnarýnýn suyu tatlýdýr, yað gibidir.” Ferdon ile þaþkýn þaþkýn bakýþtýlar. Gülümsediler.

 

Birden yarbaþýndan uzun uzun bir ses yankýlandý. “Ferdooon!... Köye kamyon gelyooo…Çabuk gel…” diyordu ses. Hatçana ile birbirlerine baktýlar. Sýmsýký sarýldýlar. Hatçana’nýn gözlerinden yaðmur gibi yaþlar boþalmýþtý. Ferdon hiç konuþmadý. Boðazýna bir yumru týkanmýþtý. “Git yavrum git.” dedi  Hatçana. “Kamyon gemiþken git. Kabakoz yokuþundan çýkmak zor. Neyliyem,bizim gaderimiz de böyle yazýlmýþ.”

Ferdon koþtu koþtu. Enver’in susuz kuyuya kadar koþtu.Durup geriye baktý. Anasý özgürlük heykeli gibi dimdik ona bakýyordu. Ferdon tekrar koþmaya baþladý, hiç arkasýna bakmadý. Cevizden düþen sarý mühürlü yapraklar Hatçana’nýn baþýna omzuna kondu. Topraðýn dudaklarý çatlaktý.  Hatçana’nýn da…

 

Okul yolculuklarý böyleydi iþte. Ya birkaç saat zorlu bir yürüyüþle taþýtlarýn geçtiði yola çýkacaksýnýz.  Zar zor okuma þansýný yakalayabilen köy çocuklarýnýn ortak kaderidir böyle yolculuklar.

 

                                                            Feridun BAYRAM

2010-05-03 Bu yazý  490  kere okundu

SON YAZILARI

Dersim,Dersim Hortum Atatürk'ün Yolunda (Bir) KÖY ENSTÝTÜLERÝNE ÖZLEM Mektup Uzun Yol 25 Necatiden yüzler(Üç) Uzun Yol (Yirmidördüncü Bölüm) Necati'den Yüzler iki Uzun Yol (Yirmiüçüncü Bölüm) Necati'den Yüzler Uzun Yol (Yirmiikinci Bölüm) Yeniden Necati Eðitim Enstitüsü

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır