|
UZUN YOL/ 18
YOLCULUK VAR
Feridun Balýkesir Necati Öðretmen Okulu’nu bitirmiþ,artýk bir l ilkokul öðretmeni olarak köyüne, ailesine yardýma koþmuþtu. Çiftçilerin emeklerinin karþýlýðýný alacaklarý günlerdi. Ekinler toplanmýþ, harmanlara taþýnmýþtý. Yaðmur çamur görmeden bir an önce hasat tamamlanmalýydý. Feridun tam da bu aþamada yetiþmiþti. Çiftçilerin zor ama en zevkli günleridir bu günler. Samanýndan ayrýlmýþ buðdaylarý okþamak, üretenlerin en heyecanlý anlarýdýr. Feridun belki de bu tatlý sonu son kez yaþayacaktý. Baþka güzel anýlarý, öðrencilerini öperek karþýlayacaðý, kayýtlarla ilgileneceði güzellikleri yaþayacaktý belki de. Milli Eðitim bakanlýðýnýn göreve baþlama yazýsý gelmiþ, Van Ýlinde göreve baþlamasý bildirilmiþti. Bir gün sonra “ Allaha ýsmarladýk.” diyecekti. Küçük çantasý hazýrdý. Gerekli diðer eþyalarý gittiði yerde saðlayacaktý. Orta okul öðretmeni olmak üzere yüksek okul sýnavlarýna da girmiþti. Kazanýrsa yeniden okumak üzere Balýkesir’e dönecekti. Kazanmaktan umutluydu ama bu durumu açýklamýyordu. Sonuç olumsuz olursa annesini ve ninesini daha çok üzmüþ olurdu. Belki de turistik bir gezi gezi yapmýþ olacaktý .
Küsmebe’nin evi dolup dolup taþýyordu. Ölü evi gibi. Girip çýkanlarýn çoðu kadýndý. Feridun’un öðretmen olduðunu, Van’a gideceðini duyup gelmiþlerdi. Asker uðurlamalarý da böyle olurdu. Feridun’un babasýnýn da o bölgelerde, Siirt’te askerlik yaparken Dersim Ýsyaný sýrasýnda ölmesi ilgiyi iyice arttýrýyordu. Küsmebe de zaten her gelene dertlerini döküyor, “Heseneli’sinin nasýl öldüðünü,nasýl elsiz ayaksýz kaldýklarýný” bir bir anlatýyordu. Köyden biri uzun süre ayrýlýrsa, kadýnlar toplanýp aðlaþarak uðurlardý. Ýþte þimdide Feridun için aðlaþýveriyorlardý. Konuþulanlar duyulmuyordu bile. Bu arada biriken dedikodular da ortaya seriliyordu.
-Gýz o Van denen yer pek de uzaklaadamýþ. Bizim gocaadam esgercilikde gömüþ oree de gidilir bulunur yeele deel diyo.
-Saalýk osun gýz. Ýysan sað olunca hepsi geçee gidee…Keþke benim Selemim de sað ooseedi de, Van deel ya, Maðribe, Meþribe gitseedi…Esen yelden, uçan kuþlaadan habaa soraadým hiç delse…Ah gara toprakla, dinsiz imansýz gara toprakla…
-Hatýplaan Goca Ýbiraam bile, öldü dedilee de on beþ yýl sona çýkdý geedi irehmetlik. Onca yýl Urus içleende gamýþmýþ…
- Maa onun Üsen de bi gýz mý gaçýren demiþ ne? Duydunuz mu?
-Gýz gaçýren deceene, hýsýmlaanýn iþleeni düzeltsin önce o. Obu utanmaza obu...
-Noocek? Ayan oocek þee þeer yanandaa ne haltla garýþdýrmýþ… Goca köyün ayaný utanmacek de baþkalarý mý utancek?..
-Guyluk sallayan gahbelee oodukca halt iþleyennee azalmaz? Önce o guyluk sallayannnaan çilbirini tartmalý…
Öðle yaklaþmýþtý. Hala giren çýkan belli deðildi. Feridun çoktan unutulmuþtu. Govcular(dedikoducular) iþ baþýndaydý. Küsmebe ile Hatçana kalabalýktan, konuþmalardan bunalmýþtý. Feridun’u o gün uðurlayacaklardý ama, bir iki kelime bile konuþamamýþlardý. Böyle konuþmalarý pek sevmiyorlardý da. Küsmebe gelinine yana yakýla dert yandý:
-Kendi derdimiz kendimize yetiyo. Bi de þu garýlaan küflü govlaaný dinlemekden çýkarcen gayrý.
-Sus! Duyalasa ne derle? Gemeselee de gücenirdik. Kako’nun garýsýný dinliyoola. O gideese ötekinnee de gide.
-Gýz o bayraklý ne gide, ne de lafý bitee. O ev senin, bu ev benim aþama geziyoo.
Kapýda Kako’nun küçük torunu belirdi. Burnunda akan sümüðü koluna sildi. Kadýnlara doðru baðýrdý: “Ebeee…” Sesi duyulmadý bile. Uðultu iyice artmýþtý. Daha güçlü baðýrdý:
-Ebeee…Ebbooov…Çabýk eve gee…Dedem ünnüyoo…Hem ben çok acýkdým…
-Allah canýnýzý aasa da elinizden kurtulsam…Daha hinci geedim. Bu gavýr doðurduklaandan býkdým usandým gayrý…Ýsyana ikicik laf eddirmiyoolaa… Ýsemeye istemeye kalktý. Kapýya doðru gitti. Çýkmak üzereyken geriye döndü.
-Hedi salcaklaala galýn. Ben gelemem gayrý. Ferdon’umuz güle güle gitsin. Hatçana’nýn dediði doðru çýktý. Kadýnlar bir bir çýtlý. Feridun’a yol açýklýðý dilediler.
Öðle olmuþtu. Evde Çavuþ’un Kezban kalmýþtý.Hem komþu, hem akrabaydý. Sýcak iyice bastýrmýþtý. Bir tavuðun “Gýdaak…” sesi duyuldu. Küsmebe sanki bu sesi bekliyordu.
-Hatçaa… Bu kuþaklý tavuðun sesi. Yumurtlmýþdýr. Yumurtasý pek iri olur. Ýkisi de dolafda vaa. Cýbalaa yiyiveesin…Hinci gelirle… Hatçana acele etti. Acele yumurtalarý piþirdi. Biraz sonra Feridun,Satý’nýn Halil, Hüseyin geldiler. Üçü sofraya oturdu. Söyleþe söyleþe birkaç lokma yediler. Satý’nýn Halil ile Hüseyin sigaralarýný da tüttürdü. Hüseyin Feridun’un kardeþ kadar yakýn arkadaþý ve akrabasýydý. Babasý Dersim Ýsyanýnda þehit olmuþtu. Ýkisinin babalarý Silvan’da yan yana taþsýz mezarlarýnda yatýyorlardý. Ýki aile tek bir aile gibiydiler. Ýþlerini de birlikte yapýyorlardý. Hüseyin askerden yeni gelmiþti. Ýlçeye kadar birlikte gideceklerdi. Feridun neþeli görünüyordu. Giderayak, sýnavlara girdiðini, belki de iki ay sonra gene Balýkesir’e gelebileceðini söyledi. Küsmebe ile Hatçana çok sevindiler. “Gazanýr Ferdonum.” dedi hatçana. “Bu güne gadaa ne dediyse doðru çýkdý. Adým gibi bilyon gazanýr…” Feridun’u ilçeye kadar Hüseyin götürecekti. Önce Salihli’ye oradan da trenle yola devam edecekti Feridun. Yenice askerden gelen biri yol gösterdi: “Aman, Salihli’den gitme. Trenle çok kalabalýk oluyo. Ýlk istasyondan, Ýzmir’den trene bin.” Akýllýca buldular. Feridun Ýzmir’e gitmek üzere yola çýktý.
Arkasýndan bakraç bakraç su dökerek uðurladýlar Feridun’u. Küsmebe ile Hatçana üzüntülerini belli etmemeye çalýþýyordu. Bir komþu kadýn Kuru kuru uðurlamadý. Gelenek üzere bir yas tutturdu:
-Ardýndan aðlayanýn mý yokduuu a Ferdonumuz,
Gýrmýzý çubuklu baðlaanýz mý yokduuu a Ferdonumuz,
Ay boynuzlu inekleniz mi yokduuu a Ferdonumuz,
Gara býyýklý buvan sýrtýný sývazlayamadý yaaa a Ferdonumuz,
……..
Hatçana elindeki keseden avuç avuç buðday alýp Feridun’un yoluna serpti. Buðdaylara tavuklar üþüþtü. Tavuk sesleriyle yas sesi birbirine karýþtý…
Feridun BAYRAM
|