CAZETE
21 Mayýs 2012 Pazartesi

UZUN YOL (YÝRMÝÜÇÜNCÜ BÖLÜM) NECATÝ'DEN YÜZLER

  Feridun Bayram

          feridunbayram@gmail.com
         UZUN YOL (YÝRMÝÜÇÜNCÜ BÖLÜM) NECATÝ'DEN YÜZLER

UZUN YOL/23

 

                        NECATÝ’DEN  YÜZLER…

(1)

 

1954 ile 1959 yýllarý  arasýnda  Necati Öðretmen Okulu ve Eðitim

Enstitüsü  yuvamýz oldu. Sanýyorum beþ yüz kadardýk. Eðitim Enstitüsü, Öðretmen Okulunun aðabeyi sayýlýr. Öðretmen okulundan geçenler çok olduðundan iliþkilerimiz daha içtendi. Onlarýn etkinliklerinden biz de yararlanabilirdik. Ýçlerine on yýlý aþkýn öðretmenlik yapanlar bile vardý. Müdür ve öðretmenlerin çoðunluðu ortaktý. Ýçlerinde kendilerini Einstein sananlar olduðu gibi çok alçak gönüllüleri de vardý. Müdürümüz Adnan Çakmakçýoðlu ile  Uzun Yolda karþýlaþmalarýmýz oldu. Bazý anýlarý  anlattým. Onu bir kez daha saygýyla anýyorum. Yaþasaydý ülkemize   çok   önemli  görevler sunabilecek bir  büyüðümüzdü.

 

Fizik öðretmeni Naci Çatalgil kendisini Einstein sananlardandý.  Zeki ve her alanda söz söyleyebilirdi. Onun için öðretmenlik, bilgi bezirganlýðýydý. Fizik ikinci plandaydý öyle ya da böyle yetecek kadar öðrenilebilirdi. Önemli  olan ülke sorunlarýydý.Asýl onlarý tartýþmalýydýk. Derslerinde beþ dakika fizik, elli dakika din iman, felsefe konuþulurdu.Hiç unutmam,programlarý yetiþtiremez ve diðer öðretmenlerden rica minnet ders alýrdý. Derse baþlar, üç beþ dakika sonra konu kayar, konferanslara dönülürdü. Hiç unutmam. Gözü anlatacaktý. “Göz bir mercektir.” Dedi ve görmenin önemine, oradan görme ile duymanýn dalgalarla ilgisine, ruhsal sonuçlarýna ve Allahýn büyüklüðüne geçti. Zaman yetmedi, sonraki dersi ödünç alarak devam etti. Maneviyatý zayýf olanlara baðýra çaðýra çattý. “ Be heey! Sersemler. Allahýn gücü yetmez miydi?.. Gözlerinizi  g…nüzün yanýna koyamaz mýydý? Ne halt ederdiniz o zaman?...” diye baþlayýp bir söylev patlattý. Göz ve kulaklarýn yerlerinin önemini anlattý. Üçüncü dersi alamadýðý için, önemli bir fizik konusu(!) yarým kaldý. Naci bey ile çok eðlenceli günlerimiz geçti.

 

Fizik öðretmeni ile baþlamýþken, baþka bir fizik öðretmenimizden  de söz edeyim: Vahit Baþar.Vahit Bey Öðretmen okulunda da öðretmenimizdi.  Sanýyorum sonradan eðitim enstitünde de çalýþtý. Birkaç yýl Amerika’da kaldýðý için “Amerika’lý” diye anýlýrdý. Onun derdi de projeydi. Her öðrenciden fizikle ilgili araç yapmasýný isterdi. Hemen belirteyim: Kuþkusuz çok önemli bir etkinlikti. Fizik dersinin uygulanmasýný isterdi. Bazý arkadaþlarýmýz, projedeki baþarýlarý sonucu alan deðiþtirip mühendis olmuþlardýr. Bir örneði, baþarýlý bir iþ adamý olan Ahmet Yýldýz’dýr. Öðretmen okullarý arasýnda proje yarýþmalarý da düzenleyen  Amerikalý, bu çalýþmalarýný iki ciltlik bir kitapta da topladý. Günümüzde yaygýnlaþan proje çalýþmalarýnýn babasý Amerikalý’dýr. Bu konuda normal olmayan, bu güzel olayýn abartýlmasýdýr. Proje yapmayan ya da yapamayan öðrenciler, Amerikalý’nýn kara kaplý defterine yazýlýrsa iþ kötü olurdu. Onlarýn baþarýlý olmalarý çok zor laþýrdý.

 

Özel olarak benim de birkaç projem oldu. Çok baþarýlý olmasa da kara kaplý deftere girmedim. Teorik konularda zaten bir sýkýntým yoktu. Ýkinci sýnýfta da önemli bir projem oldu. Vahit Bey’in yeðeni dýþardan bitirme sýnavlarýna giriyormuþ. Ona “Matematik dersi verme” projesini üstlendim. Kara kaplý defter bana pek yakýn deðildi, iyice uzaklaþtý.

 

Öðretmen olduktan yýllarca sonra ilginç bir gazete haberi okudum. Haberin fotoðrafý da vardý. “Burada hocalarýn hocasý Vahit Baþar yatýyor.” yazýlý  bir ölüm haberi. Çok yakýnýnda olan bir öðrencisi deðildim ama  ölüm çirkindi. Çok üzüldüm. Aradan birkaç yýl geçti. Bir sýnýf arkadaþýmla karþýlaþtýk. Þuradan buradan konuþurken, söz Vahit Baþar’a geldi.  “Ölümüne çok üzüldüm.” deyince arkadaþým kahkahayý bastý. “Vahit Bey’le daha yeni konuþtum.” deyince þaþýrdým ve sevindim. Meðerse ölmeden mezarýný yaptýrmýþ. Mezar yazýsýnýn ilginçliði nedeniyle haber konusu olmuþ. (Sayfa baþý)

2010 Nisan sonlarýnda internete “Zincirlikuyu’da ilginç mezar…”baþlýklý bir haber düþtü. Aklýma öðretmenimin mezarý geldi. Haberi açtým, “Burada hocalarýn hocasý Vahit Yaþar yatýyor.” yazýlý mezar taþý. Gerçekten Amerikalý’nýn mezarý. Ayaða kalkýp saygý duruþuyla  Fatiha okudum. Atmýþ yýl öncesinin anýlarýný yaþadým. Bu yazýyý yazarken elimi tuþlardan çektim. Sonsuzluða göçen tüm öðretmenlerimi saygýyla anýyorum. Bana zarar verdiklerini düþündüklerimi; dayaklarýný yemedim ama, azarlayanlarý, hak ettiðimden daha az not verenleri ayýrmýyorum. Kýrk yýlý aþkýn öðretmenliðimde onlarýn iyi düþünceler taþýdýklarýný yaþayarak öðrendim. Ben de iyi düþüncelerle bile olsa üzdüðüm, kýrdýðým öðrencilerimden özür diliyorum. Öðretmenlerimin de bizler için öyle düþündüklerinden adým gibi eminim.

Fizik öðretmeni Orhan Bey öðretmenim olmadý. Alçak gönüllü davranýþlarýný, çelebice gülüþünü, bir de topluluk karþýsýndaki gösteri deneyini anýmsýyorum. Bir kültür toplantýsýnda, türküler, þiirler arasýna hangi akýllý düþündüyse bir de fizik deneyi koymuþlar. Anýmsadýðýma göre havasý boþaltýlan cam tüplere elektrik akýmý göndererek radyo dalgalarý biçiminde ýþýnlar elde edilecekti. Sahnede hazýrlýklar yapýlmýþ, denemeler yapýlmýþ sýra gösteriye gelmiþti. Orhan Bey asistanlarýyla gösteriye baþladý. Baþladý ama, bir türlü sonuç alýnamýyor. Ne yapsalar  baþaramýyorlar. Orhan Bey o çelebi gülüþlü maskesini takýndý. “Her þey doðru, denemeler de olumluydu ama olmadý iþte.” dedi. Merak edenleri laboratuara davet etti. Gülerek sahneden indi. Seyirciler alkýþlarýyla “Olur böyle þeler.” Diyerek Orhan Bey’i rahatlattýlar. Bence Orhan Bey’in davranýþý, deneyin baþarýlý olmasýndan daha çok takdir topladý. 

Biyoloji öðretmenlerimiz olarak Sabahat Tüzün ve Melahat Bellek’i anýmsýyorum. Güzel bir rastlantý;Sabahat Haným Akhisar Ali Þefik Ortaokulu’nda ve Necatibey Öðretmen Okulu’nda da öðretmenim oldu. Akhisar’ýn ünlü bir avukatýnýn kýzýydý. Çok sevdiðim , her zaman saygýyla andýðým Türkçe öðretmenim Pakize Haným’ýn da iyi arkadaþýydý. Zaman zaman öðüt verdiði olurdu. Bazý olumsuz olaylarda beni koruduðunu da sanýyorum. Çekingen bir yapým olduðu için senli benli olmadýk.

Melehat Bellek ,matematik öðretmenimizin eþiydi. Güzel ve çok kibar bir hanýmdý. Bir süre Kýbrýs’ta çalýþmýþlar ve dönmüþlerdi. O yýllarda moda olan naylon elbiseler giymesi dikkat çekerdi. Bir soruþturma için dersimize müfettiþ gelmiþti. Müfettiþ biyolojiyle ilgili ilginç bir konuþma yapmýþtý. Sonraki derse de girmesi için onu yeniden çaðýrmasýný unutmam.

Atmýþ yýl öncesini yeniden yaþamak tatlý bir olay. Az zaman deðil. Arada anýmsayamadýðým, adlarýný unuttuðum , çok da sevdiðim bazý  öðretmenlerimiz  ve  arkadaþlarýmýz  oluyor.  Bu anýlarý okuyan arkadaþlarýmýzdan katký yapanlar olursa çok çok mutlu olurum. Fazla oluyorum ama, bir atmýþ sonra da  anýlarýmýzý paylaþabilseydik   ne  güzel  olurdu…

 

                                                         Feridun BAYRAM


2010-06-10 Bu yazý  1782  kere okundu

SON YAZILARI

Dersim,Dersim Hortum Atatürk'ün Yolunda (Bir) KÖY ENSTÝTÜLERÝNE ÖZLEM Mektup Uzun Yol 25 Necatiden yüzler(Üç) Uzun Yol (Yirmidördüncü Bölüm) Necati'den Yüzler iki Uzun Yol (Yirmiüçüncü Bölüm) Necati'den Yüzler Uzun Yol (Yirmiikinci Bölüm) Yeniden Necati Eðitim Enstitüsü

YORUMLAR

Esen Yel 2010-06-11
Adnan Ardaðý
Adnan Çakmakçýoðlu'nun, Adnan Ardaðý imzasýyla dergilerde þiirleri yayýmlanýyordu. Dönemin sözü edilen þairlerinden biriydi. Can Çakmakçýoðlu adýnda bir oðlu olduðunu, çok küçük yaþlarda 'minik' þiirler yazdýðýný anýmsýyorum...

Bir de o dönemin çok önemli bir fotoðrafçýsý var Balýkesirde... Sonradan basýnda adýnýn geçtiðini gördüm. Ahmet Esmer... Gelecek yazýlarýndan birinde ondan da söz eder misin...

Yüreðine saðlýk Sevgili Feridun...
KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır