|
UZUN YOL / 25
NECATÝ’DEN YÜZLER…
( 3 )
MESLEK DERSLERÝ…
Öðretmen yetiþtiren okullarda meslekle ilgili dersler,
doðal olarak çok önemsenir. 1950’li yýllarda bu bu dersler arasýnda ,psikolojiye giriþ, eðitim psikolojisi, genel ve özel öðretim metotlarý,örgütler ve yönetim, (Teþkilat ve Ýdare), çocuk edebiyatýný anýmsýyorum.Ayrýca beþinci ve altýncý sýnýflarda, uygulama okullarýndaki çalýþmalar izlenir, derslere girilirdi.Son sýnýflarda iki aylýk süreyle köy okullarýnda uygulama yapýlýrdý. Bu derslerin öðretmenleri, genellikle en az üç yýl baþarýlý ilkokul öðretmenliði yapanlardan seçilir ve Gazi Eðitim Enstitüsü Pedagoli (Eðitim Bilimleri) Bölümü’nü bitirirlerdi. Eðitim enstitüsünde uygulamalar önemsenmedi ve yüzeysel olarak geçti. Branþ eðitimi daha çok önemsendi. Bunun doðru bir yöntem olmadýðýný belirtmek isterim.
Necati’de meslek dersleri öðretmenlerinden Muhip Kocaçýnar, Muzaffer Tuncer, Þahap Okuturlar Pedagoji Bölümünü bitirenlerdendir ve ilkokul öðretmenliði de yapmýþlardýr. Öðrencileri oldukça etkilemiþlerdir. Köy Enstitülerinde de çalýþmýþlar ve deneyim kazanmýþlardýr. Öðretmenliðin kutsallýðý ve önemi üzerinde de çok durmuþlardýr. Ýsterseniz buna “Beyin yýkama” da diyebilirsiniz. Meliha Danýþman ve Mübeccel Ateþen daha çok psikoloj okuturlardý , uygulama deneyimleri azdý.
Kocaçýnar’ý aþýrý disiplinli bulduðumu daha önce de yazmýþtým. Okula baþladýðýmýzda eðitim þefi olarak yönetim görevi de vardý. Bisikletle çarþýda öðrenci kovaladýðýný anýmsarým. Bir saat geç verdiðim için ödev notu olarak sýfýr aldýðýmý, hoþgörülü olmadýðýna örnek olarak anlatmýþtým. Eþi de öðretmendi, biri erkek iki sevimli çocuklarý vardý. Mutlu bir aile olduklarýný söyleyebilirim.
Kocaçýnar deneyimliydi, öðrencilerince çok sevilirdi, güzel konuþurdu. Tok sesiyle yaptýðý konuþmalar ilgiyle izlenirdi. Öðrencileriyle iyi iletiþim kurardý. Öðütleri gerçekçiydi. Evine gidip geldiðim çok olurdu. Bir kezinde benimle uzun uzun söyleþti. Baþýndan geçenleri anlattý. Daha önce çalýþtýðý okullarda kendisine gelen kitaplarla, okuduklarýyla ilgili soruþturmalar geçirdiðini, hangi kitabý nerede okuduðunu, hangi tarihte kitap paketi aldýðýný bile araþtýrmýþlardý. Ben de öðretmen olmak üzereydim. Gittiðim yerlerde arkadaþlarýmý iyi seçmemi; çok okuyanlardan, kitapseverlerden kuþku duyulacaðýný açýk vermememi öðütlemiþti. Sonraki yýllarda onu sýk sýk anýmsadým. Söylediklerinin ne kadar doðru olduðunu yaþayarak öðrendim.
KOCAÇINAR, KOCAÇINAR, KOPAN ÇÝÇEK YAÞAMAZ!..
Kocaçýnar iyi bir doðaseverdi. Canlýlarý sevmemizi, korumamýzý, bitkilerle çiçeklerle uðraþmamýzý isterdi.“Kopan çiçek yaþamaz.” sözünü de sýk sýk yinelerdi.Bir bahar günü Kocaçýnar bahçede dolaþmaktadýr. Bir ara eðilip yerden bir yaban çiçeði koparýr, koklar. Onu pencereden izleyen bir arkadaþýmýzýn sesi duyulur:“Kocaçýnar, Kocaçýnar kopan çiçek yaþamaz!..”Öðrenci pencereden uzaklaþýr. Kocaçýnar’ýn bu söze üzüldüðünü birkaç gün sonra öðrendik. Bayrak töreninde tok sesiyle
bir konuþma yaptý. Konuþmayý sessizce dinledik, hýnzýrca yorumladýk, pencereden baðýran arkadaþýmýzý da doðrusu kýskandýk. Konuþmanýn özeti þöyleydi:
“Yýl 1453. Fatih Ýstanbul’u almýþ, çadýrýnda yakýnlarýyla toplantý yapmaktadýr. Öðretmeni Akþemsettin de aksakalýyla anýt gibi yanýndadýr. Bizans ileri gelenleri hoþ geldine gelirler. Bir genç kýzýn elinde Fatih’e sunlmak üzere çiçek demeti vardýr. Fatih bir delikanlýdýr o tarihte. Genç kýz padiþahlýða yakýþtýrdýðý Akþemsettin’e demeti uzatýr. Akþemsettin yanlýþlýðý gidermek için genç padiþahý gösterir. Genç padiþah, ‘Bu çiçek demeti benden dahaçok öðretmenime yakýþýr.’ diyerek Akþemsttin’e verir. Fatih’in davranýþý çok anlamlýdýr.”Kocaçýnar birazdurup, topluluðu süzdü, tepkiyi ölçtü ve tok sesiyle konuþmayý sürdürdü: “Yýl 1953. Kocaçýnar bahçeden minik bir kýr çiçeði koparýp koklamýþtýr. Bir öðrencisi pencereden baðýrýr:‘Kocaçýnar, Kocaçýnar, kopan çiçek yaþamaz!’ Ýþte beþ yüz yýl arayla iki öðretmen, iki öðrenci.” Konuþma hepimizi etkiledi. Topluluktan çýt çýkmadý. Hýnzýrca gülümsemelerle bu sözü çok yineledik. Bir þaka bile olsa, iþte beþ yüz yýl arayla iki olay, iki öðretmen ve iki öðrenci…
Kocaçýnar Balýkesirden Ýzmir Buca Eðitim Enstitüsü’ne atandý yanýlmýyorsam. 1960’larýn ilk yýllarýnda bir arkadaþý ile Nazilli Öðretmen Okulu’na geldiler. Ellerini öptüm, kendimi tanýttým. Biraz söyleþtik. Karþýmda Necati’deki eðitim þefi Kocaçýnar vardý. Fazla kalmadan ayrýldýlar.
Meliha Danýþman güzel bir hanýmdý, güzel de giyinirdi. Onun dersine koþardýk.Anlattýklarýný ilginç gözlemleriyle, film öyküleriyle süslerdi. Bir arkadaþýmýz da hýzlý davranmýþ, Meliha Haným’ýn güzel kýzýyla evlenmiþti. Damadýn da yakýþýklý bir delikanlý olduðunu söylemeyi unutmayalým. Mübeccel Ateþen de çok kibar ve güzeldi. Eþi Nusret Bey de Beden eðitimi öðretmenimizdi. Beþ altý yaþlarýnda tatlý kýzlarýný da anýmsýyorum. Ateþenler Ýzmir’de . Birkaç eczaneleri var. Belki de o tatlý kýzlarý eczacý. Birkaç kez Mübeccel Haným’sordum.Arada bir uðruyormuþ ama karþýlaþamadýk. Gecikmeden sýk sýk uðrayýp ellerini öpeceðim.
Meslek dersleri öðretmenlerimizden biri de Muzaffer Tuncer’di. Bu yazýlý söyleþinin sonunun Muzaffer Bey ile bitmesi güzel bir rastlantý. Bir yemekli toplantýnýn, çok sevilen bir tatlýyla bitmesi gibi bir þey. Muzaffer Bey öðrencilerine evlatlarý gibi yaklaþýrdý. Sertçe bir sözünü hiç duymadým. Sevecen, hoþgörülü, sevgisini ve sevincini tüm yüzüne daðýttýðý gülümsemesiyle gösterirdi. Onu sevmeyen öðrencisi yoktur sanýyorum. Muzaffer Beyi özlemle, saygýyla anýyorum.
Birçok insan gibi benim de sevdiðim özlediðim öðretmenlerim pek çok. Onlarýn da öðrencilerini özlediklerinden hiç kuþkum yok. Bu duyguyu, öðrencilerimin seslerini duyarak, birkaç satýrlýk iletilerini tekrar tekrar okuyarak yaþýyorum, çok çok mutlu oluyorum, þaþýrmayýn gençleþiyorum.
Öðretmen olmak çok çoktan öte, çoook güzelmiþ…
Feridun BAYRAM
|