CAZETE
21 Mayýs 2012 Pazartesi

DAÐLARDAN AKAN YAÐIN KAYNAÐI

  Iþýk Þenlik

          
         DAÐLARDAN AKAN YAÐIN KAYNAÐI

              DAÐLARDAN AKAN YAÐIN KAYNAÐI

                                     “ZEYTÝN”

 

Ailem   zeytin   aðaçlarýndan  uzak  bir  bölgeden. Tek tük zeytin üretimi ile uðraþanlar olsa da   zeytin  kültüründen uzaklar.  Ege’nin   bu  güzel  iç  bölgesi  ormanlar  açýsýndan  oldukça zengin. Buralardaki insanlar aðaçlarýn kýralý olarak çam ya da meþe aðaçlarýný bilirler. Biz ikinci kuþaklar da bu kültürün etkisindeyiz. Benim yaþamým çoðunlukla zeytini bol yerlerde geçtiði ve zeytin ile yaðýný çok sevdiðim halde, aðacýyla ilgim olmadý.

 

Bir gün Bedri Rahmi’nin “Önde zeytin aðaçlarý arkada yar / Sene 1946 / Mevsim sonbahar / Önde zeytin aðaçlarý / Neyleyim neyleyim / Dallarý neyleyim…” dizeleri beynime kazýndý. Bir zeytin aðacý görsem, arkasýna da bakar oldum. Bir arkadaþým uzaklardaki bir kýza sýrýlsýklam  aþýktý.  Kýzýn fotoðrafýný bir zeytin aðacýnýn dallarý arasýna fotomontajla yerleþtirerek arkadaþýma hediye verdim. Arkadaþým o fotoðraftan pek çok kopya çýkartarak kýza ve yakýnlarýna gönderdi. Bu arada bir aþký daha oldu: Zeytin aðaçlarý… Ben de zeytin aðaçlarýyla ilgilenmeye baþladým. Ýlgilendim dediysem, gölgesinde dinlendim, yapraðýna dalýna daha ilgiyle baktým, meyvesini yaðýný yerken aðacýný da anýmsadým.

 

Aðabeyim mimarlýk okuyordu. Alýþtýrma olarak çeþitli cisimleri kara kalem noktalarýyla görüntülüyorlardý. Aðabeyim çok baþarýlý sonuçlar alýyor ve ilginç örnekler arýyordu. Bir oduncunun yanýndan geçerken deðiþik bir cisim gördüm. Usta bir heykeltýraþýn elinden çýkan  bir  heykeldi sanki. Alýp getirdim, aðabeyim de çok sevdi. Görüntüsü de çok beðenildi ve serginin baþköþesine konuldu. Bu cisim bir zeytin odunuydu. Benim zeytinle ilgili yazýlarý okumaya, araþtýrmaya, soframýza konulan yaðýndan ve meyvelerinden daha etkili oldu. Meðerse zeytin; aðacýyla yaðýyla, meyvesiyle, yapraðýyla, çekirdeðiyle ne kadar deðerli, ne kadar  ilginçmiþ.  Geçmiþ çaðlarda kutsal olarak tanýnýp deðerlendirilmiþ.

Beslenme,  saðlýk,  kimya alanlarýnda çok önemli bir ham madde olarak aranýr olmuþ. Uzun ömürlüdür. 3 000 yaþýnda zeytin aðaçlarýyla karþýlaþýlmýþtýr. 600 kadar türü vardýr. Yapraklarý yaz kýþ dökülmez. Hatta,  kalýn etli yapraklarý üç yýl deðiþmeden kalabilir.

 

Zeytinin tarihsel geçmiþi çok ünlü. Ýlk aðaç, yani aðaçlarýn Adem’i ya da Havva’sý olarak deðerlendirilmiþ. Günümüzde de ekonomik açýdan çok önemseniyor. Her yerde yetiþen bir aðaç deðil. Genellikle belli yükseklikteki yerlerde verimli oluyor. Akdeniz yakýnlarý  en verimli üretim yerleri. Bu açýdan ülkemiz þanslý. Ana vatanýnýn da Güneydoðu olduðu söyleniyor. Aðaç sayýsý açýsýndan Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz, Güneydoðu Anadolu  Bölgeleri  sýralamasý  uygun düþer.  Verim sýrasýna göre,  Aydýn Ýzmir, Muðla, Balýkesir, Bursa, Manisa, Çanakkale, Tekirdað, Hatay önemli zeytin üretim merkezleridir. Ülkemizde, 37 il,  290 ilçede 400 000 üretici zeytin tarýmýyla uðraþmaktadýr. Bir milyon ton üretimin yüzde yetmiþi Ege Bölgesinde gerçekleþmektedir. Yüzde yetmiþi yað, gerisi sofralýk için kullanýlmaktadýr. Dünya sofralýk zeytin ticaretinde, Ýspanya, Türkiye, ABD, Suriye, Fas, Yunanistan, Ýtalya söz  sahibi  ülkelerdir.

 

Dr. Mehmet Uhri bir yolculuk sýrasýnda Köy Enstitüsü mezunu  emekli öðretmen Hüseyin Kocakulak ile karþýlaþýyor. Ondan arabasýyla ilgili þaþýrtýcý yardým alýyor. Emekli öðretmen bir atölye açmýþ, gelip geçene yardýmcý oluyordu. Birlikte kahvaltý yapýp söyleþiyorlar.  Zeytinle  ilgili  konuþmalarýný aktarmak istiyorum:

“…Hüseyin Amca’nýn hanýmý, emekli olduktan sonra zeytincilik yaptýklarýný, sofradaki zeytinlerin kendi ürünleri olduðundan söz etti.

-Zeytinin hikmetini bilir misiniz? Meyveleri ile karnýmýzý doyurmuþuz, yaðýný çýkarmýþýz. Kandillerde yakýp aydýnlanmýþýz. Odunu ile ýsýnmýþýz. Giderek ona benzemiþiz.

-Nasýl   yani?

-Ýnsan doðanýn meyvesi deðil mi? Zeytin tanesi gibi acý, yeþil bir meyve   insan . Zeytinin çoðunu sýkýp yaðýný çýkarýyor, posasýný da sabun yapýyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kýsmýný sofralýk ayýrýyor, selede tuza yatýrýp acý suyunu atmasýný, buruþup bu hale gelmesini saðlýyoruz ya da salamura yapýp olduðundan daha þiþkin gösteriþli hale getiriyoruz. Ýnsanlara da böyle yapmýyor muyuz? Okullarda okut okutup hayata hazýrladýðýmýzý sanýyor, ya þiþiriyoruz, ya da buruþturup atýyoruz insanlarý.

- Sizin  Köy Enstitülerimde yaptýðýnýz da böyle bir þey deðil miydi?

Hüseyin Amca hanýmýna baktý, gülüþtüler.

-       Hurma zeytini bilir misiniz?

-       Bilmem, hiç   duymadým.

-       Ege’nin bazý yerlerinde olur. Aðaç ayni aðaçtýr ama her yýl kasým ayý sonu gibi denizden karaya esen rüzgarla zeytin aðaçlarýna bir mantar bulaþýr. Bu mantar zeytinin terini giderir, acýsýný dalýnda alýr. Dalýnda olgunlaþýr zeytinler. Toplandýðýnda yemeðe hazýrdýr   anlayacaðýn.

-       Eeee?

-       Köy Enstitüleri de böyleydi.  Dalýnda   olgunlaþan  zeytinler gibi insanlarý olduklarý yerde yetiþtirmeye, onlarýn bilgilerlini de diðer insanlara bulaþtýrmayý amaçlamýþtý.

-       Doðup büyüdüðü ortamda olgunlaþtýrýyordu insaný. Hayata hazýrlýyordu. Ýþte bu yüzden, öðrendiklerimi zekatýný vermek, zeytinin terini hatýrlatmak için buradayým doktorcuðum. Unutulsun istemiyorum.

 

Dr. Uhri çok etkilendi.  Bu   anýsýný da Hüseyin  Kocakulak  ile Köy Enstitülerine emek verenlerin anýsýna adýyor. Zeytinden nerelere geldik. Konusu zeytin olan türkülerle, manilerle, þiirlerle çokça karþýlaþýrýz. Bu yazýya da birkaç dizeyle baþlamýþtýk. Bir þiirle de noktalayalým:

 


 
Zeytin Aðacý

O güne dek endamýný bilmezdim,

Ansýzýn karþýma çýkmýþtýn zeytin!

Yeþil gözlerinde ince sýr sezdim,

Yüzüme esrarla bakmýþtýn zeytin…

 

Barýþ timsalisin bir tek dalýnca,

Tatlanýrsýn biraz tuzda kalýnca…

Ham meyveni dudaðýma alýnca,

Nasýlda aðzýmý yakmýþtýn zeytin! …

 

Süslersin cennetin sahillerini,

Hangi siyah bakýþ tutar yerini?

Ýmrendim görünce dost ellerini,

Ýncirin koluna takmýþtýn zeytin…

 

Kan olursun bizim için ezilip,

Can olursun soframýza dizilip.

Kur’andaki o yeminden süzülüp,

Sýzarak gönlüme akmýþtýn zeytin…

 

Ey Halil; bilmezsen bu nimet zehir,

Bilirsen nice tat, yað, sabun verir.

Ne küstün dövdükçe iki yýlda bir,

Ne kýzýp baþýma kakmýþtýn zeytin! ...

 

 

 

Halil Gökkaya

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Iþýk Þenlik

2010-03-17 Bu yazý  984  kere okundu

SON YAZILARI

Ceviz Yapraðý Dal Arasýnda(Birinci Bölüm) Kestane Kebap ... Badem Aðaçlarýna selam Altýn Yapraklý Meþeler Aðacýn Gücü Dördüncü Kardeþ(Ýkinci Bölüm) Dördüncü Kardeþ(Birinci Bölüm) Üç Kardeþ Yangýn DAÐLARDAN AKAN YAÐIN KAYNAÐI

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır