|
DAÐLARDAN AKAN YAÐIN KAYNAÐI
“ZEYTÝN”
Ailem zeytin aðaçlarýndan uzak bir bölgeden. Tek tük zeytin üretimi ile uðraþanlar olsa da zeytin kültüründen uzaklar. Ege’nin bu güzel iç bölgesi ormanlar açýsýndan oldukça zengin. Buralardaki insanlar aðaçlarýn kýralý olarak çam ya da meþe aðaçlarýný bilirler. Biz ikinci kuþaklar da bu kültürün etkisindeyiz. Benim yaþamým çoðunlukla zeytini bol yerlerde geçtiði ve zeytin ile yaðýný çok sevdiðim halde, aðacýyla ilgim olmadý.
Bir gün Bedri Rahmi’nin “Önde zeytin aðaçlarý arkada yar / Sene 1946 / Mevsim sonbahar / Önde zeytin aðaçlarý / Neyleyim neyleyim / Dallarý neyleyim…” dizeleri beynime kazýndý. Bir zeytin aðacý görsem, arkasýna da bakar oldum. Bir arkadaþým uzaklardaki bir kýza sýrýlsýklam aþýktý. Kýzýn fotoðrafýný bir zeytin aðacýnýn dallarý arasýna fotomontajla yerleþtirerek arkadaþýma hediye verdim. Arkadaþým o fotoðraftan pek çok kopya çýkartarak kýza ve yakýnlarýna gönderdi. Bu arada bir aþký daha oldu: Zeytin aðaçlarý… Ben de zeytin aðaçlarýyla ilgilenmeye baþladým. Ýlgilendim dediysem, gölgesinde dinlendim, yapraðýna dalýna daha ilgiyle baktým, meyvesini yaðýný yerken aðacýný da anýmsadým.
Aðabeyim mimarlýk okuyordu. Alýþtýrma olarak çeþitli cisimleri kara kalem noktalarýyla görüntülüyorlardý. Aðabeyim çok baþarýlý sonuçlar alýyor ve ilginç örnekler arýyordu. Bir oduncunun yanýndan geçerken deðiþik bir cisim gördüm. Usta bir heykeltýraþýn elinden çýkan bir heykeldi sanki. Alýp getirdim, aðabeyim de çok sevdi. Görüntüsü de çok beðenildi ve serginin baþköþesine konuldu. Bu cisim bir zeytin odunuydu. Benim zeytinle ilgili yazýlarý okumaya, araþtýrmaya, soframýza konulan yaðýndan ve meyvelerinden daha etkili oldu. Meðerse zeytin; aðacýyla yaðýyla, meyvesiyle, yapraðýyla, çekirdeðiyle ne kadar deðerli, ne kadar ilginçmiþ. Geçmiþ çaðlarda kutsal olarak tanýnýp deðerlendirilmiþ.
Beslenme, saðlýk, kimya alanlarýnda çok önemli bir ham madde olarak aranýr olmuþ. Uzun ömürlüdür. 3 000 yaþýnda zeytin aðaçlarýyla karþýlaþýlmýþtýr. 600 kadar türü vardýr. Yapraklarý yaz kýþ dökülmez. Hatta, kalýn etli yapraklarý üç yýl deðiþmeden kalabilir.
Zeytinin tarihsel geçmiþi çok ünlü. Ýlk aðaç, yani aðaçlarýn Adem’i ya da Havva’sý olarak deðerlendirilmiþ. Günümüzde de ekonomik açýdan çok önemseniyor. Her yerde yetiþen bir aðaç deðil. Genellikle belli yükseklikteki yerlerde verimli oluyor. Akdeniz yakýnlarý en verimli üretim yerleri. Bu açýdan ülkemiz þanslý. Ana vatanýnýn da Güneydoðu olduðu söyleniyor. Aðaç sayýsý açýsýndan Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz, Güneydoðu Anadolu Bölgeleri sýralamasý uygun düþer. Verim sýrasýna göre, Aydýn Ýzmir, Muðla, Balýkesir, Bursa, Manisa, Çanakkale, Tekirdað, Hatay önemli zeytin üretim merkezleridir. Ülkemizde, 37 il, 290 ilçede 400 000 üretici zeytin tarýmýyla uðraþmaktadýr. Bir milyon ton üretimin yüzde yetmiþi Ege Bölgesinde gerçekleþmektedir. Yüzde yetmiþi yað, gerisi sofralýk için kullanýlmaktadýr. Dünya sofralýk zeytin ticaretinde, Ýspanya, Türkiye, ABD, Suriye, Fas, Yunanistan, Ýtalya söz sahibi ülkelerdir.
Dr. Mehmet Uhri bir yolculuk sýrasýnda Köy Enstitüsü mezunu emekli öðretmen Hüseyin Kocakulak ile karþýlaþýyor. Ondan arabasýyla ilgili þaþýrtýcý yardým alýyor. Emekli öðretmen bir atölye açmýþ, gelip geçene yardýmcý oluyordu. Birlikte kahvaltý yapýp söyleþiyorlar. Zeytinle ilgili konuþmalarýný aktarmak istiyorum:
“…Hüseyin Amca’nýn hanýmý, emekli olduktan sonra zeytincilik yaptýklarýný, sofradaki zeytinlerin kendi ürünleri olduðundan söz etti.
-Zeytinin hikmetini bilir misiniz? Meyveleri ile karnýmýzý doyurmuþuz, yaðýný çýkarmýþýz. Kandillerde yakýp aydýnlanmýþýz. Odunu ile ýsýnmýþýz. Giderek ona benzemiþiz.
-Nasýl yani?
-Ýnsan doðanýn meyvesi deðil mi? Zeytin tanesi gibi acý, yeþil bir meyve insan . Zeytinin çoðunu sýkýp yaðýný çýkarýyor, posasýný da sabun yapýyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kýsmýný sofralýk ayýrýyor, selede tuza yatýrýp acý suyunu atmasýný, buruþup bu hale gelmesini saðlýyoruz ya da salamura yapýp olduðundan daha þiþkin gösteriþli hale getiriyoruz. Ýnsanlara da böyle yapmýyor muyuz? Okullarda okut okutup hayata hazýrladýðýmýzý sanýyor, ya þiþiriyoruz, ya da buruþturup atýyoruz insanlarý.
- Sizin Köy Enstitülerimde yaptýðýnýz da böyle bir þey deðil miydi?
Hüseyin Amca hanýmýna baktý, gülüþtüler.
- Hurma zeytini bilir misiniz?
- Bilmem, hiç duymadým.
- Ege’nin bazý yerlerinde olur. Aðaç ayni aðaçtýr ama her yýl kasým ayý sonu gibi denizden karaya esen rüzgarla zeytin aðaçlarýna bir mantar bulaþýr. Bu mantar zeytinin terini giderir, acýsýný dalýnda alýr. Dalýnda olgunlaþýr zeytinler. Toplandýðýnda yemeðe hazýrdýr anlayacaðýn.
- Eeee?
- Köy Enstitüleri de böyleydi. Dalýnda olgunlaþan zeytinler gibi insanlarý olduklarý yerde yetiþtirmeye, onlarýn bilgilerlini de diðer insanlara bulaþtýrmayý amaçlamýþtý.
- Doðup büyüdüðü ortamda olgunlaþtýrýyordu insaný. Hayata hazýrlýyordu. Ýþte bu yüzden, öðrendiklerimi zekatýný vermek, zeytinin terini hatýrlatmak için buradayým doktorcuðum. Unutulsun istemiyorum.
Dr. Uhri çok etkilendi. Bu anýsýný da Hüseyin Kocakulak ile Köy Enstitülerine emek verenlerin anýsýna adýyor. Zeytinden nerelere geldik. Konusu zeytin olan türkülerle, manilerle, þiirlerle çokça karþýlaþýrýz. Bu yazýya da birkaç dizeyle baþlamýþtýk. Bir þiirle de noktalayalým:
|
Zeytin Aðacý
O güne dek endamýný bilmezdim,
Ansýzýn karþýma çýkmýþtýn zeytin!
Yeþil gözlerinde ince sýr sezdim,
Yüzüme esrarla bakmýþtýn zeytin…
Barýþ timsalisin bir tek dalýnca,
Tatlanýrsýn biraz tuzda kalýnca…
Ham meyveni dudaðýma alýnca,
Nasýlda aðzýmý yakmýþtýn zeytin! …
Süslersin cennetin sahillerini,
Hangi siyah bakýþ tutar yerini?
Ýmrendim görünce dost ellerini,
Ýncirin koluna takmýþtýn zeytin…
Kan olursun bizim için ezilip,
Can olursun soframýza dizilip.
Kur’andaki o yeminden süzülüp,
Sýzarak gönlüme akmýþtýn zeytin…
Ey Halil; bilmezsen bu nimet zehir,
Bilirsen nice tat, yað, sabun verir.
Ne küstün dövdükçe iki yýlda bir,
Ne kýzýp baþýma kakmýþtýn zeytin! ...
|
|
|
|
|
|
Halil Gökkaya
|
|
| |
|
|
| |
|
|
Iþýk Þenlik
|