|
YALNIZ VE SESSÝZ
Bir sabah kulaklarý týrmalayan bir gürültüyle uyandým. Bir motor sesiydi bu. Çelik bir testerenin çirkin sesi çevreyi yýrtýyordu. Pencereye koþtum. Yaþlý çam aðacým karþýmdaydý. Bir þey söylemedi ama üzüntüsü her halinden belliydi. Testere sesi artarak sürüyordu. Balkona koþtum. Aman Tanrým! Komþu apartmanýn bahçesindeki o güzelim palmiye, gövdesinden ikiye bölünmüþtü "Ne yaptýnýz? diyerek çýðlýk attýðýmý ve bir kaç kez yerimde döndüðümü anýmsýyorum. Birkaç iþçi yukarýya doðru baktý. Elinde testere olanýn suratýný unutamam. Eðri büðrü bir dað taþýna bir tutam kýl yapýþtýrýlmýþ, küçük sarý çakýl taþlarý burnunun altýna sýralanmýþtý. Bakýþý anlamsýzdý. Hiçbir þey olmamýþçasýna iþini sürdürüyordu. Onlarý izleyen genç güzel haným, "Kimseye dinletemedim, kestiler." demekle yetindi. Üzgündü. Çevreye bakýndým. Tüm aðaçlar, kuþlar yaslýydý. Bana mý öyle geliyor diye düþündüm, hayýr hiç öyle deðildi. Kuþlarýn ötüþü, aðaçlarýn salýnýþý baþkaydý.
Palmiyeler bana yakýn deðildi. Onlarla Ýzmir e taþýndýðýmýzda tanýþmýþtým. Ýzmir caddelerinde bolca vardý. Evimizin çevresinde de. Ama karþýlaþtýðým acý olaydan sonra ilgilenmeye baþladým. Sýk sýk balkona çýkar, bahçedeki yarým gövdeyi, çevredeki palmiyeleri gözlerdim. O gün gülmeyi unutmuþ o taþ suratlý adamlar kesilen aðaçlarý bir kamyona yükleyip götürdüler. Yarým gövde üç beþ gün gözyaþlarýyla yapa yalnýz bekledi Motor sesi bir ara yeniden duyuldu. Kýsa süre sonra, toprak yüzeyine yakýn kesip onu da götürdüler. Kestikleri yarým gövdenin kalýntýsý bir süre öyle kala kaldý. Uzaktan damarlarýný gözlemeye, göz yaþlarýný görmeye çalýþýyordum. Geceleri yýldýzlarla dertleþtiðini adým gibi biliyorum. Bir gün üzerine yapay plastik sarmaþýk yapraklarý konulduðunu gördüm. Ýki tane de plastik oyuncak ördek. Onu tümüyle yok etmiþlerdi
Çevremdeki palmiyeleri her zaman yalnýz ve sessiz görürüm. Kuþlarý, böcekleri bile çok deðildir. Yanýnda yönünde oðullarý torunlarý görülmez. Hemen hepsi insan eliyle yetiþmiþlerdir. Yalnýzlýklarý ve sessizlikleri belki bir isyandý. Kendilerini eski esirlere, sömürgecilerin kara derili ama yürekli iþçilerine, hizmetçilerine benzetiyorlardý belki de. Gölgelerine oturan sevgilileri, yorgunlarý da pek görmedim. Daha çok dinlenme yerlerine deðil de, yollarýn ortalarýna filan dikilmiþlerdi. Beyazlara hem yakýn, hem çok uzaklardý.
Kendi ülkelerinde pek çok iþlevleri olduðunu sanýyorum. Hurma ve Hindistan Cevizinin de palmiye cinsi olduðunu okumuþtum. Onlarýn da aþklarý, kavgalarý, tohumlarý, meyveleri, çocuklarý, torunlarý olduðuna kuþku yok.
O yönleri bizi pek ilgilendirmiyor. Farklý görüntüleri, geniþ uzun yeþil yapraklarý göz zevkimiz oluyor. Yalnýzca o doymayan gözlerimiz için onlarý yerlerinden yurtlarýndan koparýp getiriyoruz. Sonra koyu eksoz dumanlarý arasýnda býrakýyoruz. Kuþlarý, yýlanlarý, aslanlarý kafesler içine doldurarak onlarýn acýlarýný kendimize ve çocuklarýmýza zevk edindiðimiz gibi. Bitip tükenmeyen hýrslarýmýz, çýkarlarýmýz, meraklarýmýz için bitkileri cüceleþtirdiðimiz, genlerini deðiþtirerek baþkalaþtýrmaya karþý direniþlerini duyuyor, görüyoruz. Onlar da bizlere özürlü çocuklar, çeþitli hastalýklar, verimsiz topraklar sunmaya baþladý. Bu sunuþlar bizlere birer uyarý, "Aklýnýzý baþýnýza toplayýnýz.” Uyarýsýydý.
Dönelim palmiyelere: Bir kaç yýl önce yollar boyunca birden bire binlerce palmiye beliriverdi çevremizde. Tepelerinde birer tutam birbirine baðlanmýþ yapraklar, gövdelerini yere baðlayan çelik telleriyle. Ben onlarý "Kaçmasýnlar." diye zincire vurulmuþ kölelere benzettim. Saçlarý týraþlanmýþ, tepelerinde birer tutam saç býrakýlmýþtý. Onlarý zincirleyen gardiyanlara ne yaptýklarýný sordum. Kenti, Afrika ülkelerinden satýn alýnan yetiþmiþ palmiyelerle süsleyeceklermiþ. Süslediler de. Bir bölümü dayanamadý kurudu. Bir bölümü de zincirlenmiþ olarak denizin ulaþýlmaz ufuklarýna bakýyor. Her birine dörder beþer yüz dolar ödenerek satýn alýnmýþlar. Yanýt alamayacaðým ya da kýnanacaðým için aklýma gelen sorularý soramadým. Bizim anýt çýnarlarýmýz, altýn yapraklý meþelerimiz, özlemle aradýðýmýz çamlarýmýz nerede kaldý? Hastalarýmýza sunamadýðýmýz ilaçlarýn paralarý, okullarýmýzý donatamadýðýmýz araçlarýn paralarý, bir türlü büyütemediðimiz lokmalarýmýzýn paralarý nerelere gitti? Kimse yanýt veremedi Mýsýr dan palmiye, Çin den kaldýrým taþý, Ýtalya dan süs eþyasý aldýk diyeni duyamadým.
Yalnýzlýk ve sessizlik. Ben sýkça yalnýz ve sessiz kalýrým. Hem de insan kalabalýklarý içinde. Pek çok kiþinin de yalnýz ve sessiz kaldýðýna tanýk oluyorum. Çoðumuz da yalnýz ve sessiz birer palmiyeyiz. Meyvelerimiz yok, þarký söyleyen kuþlarýmýz yok, köklerimiz uzaklarda.
Köklerimizden fýþkýran dostlara selam olsun.
|