

6 filmli bir haftaya merhaba diyoruz. Yönetmeninden ötürü merak edilen film Cennetimden Bakarken, konusundan ötürü gündem oluþturan Veda haftanýn öne çýkanlarý. Ama Ata Demirer‘in Eyvah Eyvah‘ý da kaçýrýlmayacak bir eðlencelik doðrusu. Eyvah Eyvah ayný zamanda “ötürü” kelimesinin bu aralar dilimize pelesenk olmasýnýn müsebbibi…
Cennetimden Bakarken (The Lovely Bones)

Yön: Peter Jackson
Oyn: Mark Wahlberg, Rachel Weisz, Susan Sarandon, Stanley Tucci
Ali Ulvi Uyanýk – Sadibey.com
“Cennetimden Bakarken”de, sade biçimde anlatýlan seri katil hikâyesi polisiyenin ‘katý gerçekliðini’ ve bu cani marifetiyle ortadan kaybolan kýzýn tinsel yolcuðundaki duraktan tüm olanlarý görmesi de ‘olabilir gerçeði’ (þimdilik fantastik) ifade ediyor. Yani sert gerçekle olasý gerçekliði örtüþtüren olaðanüstü bir yolculuk. Hüzün, nefret, umudun iç içe geçtiði, affetme ve sevginin aðýr bastýðý, yüreðinize aðýr geldiði ölçüde pýrýl pýrýl güzelliðiyle ölümün bir baþlangýç olduðuna inancýnýzý güçlendirecek, önemli bir deneyim.
Eyvah Eyvah

Yön: Hakan Algül
Oyn: Ata Demirer, Demet Akbað Özge Þakrak Borak, Salih Kalyon
“Eyyvah Eyvah”, iddiasýz, tamý tamýna bizden/ ‘içimizden’ , vaat ettiði komediyi hakkýyla sunan bir neþe… Hiç görmediði ve öldü bildiði babasýnýn Ýstanbul’da olduðunu öðrenir öðrenmez bu cengele onu aramaya gelen Çanakkaleli klarnetçi, ‘uyanýk-saf’ delikanlýda Ata Demirer (senaryoyu da yazmýþ) ile eðitimsiz, ‘yüreði altýn’, gece hayatýnýn zorluklarýna karþý abartýlý duruþ sergileyen, tipik cafcaflý þarkýcý Firuzan’ý oynayan Demet Akbað, filmin iki kozu! Doðru kozlar tabii. Ritimde de aksaklýk olmayýnca, üzerinde fazlaca düþünmeyeceðiniz ve bol bol güleceðiniz; iri laflar etmeye, aralara baþka meseleleri sokuþturmaya çalýþmadan seyircisine keyif veren bir film gerçekleþtirilmiþ(bazý kusurlarý hiç dert deðil). Ve inanýn, bir yýðýn ‘büyük’ ama içi kof filmden çok daha deðerli… Çünkü bir þeyler ‘yedirmeye’, karþýsýndakini yönlendirmeye çalýþmýyor, çünkü samimi. Yönetmen Hakan Algül baþta, her emekçisine kocaman bir bravo (ben bu Firuzan’a bayýldým ya)!
(Ali Ulvi Uyanýk – Sadibey.com)
Nine

Yön: Rob Marshall
Oyn: Nicole Kidman, Penelope Cruz, Judi Dench, Daniel Day Lewis, Sophia Loren
“Nine” müzikali, düþlerle gerçeðin sýnýrýnýn belirsizleþtiði Fellini filmi “8 ½”un sonsuza dek açtýðý alanda son sürüm. 1) Dokuzuncu filminde tamamen ‘týkanan’ ve yaratým kapýlarýný yeniden açabilme gücüne kavuþmaya çalýþýrken yaþamýna giren kadýnlarla, geçmiþte ve bugünde, yalanlarý ve“ahlaksýzlýðý” üzerinden yüzleþen Ýtalyan yönetmenin dramatik hikâyesi. 2) “Ýtalyan olmak” üzerine neþeli ve duygusal bir yolculuk. 3) ‘Maestro’nun sanatla iliþkisinde ‘Oedipus kompleksi’nden ‘karýsýný aldatmanýn dayanýlamaz baskýsý’na, korkularýnýn, kaygýlarýnýn, ýstýraplarýnýn kaynaklarýna dair bir sondaj. 4) Müziðin dans denilen yüksek estetikle birleþip, izleyenleri coþkulara sürüklediði bir iþitsel – görsel þölen. 5) Kadýna dair bir inceleme ayný zamanda: Anne olmak; eþ, metres, fahiþe, dost, âþýk, fettan kadýn olmak üzerine… 6) Bir oyuncular geçidi: Yedi kadýn oyuncunun beþi Oscar kazanmýþ, biri aday olmuþ. Daniel Day- Lewis ise çift Oscar ödüllü! 7) Yönetmen Rob Marshall’ýn koreografiden gelen gücünü kullanýrken, her bir oyuncunun karakterine de birer öykü yükleme baþarýsý gösterdiði, dengeleri tam bir çalýþma.
Ýnsanýn karmaþýk doðasýnýn dörtnala koþmaya hazýrlanýrken önüne çýkan engellerle(din kurumu mesela) çetin mücadelesine dair, çok güncel bir tartýþma. 9) Sinemanýn diðer sanatlarý, yeni bir dinamizm ve yorumla bünyesinde nasýl birleþtirebildiðinin deðerli bir örneði. (Ali Ulvi Uyanýk – Sadibey.com)
Veda

Yön: Zülfü Livaneli
Oyn: Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kýlýç, Dolunay Soysert, Özge Özpirinçci
“Veda”, bir Türk vatandaþý olan bana, eðitim gördüðüm süreç içinde öðretilenlerden ve sonra belgesellerle daðarcýðýma eklediklerimden öte, farklý bir bakýþ açýsýndan, sinemasal lezzette, duygularýmý çalkantýlý hale getirecek ve ruhumda etkili olacak hiçbir þey anlatmadý… Zerre de zevk vermedi. Bu kez anlatýcý rolünde, O’nun en yakýn arkadaþý Salih Bozok: Ve yine sýkýcý kronolojik satýr baþlarýyla, dramatize bir kliþeler geçidi… Kliþeler… Ve kliþeler… Ve kliþeler… Ölümünden dakikalar sonra intihara teþebbüs edebilecek denli O’nu seven Bozok’la iliþkisinin derinliðine, býrakýn inmeyi, bakmayý bile denemeyen bir film. Oyuncular genel olarak basmakalýplýktan nasibini almýþlar; bazýlarý oldukça kötü zaten. Eðer, görüntü, kostüm ve makyaj, bir filmin baþarýsý için yeterli olsaydý, ortalýk iyi filmden geçilmezdi. Dolayýsýyla “Veda”yý allayýp pullamaya gerek yok! Bu filmi o görkemli müziðiniz de kurtaramaz Bay Livaneli. Olmamýþ. Kötü! Yazýk ki, genç kuþaklarýn ‘ölümlü bir insan’ olarak tanýyýp sevmesinin çok daha kolay olduðu bu önemli ve deðerli devlet adamýný, baðýmsýzlýk savaþçýsý devrimciyi, bu film, yine, bir kez daha, kutsama sözcükleriyle tanýmlýyor. Atatürk ve mirasýnýn sinemadaki en büyük talihsizliði, bu ülkenin bir Clint Eastwood yetiþtirememesi. Bakýnýz, zamaný olanlar hem “Veda”yý, hem de “Yenilmez”i izlesin. “Yenilmez”e gidenler, devlet baþkanlýðýnýn ilk yýllarýnda sporun birleþtirici gücünü kullanmasýnýn hikâyesi ile Nelson Mandela’nýn siyasi kiþiliði, fikirleri ve liderliðine dair nasýl doyurucu / çarpýcý bir büyük filme ulaþýldýðýný, yönetim ustalýðýný, oyuncularýn gücünü, özetle zeki bir filmi görecekler. Kýyaslayýn lütfen.
(Ali Ulvi Uyanýk – Sadibey.com)
Yenilmez (Invictus)

Yön: Clint Eastwood
Oyn: Morgan Freeman, Matt Damon, Scott Eastwood, Langley Kirkwood
“Yenilmez”, 27 yýl hapis yaþamýndan sonra 1990’da koþulsuz serbest býrakýlan, 94’te devlet baþkaný seçilen Nelson Mandela’nýn, süregelen ýrkçýlýðýn bu kez beyazlara karþý uygulanmamasý ve tüm ulusun ayný amaç için çarpan tek yürek olabilmesi için, sporun birleþtirici gücünü kullanmasý temelinde, ‘95 Dünya Ragbi Þampiyonasý’ný konu ediniyor. Kabile adý Madiba olan, 1918 doðumlu bu ileri görüþlü zeki adam, çevresindekilere, giderek yaygýnlaþan biçimde ‘baðýþlama’nýn yüceliðini ve rahatlatýcý etkisini gösterirken, kötü durumdaki takýmýn ‘bembeyaz’ kaptaný Francois Pienaar’ý motive etmeyi de ihmal etmiyor. Böylece, filmin gerçek öyküsünün dramatik yapýsý, bir ‘spor filmi’nin vaat ettikleriyle birleþerek, Güney Afrika’da yapýlan þampiyonanýn heyecanýný ve dinamikliðini perdeye taþýmýþ bulunuyor. Hem Morgan Freeman, hem de Matt Damon’ýn Oscar adaylýklarý doðal. Aynen, gerçek yerlerde çekilen böyle kalabalýk kadrolu, yoðun harekete sahip, güç bir filmi 79 yaþýnda yöneten adamýn adýnýn Clint Eastwood olmasý gibi. Her yýl bir film çekip tümünde baþarýlý olmak, yönetmenin adý farklý olsaydý þaþýrtýcý olurdu da, Eastwood olunca doðal oluyor. Tabii öyle ekipleri var ki, onun ne zaman, neleri, neden istediðini gayet doðru anlayýp uyguluyorlar, baþarý da tam oluyor.
(Ali Ulvi Uyanýk – Sadibey.com)
Deli Dumrul Kurtlar Kuþlar Aleminde
Yön: Oðuz Yalçýn
Oyn: Emir Benderlioðlu, Sema Öztürk, Mustafa Üstündað, Arzu Yanardað