Yeni öðrendim ki meðer patronum Landlord benden, Zülfü Livaneli‘nin Veda’sý üzerine bir yazý yazmamý beklermiþ hep.. Bunun sebebi, çevresinde bolca bulunan -kendi gibi- yeni yetmelere nazaran, beni, Atatürk‘ün yaþadýðý ve cumhuriyeti kurduðu o kutlu zamanlara en yakýn yýllarda yaþamýþ biri olarak görmesi olmalý.. Yoksa, Landlord’un iddia ettiði ve herkesi de inandýrmaya çalýþtýðý gibi, benim hâzâ bir Kemalist olduðum, koca bir yalandýr..

 Numan Serteli

Livaneli’den beklediðim ölçüde baþarýlý bulmadýðým, iyimser bir bakýþla, belki vasat denebilecek bir film olan Veda’da, yönetmenin ya da Salih Bozok’un önemli gördüðü, Atatürk’le ilgili bazý tarihi geliþmeler ve olaylarýn anlatýmýndaki didaktik ve de hamasi tavrýn can sýkýcýlýðý þüphe götürmez.. Ayrýca, sinema sanatýyla temasý yeterince kurulamamýþ bir anlayýþla, etkileyici olmaktan uzak bi þekilde dramatize edilmiþ ki bütün bunlarýn, filmi baþarýsýzlýða götürmesi de gayet normal..

Öte yandan, filme deðil de onunla ilgili eleþtirilere bakarsak eðer, bir baþka ibret alýnasý durumla da karþýlaþmak mümkün.. Bu da, Atatürk ile ilgili her türlü ‘gerçek’ bilgileri, ‘resmi tarih’ ya da ‘kliþe’ olarak damgalama gayretidir..

Bu duruma bakarak, birilerinin -neredeyse- Mustafa Kemal‘i karþýlarýna alýp: “Selanik’te doðduðuna emin misin?”, “Doðru söyle bak, hakikaten 1938′de mi öldün?” deyu hesap sorabileceklerinden bile korkar oldum valla..

Baþka bir niyet yoksa eðer- gayet belli ki, bu bilgileri ilkokuldan beri bellemekten ve tekrarlamaktan içiniz/içimiz sýkýlmýþ ey arkadaþým!. Emin olun, sizi çok iyi anlýyorum; ama sonuçta ortaya konan þey de zaten -aþaðý yukarý- Atatürk’ün hayatý be annem!

Sizi bu eziyetten kurtaracak tek þey ne, biliyor musunuz? Resmi tarihçiler ve gayrýresmi tarihçilerin ayrý ayrý yapacaklarý -kaç saat tutarsa tutsun- birer, ‘Atatürk’ün Hayatý’ filmidir.. Ondan sonra herkes sað, herkes selamet.. Hatta bir daha, benzeri bir filmin yapýlmasý da kesinlikle yasaklanabilirse eðer, deðmeyin gitsin!

Hamdi Hoca’dan Atatürk Dersi

Veda’yý sinema salonlarýnda, Zülfü Livaneli’yi de eleþtirmenlere fýrça atar vaziyette býrakýp, perþembe günü basýn gösterimi yapýlan,Dersimiz Atatürk‘e geçelim isterseniz..

Hamdi Alkan’ýn yönettiði, Halit Ergenç, Çetin Tekindor veBatuhan Karacakaya’nýn baþlýca rolleri paylaþtýðý film, aslýnda, Gazi’nin zamanýnda çekilmiþ -gayet tanýdýk- orijinal film parçalarý ve de fotograflarla, bazý ‘canlandýrmalar’ýn karýþtýrýlarak hazýrlanmasýndan ibaret bir Atatürk belgeseli..

Yönetmen Hamdi Alkan, katýldýðý basýn gösterimi öncesi kýsa bir konuþma yaptý.. Filminin, Atatürk’ün hayatýndan belli baþlý dönemleri anlatan, bazý yerlerde sinemasal tatlar da alabileceðimiz, çocuk ve gençlere yönelik bir belgesel olduðunu söyledi..

Alkan, önemli bir eksiklik olarak gördüðü, Atatürk ile ilgili bir ‘referans film’ yokluðunun, bu filmle giderileceðini müjdelerken, çocuk ve gençlere yönelik’ vurgusunu sürekli tekrarlamasýný, ben, eleþtirmenlere yönelik bir ‘insaf lütfen’ ricasý olarak algýladým..

Atatürk filmlerinin böylesine peþpeþe gelmesine yönelik eleþtirilere katýldýðýný, ancak bu hususta kendilerinin bir kusuru olmadýðýný söyleyen Alkan, Veda’dan çok daha önce bu filmin çekileceðini ilan ettiklerini, oysa o filmin biraz da þýk olmayacak bir biçimde önlerine geçtiðini açýkladý.. Yine de bu durumdan pek þikayetçi olmadýðýný, keþke daha bir sürü Atatürk filmi çekilse diyerek, sözlerini bitirdi..

Gayet samimi, kibar ve duygusal bulduðum bu konuþmanýn sonunda sayýn Hamdi Alkan’ý alkýþlamak isterdim doðrusu; ama hiçbir þeyin öncüsü olamayan ve hep ‘arkadan gelen’ olarak, yine, bu iþi baþlatacak birilerini bekledim.. Heyhat ki bulamadým..

Konuþmasý sessizlikle karþýlanan ve hemen önümdeki yerine yeniden oturan Hamdi Bey’in, benimle ayný beklentide olduðunu öðrenince, içim burkuldu.. Zira, yanýndaki kiþiye eðilerek, “kimse de alkýþlamadý yahu” gibisinden serzeniþini duyduðumda, hüzünlenmemenin imkaný var mýydý a dostlar!?.

Yazarýmýz Maalesef Sayýn Hamdi Alkan’ý Üzmeye Devam Eder

Atatürk ile ilgili bu ilk ‘referans film’in kullandýðý þablon, en az hikayesi kadar tanýdýkdýr: Tarihçi dede (Çetin Tekindor) kendisini dinlemeye hevesli çocuklarý, çalýþma odasýnda etrafýna toplar, hakim olduðu mevzuyu ballandýra ballandýra anlatýr..

Konumuz da dersimiz de Atatürk’tür tabii..

Þu Çýlgýn Türkler’in meþhur yazarý Turgut Özakman‘ýn senaryosu o kadar basit ve ‘çocukça’ kaleme alýnmýþ ki zaten ezbere bilinen mevzularýn, hiçbir þekilde ilginç hale getirilmemiþ bu yavan haline, seyircinin -milli bir görev anlayýþýyla dahi- katýlabilmesi ya da katlanabilmesi bana pek mümkün gelmedi.. Hele, ’son Atatürk’ Halit Ergenç’in yüzüne yapýlan -kelimenin tam anlamýyla ‘plastik’ makyajýn korkunçluðu, bu olasý seyirci katýlýmýný daha baþlamadan ters yüz edecek bin ucube kudretindeydi ki ben onun göründüðü çoðu sahnede perdeye bakmamayý tercih ettim.. Arz ederim!

Belli ki Mustafa Kemal’le hiçbir benzerliði bulunmayan Halit Ergenç, sýrf mavi gözleri sebebiyle bu rolü kapmýþ görünüyor..

Peki bunu anladýk da sinemacý arkadaþým, hiçbir ahval ve þeraitte dahi yüzünde tek kýl ya da çizgi kýpýrdamayan, bu Madam Tussauds Müzesi`nden fýrlama bir mumya vaziyeti nedir yahu!?

Dikkat edin, ben benzetememiþsiniz demiyorum.. Devasa hale getirilmiþ -resmen komik- o burnu ve çalý süpürgesi gibi kaþlarla karartýlmýþ -çocuklarýn korkudan bakamayacaklarý- o suratý siz Atatürk’e nasýl yakýþtýrdýnýz? Onu soruyorum..

Bir de size þunu söylemek istiyorum ey burnundan kýl aldýrmaz Atatürkçüler: Ezeli rakibiniz olan dinci zevatýn, her fýrsatta size yaftaladýðý, zengin ve halktan kopuk ‘Beyaz Türk’ þablonunu, maþallah ne de güzel benimsemiþsiniz..

Dedenin ve torun Mert’in ailesinin evlerindeki ve de yaþantýlarýndaki lüksün hududunu -müzmin orta halliliðimle- maalesef ölçemediðim gibi, bunun Atatürkçü mantýðýný da pek anlayamadým doðrusu.. Özür dilerim..

Anlayamadýðým sadece bu deðil ki: Kitaplarla, bir takým eþyalarla ve cihazlarla falan dolu olduðundan, torun Mert (Batuhan Karacakaya)’in büyülü bulduðu, dedesinin, evin üst katýnda konuþlanmýþ olmasý gereken odasý, zaten karýþýk olan kafamý iyice karýþtýrdý sayýn seyirciler.. Zira oðlan, evin salonundan dedesinin odasýna intikal ederken -normal olarak- bir üst kata çýkan merdiveni kullanmaktadýr; oysa, hemen bunu takip eden sahnede, odaya girerken görülen çocuðun, alt kata doðru inen merdivenler vasýtasýyla dedesine kavuþtuðunu þaþkýnlýkla görürüz.. Ki, bu filmin beni en heyecanlandýran kýsmý da burasýydý ve o odanýn hakikaten büyülü olduðuna böylece ben de inanmýþ oldum..

Turgut Özakman’ýn senaryosu -tam olarak- torununun neslinden, onlarýn dünyasýndan habersiz bir dedenin kaleminden çýkmýþ olarak, benim çocukluðuma bile denk gelmeyen bir ‘anakronik’ acayiplik sergiliyor. Öyle ki bu dede, ‘en güncel zamane hareketi’ olarak benimsediði þeyi bile yanlýþ anlamýþ olarak, “hey dostum çak!” mealindeki hareketi ‘çat yapmak’ olarak öðrenebilmiþtir.. Atatürk’ün 3997 adet kitap okuduðunu duyduðunda heyecanlanan Mert’in, “uff” demesi ve bu yaptýðý ‘terbiyesizlikten’ çok utanarak, “afedersin dede” demek zorunda kalmasý falan, filmin ahlak anlayýþýnýn da 1940′lý yýllarda kaldýðýnýn göstergesi gibidir. Keþke, Özakman’ýn yazdýklarýndan yola çýkarak, senaryoyu ve diyaloglarý Hamdi Alkan yazaymýþ.. Hiç olmazsa film -en azýndan- dili açýsýndan, zamane çocuklarýyla bir yakýnlýk kurabilirmiþ..

Bazý meþhurlarýn, aydýnlarýn falan, görüntülerini çekip de filme anlamsýz bi þekilde monte etmenin ve onlara neredeyse hiçbir þey söyletmemenin mantýðýný ‘beceriksizlik’ olarak deðerlendirebilmem mümkünse de; bazý sahne geçiþlerinde kullanýlan, o parýldayan yaldýzlar ve yýldýzlarýn aþaðýdan yukarýya geçip gitme efektini bana açýklayabilecek tek bir allahýn kulu çýkarsa eðer, ben de hemen, þu en sevdiðim, sað üst kesici diþimi kýrmaya hazýrým! Haberiniz olsun..

Sinema sanatýnýn neresine uygun düþeceðine bir türlü karar veremediðim Dersimiz Atatürk -en iyimser bakýþla- çocukluðumun eski On Kasým’larýnda, okulca götürüldüðümüz sinemalarda gösterilen, insanlarýn hýzlý hareketleri sebebiyle, biz çocuklarý -þarlo filmlerini hatýrlattýðýndan olsa gerek- gülmek ile yas tutmak halet-i ruhiyesi içersinde bocalatan, Atatürk ile ilgili o bölük pörçük görüntülerin yerini alabilecek kalitede bir film olmuþ.. Hayýrlýsý olsun!

Tersninja.com