Yine keyifli bir sinema haftasýna giriyoruz sevgili okurlar… Bir yanda Ýstanbul Film Festivali maratonu baþlarken, diðer yanda vizyonda dört yeni filmimiz var: Terry Gilliam’ýn beklenen çalýþmasý Dr. Parnassus, fantastik macera Titanlarýn Savaþý, Altýn Portakal’da ses getiren Min Dit ve Türk sinemasýndan yeni bir komedi Herkes mi Aldatýr?… O halde hepimize iyi seyirler!

 

The Imaginarium of Doctor Parnassus/ Dr. Parnassus


Yön: Terry Gilliam
Oyn: Heath Ledger, Christopher Plummer, Verne Troyer, Andrew Garfield, Johnny Depp, Jude Law, Colin Farrell

Uzun zamandýr beklediðimiz bir film The Imaginarium of Doctor Parnassus/ Dr. Parnassus. Bekleyiþimizde iki haklý nedenimiz var. Biri, geçen yýl kaybettiðimiz Heath Ledger’ýn rol aldýðý son film olmasý… Diðeri de, basýndan takip ettiðimiz yazýlý ve görsel malzeme üzerinden, yönetmen Terry Gilliam’ýn bu filmle ilk dönem çizgisine dönüþ yaptýðý yolundaki hissiyatýmýz.

Nihayetinde, merakýmýz ve bekleyiþimizin boþa çýkmadýðýný söyleyebilirim. Önce yönetmen koltuðundan baþlayalým… Gilliam hep bu dünya gerçekliðinin sýnýrlarýný zorlayan ve baþka alemler arayan acayip bir sinema adamý olmuþtur, ama genç kuþaklar nezdinde en iyi ihtimalle 12 Maymun’la tanýnýr. 30’larýný sürmekte olan ben, bizler ve yine sinemaya meraklý daha büyüklerimiz ise, örneðin Brazil’i Ýstanbul Film Festivali sayesinde izlemiþ ve yönetmenin akýl haritasýna daha eskilerden girme þansýný yakalamýþýzdýr. Bu anlamda Dr. Parnassus’un, öncelikle Gilliam’la bugüne dek fazla haþýr neþir olmayanlar için, onun evrenine daha panoramik bakabilmek adýna iyi bir fýrsat sunduðunu ve yönetmene taze bir hayran kitlesi kazandýracaðýný düþünüyorum.

Gilliam külliyatýnda Jabberwocky (1977), Time Bandits (1981), Brazil (1985), The Adventures of Baron Munchausen/ Baron Munchausen’in Maceralarý (1988), The Fisher King/ Balýkçý Kral (1991), 12 Monkeys/ 12 Maymun (1995), Fear and Loathing in Las Vegas/ Las Vegas’da Korku ve Nefret (1998), The Brothers Grimm/ Çýlgýn Kardeþler (2005)gibi pek çok önemli film var. Ýþte Dr. Parnassus’da da Gilliam ‘90 öncesi çizgisine yaklaþýyor ve yine görsel olarak çok renkli, oyuncaklý bir düþ dünyasý yaratýp masalýný anlatmaya baþlýyor. Senaryoyu Brazil ve Baron Munchausen’deki iþ ortaðý Charles McKeown ile birlikte kaleme almýþlar.

Dr. Parnassus ve gezici tiyatro kumpanyasý, panayýr yerlerinden süpermarket otoparklarýna, bulduklarý boþ köþeleri tutuyor ve bir avuç izleyiciye gösterilerini sergileyerek ayakta kalmaya çalýþýyorlar. Ve oyun, baþlangýç parolasýný net biçimde veriyor: “Burada, sýradan olanýn dýþýndakiyle karþýlaþacaðýn için, ruhunu hiçbir yere götüremezsin!”. Dr. Parnassus’un aynasýndan geçenler, hem en büyük hayallerinin gerçek olduðu hem de ruhlarýndaki karanlýklarla yüzleþtikleri bir fantezinin içinde buluyorlar kendilerini.

Kant’ýn Saf Aklýn Eleþtirisi’nde saf sezgi olarak tanýmladýðý imaginarium kavramýnýn içini doldurmak öyle kolay iþ deðil tabii… Yönetmen aynanýn ardýndaki fantastik dünyada Commedia dell’arte, Budizm, Viktorya dönemi, Alice Harikalar Diyarýnda, tarot ve modern tüketim toplumundan sunduðu motiflerle adeta insanlýðýn milyon yýllýk belleðinin ve bilinçaltýnýn dökümünü yaparken, þüphesiz hayalgücünün zaferi de sýký bir alkýþý hak ediyor (tabii Gilliam’ýn 90’larýn ikinci yarýsýndan bu yana birlikte çalýþtýðý görüntü yönetmeniNicola Pecorini de!). Ve kiþisel olarak, bu dünyada Dali’den derin izler bulduðumu itiraf ediyorum.

Öykünün içindeki trajedi ve ahlaki denklem, bin yaþýndaki Parnassus’un (Christopher Plummer) yüzyýllar önce ruhunu þeytana (Tom Waits) satarak ölümsüzlüðe kavuþmuþ olmasý ve bu anlaþmayla biricik kýzý Valentina’yý (Lily Cole) 16. yaþ gününe geldiðinde, yani þimdi þeytana söz vermiþ olmasý… Bu kaosun içindeki davetsiz yeni misafir ise, bir gece ölümden kurtarýp aralarýna aldýklarý ancak þeytana karþý verdikleri umutsuz mücadelede kumpanyanýn kurtarýcýsý olacak gibi görünen, sözde belleðini yitirmiþ esrarengiz yabancý, beyazlar içindeki Tony (Heath Ledger). Tabii böyle bir masalda kahramanlýk biçtiðiniz karakterlere geçmiþlerinde yapýlmýþ ciddi ahlaki hatalar yüklemek, ancak Gilliam gibi bir ustanýn cesur ellerinde mümkün. Yönetmen, Dr. Parnassus’ta bir düþgücünü kutsama ve insanlýða hayatýn týlsýmýný hatýrlatma denemesine soyunurken, alt metinde de hayattaki seçimler ve seçim yapmanýn felsefesini kurcalýyor.

Son olarak, yazýnýn giriþinde bu filmi merakla bekleyiþimizin nedenleri arasýnda saydýðým, Heath Ledger’in son performansý olmasý konusuna gelince… Evet, oyuncu erken kaybýnýn gerçeðiyle izleyiciyi bir kez daha sarsýyor ve ardýnda kendine yakýþýr bir hatýra býrakýyor. Çekimler sürerken aramýzdan ayrýlmýþ olmasý, canlandýrdýðý Tony karakterinin farklý katmanlarýna tekabül edecek biçimde Johnny Depp, Jude Law, Colin Farrell’ýn yüzleri kullanýlarak yönetmen tarafýndan dahiyane bir çözümle telafi edilmiþ ve bu isimlerin varlýðý filme ayrý bir renk katmýþ. Oyunculardan dem vurmuþken, Tom Waits’i þeytan rolünde izlemenin hayranlarý için büyük keyif olduðunu da hatýrlatmak isterim!

Clash of the Titans/ Titanlarýn Savaþý

Yön: Louis Leterrier
Oyn: Sam Worthington, Liam Neeson, Ralph Fiennes, Gemma Arterton

Fantastik macera türündeki film, tanrýlarýn tanrýsý Zeus ile onu kendine rakip olarak gören yer altý tanrýsý Hades’in mücadelesiyle birlikte, Zeus’un oðlu Perseus’un canavarlarý aþýp Prenses Andromeda’yý kurtarmak için verdiði mücadeleyi anlatýyor.

Titanlarýn Savaþý, 1981 yýlýnda Desmond Davis’in çektiði ayný adlý filmin yeniden çevrimi. Senaryo, Beverley Cross’a ait orijinal metinden hareketle Travis Beacham, Phil Hay ve Matt Manfredi tarafýndan yazýlmýþ. Kariyerinin ilk döneminde pek çok filmde yönetmen yardýmcýsý olarak çalýþan Louis Leterrier’i ise, koltuða tek baþýna oturduðundan bu yana Danny the Dog – Unleashed/ Kýr Zincirlerini (2005), Transporter 2/ Taþýyýcý 2 (2005) ve The Incredible Hulk/ Hulk (2008) filmleriyle tanýyoruz.

Herkes mi Aldatýr?

Yön: Kamil Aydýn
Oyn: Ragýp Savaþ, Mine Tugay, Metin Zakoðlu, Fatma Toptaþ

Komedi türündeki film, evli ama çapkýn bir adam ile zengin kocasý tarafýndan aldatýlan mutsuz bir kadýnýn ayný otelde kesiþen öykülerini anlatýyor. Tanýþtýklarý gece birlikte olan adam ile kadýn sabah uyandýklarýnda, kendi eþlerinin de ayný otelde olduðunu öðrenip büyük bir sürprizle karþýlaþýyorlar.

Filmin senaryosu T. Alper Çaðlayan tarafýndan yazýlmýþ. Herkes mi Aldatýr?, daha önce televizyon dizilerinde de yönetmenlik yapan Kamil Aydýn’ýn, 2007 yýlýnda çektiði Kutsal Damacana’nýn ardýndan ikinci sinema filmi.

Min Dit/ Ben Gördüm

Yön: Miraz Bezar
Oyn: Þenay Orak, Muhammed Al, Hakan Karsak, Berivan Ayaz

Dram türündeki film, Diyarbakýr – Batman yolundaki bir çatýþmada anne ve babalarý gözlerinin önünde öldürülen iki küçük kardeþin öyküsünü anlatýyor. Tamamý Diyarbakýr’da ve Kürtçe olarak çekilen filmde iki çocuk, teyzeleri de ortadan kaybolunca, altý aylýk kýz kardeþleriyle hayatta yapayalnýz kalýyor ve kendilerini kentin sokaklarýnda bir yaþam mücadelesinin içinde buluyorlar.

Hamburg’da Genç Yetenek Ödülü, San Sebastian’da Gaztea Gençlik Ödülü ve Antalya Altýn Portakal Film Festivali’nde Behlül Dal Jüri Özel Ödülü’ne deðer bulunan Min Dit, Almanya’da yaþayan ve kýsa metraj çalýþmalarýyla tanýnan Miraz Bezar’ýn ilk uzun metraj filmi. Senaryo, Bezar ve Evrim Alataþ tarafýndan kaleme alýnmýþ.

 

Tersninja.com