

Bol filmli, zengin bir haftaya daha merhaba diyoruz sevgili okurlar… Siyasal sinema meraklýlarý için türün üstatlarýndan Costa Gavras’ýn yeni filmi Cennet Batýda, yunuslar üzerine bir belgesel Koy, korku ve gerilimciler için Koleksiyoncu, Ölümcül Takip ve Türk sinemasýndan türün taze bir örneði olan Ev sinemalarda… Herkese iyi seyirler!
Eden a l’Ouest/ Eden is West/ Cennet Batýda

Yön: Costa Gavras
Sen: Costa Gavras, Jean-Claude Grumberg
Oyn: Riccardo Scamarcio, Odysseas Papaspiliopoulos, Léa Wiazemsky, Tess Spentzos
Yapým: 2009, Fransa – Yunanistan – Ýtalya, 110 dk.
Çocukluðumun geçtiði Kýzýltoprak’ta efsane bir Kent Sinemasý vardý zamanýnda… Ýlk baþlarda burada Pazar sabahlarý gösterilen animasyonlara götürürdü annem beni. Sonra ilkokulla birlikte yavaþ yavaþ ciddi filmler de girdi hayatýma. Ve iþte o dönemde izlediðim filmler sayesinde baþladý hem Kent Sinemasý’na, hem de sinema salonlarýnýn tuhaf kokusuna ve sessizliðine duyduðum aþk. Bu filmlerden biri de, 7 yaþýndayken izlediðim, bana önce çok karanlýk ve aðýr gelen, ancak sinemadan çýktýðýmda ortada mühim bir þeylerin döndüðüne kanaat getirmemi saðlayan, Jack Lemmon’ýn oynadýðý Kayýp idi. Hep komik halleriyle görmeye alýþtýðým tatlý adam, bu kez kaybolan oðlunun peþine düþmüþ acýlý bir babayý canlandýrýyordu. Sonraki yýllarda öðrendim ki filmin orijinal adý Missing, yönetmeni de Costa Gavras’mýþ. Tamam dedim, önce insan sonra sinemacý kontenjanýndan kayda alýnmasý gereken önemli bir adam, kendisini izlemeye devam edelim.

Saygýnlýðý ve üretkenliðinden hiçbir þey kaybetmeden yýllara meydan okuyan, 80’lerine yaklaþmasýna raðmen hala iddialý iþler yapan deðerli Costa Gavras son filmi Eden a l’Ouest/ Eden is West/ Cennet Batýda ile yeniden bizlerle… Siyasal sinemanýn yaþayan usta yönetmenlerinden Gavras’ýn sinemasýnda neler yok ki…: Yunanistan adý verilmeden faþist çetelerle devlet arasýndaki gizli iliþkileri gözler önüne seren Yves Montand’lý ve En Ýyi Yabancý Film dalýnda Oscar ödüllü Z/ ÖlümsüZ(1969), askeri dikta altýndaki bir Güney Amerika ülkesini anlatan ve baþrole yine Yves Montand’ý koyan L’Aveu/ Kuþatma (1970), Pinochet yönetimindeki Þili’de gözaltýnda kaybolan bir gazetecinin öyküsünü anlatan Missing/ Kayýp (1982), geçmiþte Nazilerle iþbirliði yapmakla suçlanan bir babanýn yaþadýklarýný konu alan Music Box/ Müzik Kutusu(1989), Katolik kilisesinin Nazi kýyýmý karþýsýndaki pasif tutumunu eleþtiren ve benim de en sevdiðim Gavras filmlerinden olan, özellikleMatthew Kassovitz’in oyunculuðuyla hatýralarýmýzda son derece naif kareler býrakan Amen (2002), Fransa’da yaþanan iþsizlik sorununa deðinen Le Couperet/ The Ax/ Ölümcül Çözüm (2005) gibi…
Gavras yeni filminde de, ismi açýklanmayan bir ülkeden kaçarak mutluluk ve refah dolu yeni bir hayat kurmak hayaliyle Avrupa’ya doðru yol alan yasadýþý bir göçmenin öyküsünü anlatýyor. Polis kontrolünden kurtulmak için gemiden atlayan göçmen Elias (Riccardo Scamarcio), kendini Fransa sahillerindeki Cennet adlý tatil köyünde buluyor. Gözümüzle görmesek de Elias’ýn ardýnda býraktýðýný tahmin ettiðimiz yokluk ve sefaletin antitezi olarak planlanmýþ Cennet’te baþlayan yolculuk, nihai hedef olan büyük kent Paris’e kadar sürüyor. Çevresindekilerle iletiþim kurabileceði hiçbir dil konuþamayan Elias, yolculuðu boyunca çeþit çeþit insanla ve Avrupa’nýn farklý yüzleri/ gerçekleriyle tanýþýyor. Baþka bir gezegenden dünyaya düþmüþ kadar þaþkýn ve saf Elias karakterinin beyazperdede vücuda gelen doðallýðý, izleyiciye bu yolculuðu birinci elden yaþatýyor adeta; tüm heyecanlarý, tehlikeleri, korkularý ve umutlarýyla… Ve film, göçmen sorununu sadece nedenleri ya da vatan topraklarýndan kopma/ yurtsuzlaþma boyutuyla deðil, madalyonun diðer yüzünü çevirerek bu çaresiz insanlarýn yeni yaþamlarýnda maruz kaldýklarý modern kast ve kölelik sistemine getirdiði eleþtiriyle de masaya yatýrýyor.

Bence müthiþ bir film… Ustanýn, konuyu iþlemek üzere seçtiði yolda ve kurduðu öyküdeki yaratýcýlýðý tartýþýlmaz. Filmin en baþarýlý noktalarýndan biri de mizah – dram dengesi ve geçiþleri. Dolayýsýyla izleyici üzerinde hedeflenen duygu ve düþünce hareketliliði en doðru kanaldan ve ölçüsünde gerçekleþiyor. Cennet Batýda’nýn bana Ýtalyan Yeni Gerçekçi sinemasýnýn tadýný yaþattýðýný söyleyebilirim. Oyuncu olarak Riccardo Scamarcio’yu tanýmayan birini, Elias’ýn halktan bir adam olduðuna rahatlýkla ikna edebilirsiniz. Kýsa bir süre önce Ferzan Özpetek’in Mine Vaganti/ Serseri Mayýnlar’ýnda izlediðim ve her performansýnda biraz daha hayran olduðum Scamarcio bazý yabancý eleþtirmenler tarafýndan yeni Al Pacino olarak nitelendirilmiþ.
Özetle… Elias’ýn büyük umutlarla çýktýðý Avrupa yolculuðu büyük bir hayal kýrýklýðýyla son bulurken, Avrupa rüyasý da tamamen karanlýða gömülüyor… Ve bize de, Gavras’ýn olayý irdelemek için seçtiði konu/ yöntemdeki yaratýcýlýðýna ve ironik anlatýmýna alkýþ tutmak düþüyor. Çok yaþa ihtiyar delikanlý!
Le Herisson/ The Hedgehog/ Yaþamaya Deðer
Yön: Mona Achache
Sen: Mona Achache (Muriel Barbery’nin romanýndan)
Oyn: Josiane Balasko, Garance Le Guillermic, Togo Igawa, Anne Brochet
Yapým: 2009, Fransa – Ýtalya, 100 dk.
Komedi – dram türündeki film, hayatýna son vermeyi düþünen bir kýz çocuðunun öyküsünü anlatýyor. Paris’te dýþ dünyadan uzak bir çevrede yaþayan ve çok zeki bir kýz olan 11 yaþýndaki Paloma, 12. yaþ gününde intihar etmeye karar verir. Ancak ölümle randevusunun yaklaþmasýna çok az bir zaman kala, hayatta yalnýz bir insan olan apartman görevlisi Renée ve gizemli Kakuro ile tanýþýr. Paloma, tanýk olduðu yeni öyküler ve yaþadýðý bu deneyimler sonucunda karamsar hayatýný yeniden gözden geçirme þansý bulur.
Yaþamaya Deðer, bazý kýsa filmleri bulunan 1981 doðumlu genç yönetmen Mona Achache’nin ilk uzun metraj çalýþmasý. Achache’yi hoþ bir tesadüfle, yine bu hafta vizyona giren Cennet Batýda adlý filmde oyuncu olarak izliyoruz.
The Collector/ Koleksiyoncu

Yön: Marcus Dunstan
Sen: Patrick Melton, Marcus Dunstan
Oyn: Josh Stewart, Michael Reilly Burke, Andrea Roth, Juan Fernández
Yapým: 2009, ABD, 90 dk.
Gerilim türündeki film, bir evin içinde yaþanan tüyler ürpertici olaylarý anlatýyor. Kumar borcunu ödemek için tesisatçý olarak çalýþtýðý evi soymaya karar veren Arkin, kimsenin olmadýðýný düþündüðü bir anda eve girer. Fakat burada onu kötü bir sürpriz beklemektedir. Arkin, soymak için zorla girdiði evde, ev halkýný esir almýþ psikopat bir katille karþý karþýya gelir.
Koleksiyoncu, Saw/ Testere serisinin dördüncü bölümden baþlayarak tüm senaryolarýný yazan (burada da iþ ortaðý olan Patrick Melton ile birlikte) Marcus Dunstan’ýn ilk yönetmenlik denemesi.
The Cove/ Koy

Yön: Louie Psihoyas
Sen: Mark Monroe
Oyn: Simon Hutchins, Mandy-Rae Cruikshank, Kirk Krack
Yapým: 2009, ABD, 92 dk.
Belgesel türündeki film yunuslarýn öyküsünü ve günümüz toplumundaki sömürü gerçeðini anlatýyor. Eski yunus eðitmeni Ric O’Barry, yunuslarýn insan esaretinden kurtarýlmasý gerektiðini anlayýnca, kýyýlarýnda yunuslarýn ve balinalarýn yüzdüðü Taiji köyüne gelir. Dikenli teller ve yasak tabelalarýyla çevrili körfezde aslýnda karanlýk bir gerçek yatmaktadýr: Milyon dolarlýk bir yunus eðlencesi endüstrisi ve yunus eti pazarý… Taijili balýkçýlar gecenin karanlýðýnda görülmemiþ bir av gerçekleþtirmektedirler.
Koy, fotoðrafçýlýk çalýþmalarýyla tanýnan Louie Psihoyas’ýn ilk sinema yönetmenliði deneyimi.
Ev

Yön: Alper Özyurtlu, Caner Özyurtlu
Sen: Alper Özyurtlu, Caner Özyurtlu, Volkan Keleþ
Oyn: Deniz Celiloðlu, Kerem Atabeyoðlu, Alpay Atalan, Ece Çeþmioðlu
Yapým: 2009, Türkiye, 95 dk.
Gerilim türündeki film, Biri Bizi Gözetliyor konseptinde tasarlanmýþ Ev adlý televizyon programýnda yaþanan beklenmedik bir olayý anlatýyor. Evde olan biteni 24 saat boyunca seyirciye aktaran yarýþma programýnda, canlý yayýn yolunda devam ederken içeriye aniden silâhlý bir adam girer ve yarýþmacýlarý rehin alýr. Saldýrganýn amacý oyunun kurallarýný deðiþtirmektir. Yarýþmanýn final gecesinde birinci olan yarýþmacý elemek istediði kiþiyi öldürecek ve tüm olanlar canlý yayýnda ekrana gelecektir.
Filmin senarist yönetmenlerinden Caner Özyurtlu’yu Kirpi ve Sýnavgibi filmlerden oyuncu olarak tanýyoruz.
Chugyeogja/ Chaser/ Ölümcül Takip

Yön: Hong-Jin Na
Sen: Won-Chan Hong, Shinho Lee, Hong-Jin Na
Oyn: Yun-Seok Kim, Jung-Woo Ha, Yeong-Hie Seo
Yapým: 2008, Güney Kore, 125 dk.
Dram – gerilim türündeki film eski polis, yeni kadýn satýcýsý Joong-Ho’nun öyküsünü anlatýyor. Joong-Ho’nun çalýþtýrdýðý kadýnlar bir bir ortadan kaybolmaktadýrlar. Ancak çok geçmeden, bir müþterinin telefon numarasýnýn kaybolan kýzlarýn son arandýðý numarayla ayný olduðunu fark eder. Ýlk baþlarda kadýnlarýnýn kaçýrýlýp satýldýðýný düþünen Joong-Ho, acýmasýz bir seri katil olduðunu anladýðýný müþterinin peþine düþer.
Yönetmen Hong-Jin Na’nýn ilk filmi olan Ölümcül Takip, Asya festivallerinden çeþitli adaylýk ve ödüllere sahip.