|
Kuþkusuz insanlýk dýþý deneyler Alman ve Japon faþizminin toplama kamplarýnda yaptýðý denemelerin yanýnda küçük çaplý kalýr. Emperyalist-kapitalist sistemin kanlý sopasý olan faþizm, her alanda olduðu gibi sözde bilimsel amaçlarla yapýlan týbbi denemelerde de ilaç tekellerinin ve kapitalist devletlerin önünde yeni bir çýðýr açmýþtýr. Japonlarýn ünlü 731. Birim’inin ve Almanlarýn doktor Mengele gibi faþistlerinin baþýný çektiði ekipler, toplama kamplarýndaki insanlara, “bilimsel araþtýrma” adý altýnda insan aklýnýn ve vicdanýnýn almayacaðý iþkenceleri yapmýþlardýr. Nazi kamplarýnda 400 bine yakýn insan bu deneylerde hayatýný yitirdi. Bu insanlarýn vücutlarýna sayýsýz hastalýðýn mikroplarý veriliyor, hiçbir anestezi yapýlmadan canlý canlý uzuvlarý kesiliyor, kobay olarak seçilen yetiþkinler ve çocuklar üzerinde insan vücudunun acýya veya soðuða ne kadar dayandýðýný ölçmeye dönük testler yapýlýyor, kalýtýmla ilgili denemelere tâbi tutuluyorlardý.Aþaðýda tarih boyunca gerçekleþmiþ deneysel ölümler bulacaksýnýz.Bunlarýn çoðu günümüzde hepimizin nefretle andýklarý deneyler.
Uçan Terzi

Avusturyalý terzi. Modern bir paraþüt gibi giyeni yavaþça yere doðru indiren bir palto geliþtirdi. Giysisini Eyfel kulesinin ilk güvertesinden, 60 metre yükseklikten denedi. Bir izleyici grubu ve kamera ekibinin de bulunduðu deneyde dümdüz aþaðý doðru düþerek hayatýný kaybetti.
Marie Curie

Marie Curie, radyoaktivite teorisi ve radyoaktif izotoplarýn yalýtýmýyla birlikte içlerinde radyum ve polonyum bulunan bilinmeyen birçok elementi bulmasýyla ünlenen Polonya asýllý Fransýz fizikçi ve kimyager. 1903 yýlýnda Nobel ödülünü kocasý Pierre ile birlikte kazandý. 1934 yýlýnda Fransa'nýn Savoy kentinde kan kanserinden öldü. Hastalýðý, aþýrý dozda radyasyona maruz kalmasýna baðlandý. Bu yüzden ona "bilim için ölen kadýn." denildi. O zamanlarda tuttuðu not defterleri o kadar radyasyona maruz kalmýþtýr ki, bugün bile o defterler radyoaktif koruma altýnda incelenebilmektedir.
Jesse William Lazear

Jesse William Lazear ABD'li hekim ve bakteri bilimci.1889'da Johns Hopkins Üniversitesini bitirdi.1892'de NewYork Columbia College'da doktorasýný yaptý.Avrupa ve Pastör üniversitesinde bir süre bakteriler üzerinde çalýþtýktan sonra Johns Hopkins hastanesine atandý.ABD'de ilk kez Ýngiliz mikrobiyoloðu Ronald Ross'un sýtma asalaðýnýn sivrisinek kanalýyla aþýlandýðý bulgusunu doðruladý.1900'de Walter Reed Sarýhumma komisyonuyla birlikte Havana'ya gitti.Sarýhummaya neden olan bakteriyi bulduktan sonra ,tüm güçlerini sýtmayý üreten sivrisinek üzerinde araþtýrmaya yöneltti.Sarýhummalý bir hastanýn kanýný emmiþ bir sivrisineðin kendisini ýsýrmasýný saðladý ve beþ gün sonra þiddetli sarýhummadan hayatýný yitirdi.Carnp Lazear adýný alan bu deney istasyonunda çalýþan gönüllü arkadaþlarý onun iþini yürüterek sivrisinek taþýdýklarýný kanýtladýlar.
Mkultra

CIA'nýn davranýþ kontrolü de denilen beyne hükmetme faaliyetleri, normal denetim süreçlerinden kaçýrýlan bir program çerçevesinde 1953'te hýz kazandý. MK-ULTRA kod adlý programa ait çok sayýda dosya, programda baþýndan beri yer alan CIA Baþkaný Richard Helms tarafýndan, 1973 yýlýnda görevi býraktýðý sýrada yok edildi. Ama yaþanan tarih yeterince iðrençtir.
MK-ULTRA hayaletleri, içlerinde California'daki kötü ünlü Vacaville Devlet Hapishanesi mahkûmlarýnýn yüzlercesi bulunan habersiz denekler üzerinde radyasyon, elektrik þoku, elektrot yerleþtirme, mikro dalga, ultrason ve geniþ kapsamlý ilaç testleri uyguladýlar.
CIA, beyin kontrolünün iþkenceye dayanýklý kurye (bellek, önceden belirlenmiþ bir sinyalle canlandýrýlýyordu) ve programlanmýþ suikastçý yaratmanýn bir yolu olduðunu gördü. Sirhan Sirhan'ýn Senatör Robert Kennedy'yi öldürmeden önce CIA baðlantýlý bir beyin yýkayýcý tarafýndan eðitildiði yolunda kanýtlar var.
CIA ayrýca karþýtlarýný LSD gibi zihin bozucu maddelerle saf dýþý býrakabileceðini fark etti. LSD'den öylesine büyülendi ki, 1953'te dünyada ne kadar varsa hepsini satýn almaya kalkýþtý. Yýllar, boyunca, CIA, ABD'deki yasal ya da yasadýþý LSD'nin en önemli kaynaðýydý. CIA baðlantýlý bir satýcý, milyonlarca doz LSD üretti.
Sonunda güvenilmez olarak görülen LSD deneylerden çýkarýldý. CIA, o zamana kadar LSD'yi kendi ajanlarý da dahil sayýsýz insan üzerinde rýzalarýný almadan denedi; çok sayýda intihara yol açtý. Bunlarýn arasýnda kendi ajanlarý da vardý ve bazýlarý intihar etti. Biyolojik savaþ uzmaný bir CIA görevlisi, fazla dozdan sonra kendisini onuncu kattan aþaðý attý. Ailesinin, ölümünün gerçek nedenini öðrenebilmesi için 22 yýl geçti.
CIA ayrýca bir dizi daire kiralayarak fahiþelere tahsis etti. Tek yönlü aynalarýn arkasýndan, fahiþelerin erkeklere yutturduðu deðiþik ilaçlarýn þanssýz kurbanlar üzerindeki etkilerini izledi. CIA denetçileri 1963'te bu durumu ortaya çýkardýklarýnda, MK-ULTRA programýna sözde son verildi. Gerçekte sadece adý MKSEARCH diye deðiþtirildi ve kimi egzotik projeler daha þýklaþtýrýldý.
CIA, tüm davranýþ kontrolü operasyonlarýnýn 1973'te Helms'in ayrýlmasýyla birlikte sona erdiðini açýklýyor. Bu açýklamaya inanýrsanýz, tüm o beyin yýkama deneylerinden bazý faydalý yöntemler öðrenmiþler demektir.
* Kore Savaþý'nda esir düþen Amerikalý askerler, komünistlerden hiç beklemedikleri bir muamele gördüler. Kötü muamele bir yana, insani haklarýnýn hepsi karþýlandý. Çin Halk Cumhuriyeti gönüllülerinin eline esir düþen Amerikalýlarýn bir kýsmý, serbest býrakýldýklarý halde ülkelerine dönmeyi reddedip Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti veya Çin'de kaldýlar. ABD'nin emperyalist uygulamalarýný teþhir eden açýklamalar ve çalýþmalar yaptýlar.
Stateville Penitentiary Sýtma Çalýþmasý

State Penitentiary Cezaevi. 1822-1829 yýllarý arasýnda inþa edilen bu cezaevi yýldýz þekline sahip. Bu cezaevi iki temel amaca göre inþa edilmiþti. Bunlar; sürekli gözetim ve tecrit. 6 tane uzun yapý kanadýnýn tam ortasýnda bulunan kuleden bütün cezaevi gözetlenebiliyordu. Tek kiþilik hücrelerde kalan mahkumlarý ne kendi aralarýnda, ne de dýþ dünyasý ile iletiþim kurma olanaðýna sahiptiler. Philadelphia’deki Eastern State Penitentiary Cezaevi daha sonra birçok cezaevi için model niteliðindeydi.1940'da bu hapishane de 441 mahkum vardý.10 gönüllü sigara ve benzeri istekleri için bir deneye katýldýlar.Deney mahkumlarýn sivrisisinekler tarafýndan ýsýlmasýný gerektiriyordu.Bir kiþi hariç diðerleri kalp krizinden öldü.
Ýngiliz Nükleer Testleri

Metal uranyum yakýt elemanlarýnýn soðutulmasý kaybý sonucu çýkan reaktör yangýnýdýr. Fisyon ürünleri atmosfere yayýlmýþtýr. Hemen çevrenin ve çalýþanlarýn izlenmesine baþlanmýþ, bir süre için süt daðýtýmý durdurulmuþtur.Ýnsanlarýn ellerine baktýðýnýzda kemikleri görülebiliyordu.
Ebola

Ebola virüsü, 1970'li yýllarýn sonlarýnda patlak veren ve Zaire ile Sudan'da yayýlan ve yüzlerce insaný öldüren bir virüstür. Ýlk olarak Kongo bölgesinde keþfedilen hastalýk, insanlarda, maymun ve þempanzelerde görülüyor.
Bir kez birisi hastalandýðý zaman, virüsü birkaç deðiþik yol ile diðerlerine bulaþtýrabilir, Ýnsanlar enfekte kiþinin kaný veya sekresyonu ile direkt kontaminasyon sonucu virüsü alabililer. Aile veya arkadaþlarý arasýndaki yakýnlýk, beslenme, uðraþlar veya diðer sebepler ile virüs arkadaþlar ve aileler arasýnda sýklýkla yayýlýr.
Virüsle enfekte olduktan sonraki birkaç gün içinde yüksek ateþ, baþ ve kas aðrýsý, mide aðrýsý, güçsüzlük, daire, boðazda acýma hissi, hýçkýrýk, raþ, gözde kaþýntý ve kýzarýklýk, kan kusma, kanlý diare görülürken, birkaç hafta içinde göðüs aðrýsý, þok ve ölüm meydana geliyor.
Doktorlar, bazý hastalarýn nasýl daha çabuk iyileþtiðini bilmiyor. Ebola aþýsý bulunmadý. Birçok profesör laboratuarda Ebola salgýnlarýný önlemek ve hastalýðý tedavi etmek için çalýþýrken, Sovyet bilim adamlarý virüsü silaha dönüþtürüyor. Ebola virüsü, A grubu biyolojik silah olarak deðerlendiriliyor.
Demon Core

1946 yýlýnýn Mayýs ayýnýn son günlerinde Philip Morrison ve Los Alamos Bilim Adamlarý Birliði’nin diðer üyeleri, Amerikan kamuoyunu atom bombasýnýn mahiyeti ve atom enerjisini sivil ve uluslararasý denetim altýna almanýn önemi konularýnda aydýnlatmayý amaçlayan bir dizi radyo programý hazýrladýlar. Arkadaþlarý Louis Slotin, birkaç hafta sonra Bikini Attol’da patlatýlacak yeni bir bombanýn montajý için gerekli bir deney sýrasýnda plütonyumun parçalarýný birleþtirirken ölümcül bir radyasyon dozuna maruz kaldýðý ve dokuz gün sonra da öldü.
TGN1412

| |
|
|
Sunday gazetesinin haberine göre, 35 yaþýndaki gönüllü denek David Oakley, lenf bezi kanserine yakalandý. Oakley`in ayrýca merkezi sinir sistemi hastalýðý (MS), otoimün sistemi rahatsýzlýðý lupus eritematozus ve romatoid artirit olduðu belirtildi. Oakley, gazeteye yaptýðý açýklamada, lenf bezi kanserinin agresif bir türüne yakalandýðýný söyledi. Deneye katýlarak kazanacaðý para ile kýz arkadaþýyla evlilik planlarý kurduðunu, ileride çocuk sahibi olmayý düþlediklerini anlatan Oakley, ``Bütün bunlar artýk mümkün deðil. Her þey çok korkutucu. Kemoterapi alacaðýmý ve hatta ölebileceðimi mümkün olduðunca düþünmemeye çalýþýyorum`` dedi. Alman TeGenaro firmasý tarafýndan geliþtirilen ``Tgn1412`` ilacýnýn Ýngiltere`de insanlar üzerinde yapýlan ilk klinik deneylerine katýlan 6 erkek deneðin organlarý iflas etmiþ, denekler uzun süre yoðun bakýmda kalmýþtý. Ýngiltere`deki deneyi, bu alanda uzmanlaþmýþ Amerikan firmasý Parexel yürütüyordu.
|
Tuskegee Frengi deneyleri

1932-72 yýllarý arasýnda Alabama eyaletinin Tuskegee kentinde yaþayan 400'den fazla Zenci yarýcý üzerinde frengi araþtýrmalarý yapan doktorlar, hastalýðýn doðal seyrini kavramak gerekçesiyle tedavi etmedikleri hastalarý ölüme terkettiler. Çoðu okuma-yazmasýz olan bu yoksul Zencilere yapýlan ve hastalarda tümör oluþumu, felç, körlük, delilik ve sonunda ölüme yol açan bu denemenin gerçek amaçlarý kendilerine hiçbir zaman açýklanmadý.
Nazi Deneyleri

Üçüncü Reich döneminde yürütülen etik dýþý týbbî deneyler üç kategoriye ayrýlabilir. Ýlk kategori Mihver ordularýnýn askerî personelinin sað kalmasýný kolaylaþtýrmayý hedefleyen deneylerden oluþur. Dachau'da, Alman Hava Kuvvetleri’nden ve Alman Havacýlýk Deney Enstitüsü'nden doktorlar düþük irtifa odalarýný kullanarak, zarar gören uçaklardan personelin atlayabileceði üst sýnýrý bulmak için yüksek irtifa deneyleri yaptý. Bilim adamlarý hipotermi için etkili bir tedavi yöntemi bulmak amacýyla esirleri kullanarak sözde dondurma deneyleri yürüttü. Ayrýca deniz suyunun içilebilmesine iliþkin çeþitli yöntemleri denemek için de esirlerden faydalandýlar.
Ýkinci kategori ise, Alman askerî ve iþgalci personelinin sahada karþýlaþtýklarý yaralanma ve hastalýklara çare bulmak için ilaçlarýn ve tedavi yöntemlerinin geliþtirilmesi ve denenmesini kapsýyordu. Alman toplama kamplarý Sachsenhausen, Dachau, Natzweiler, Buchenwald ve Nuengamma'da, biliminsanlarý sýtma, tifüs, tüberküloz, sarý humma ve bulaþýcý hepatit de dahil olmak üzere, bulaþýcý hastalýklarýn önlenmesi ve tedavisine yönelik baðýþýklýk sistemi bileþenleri ve sera deneyleri yaptý. Ravensbrueck kampý kemik greflemesi deneyleri ve kýsa zaman önce geliþtirilen sülfa (sülfanilamid) ilaçlarýnýn etkinliðinin denendiði yerdi. Natzweiler ve Sachsenhausen'de ise, esirler olasý antidotlarýn test etmek adýna fosgen ve zehirli hardal gazýna maruz býrakýldý.
Týbbî deneylerin üçüncü kategorisi ise Nazi dünya görüþünün ýrkî ve ideolojik öðretilerini ilerletmek için yapýldý. Bu deneylerin en ünlüsü, Auschwitz'deki Josef Mengele'nin yaptýðý deneydir. Mengele ikizler üzerinde týbbî deneyler yürütmüþtür. Ayrýca Werner Fishcher'in Sachsenhausen'de yaptýðý gibi, farklý “ýrklarýn” bulaþýcý hastalýklara nasýl tepki verdiðini belirlemek için Roman (Çingeneler) üzerinde serolojik deneyler yaptý. Strasbourg Universitesi'nden August Hirt'in araþtýrmasý da “Yahudilerin ýrksal anlamda aþaðýlýk” olduðu gerçeðini ortaya koymayý hedefledi.
Mengele'nin ikizler kasabasý

Ýkinci Dünya Savaþý`nda Nazilerin kurduðu toplama kamplarýndan en ünlüsü olan Auschwitz te yüzbinlerce Yahudi üzerinde korkunç deneyler yapan `Ölüm Meleði` lakaplý Doktor Josef Mengele, Aryan ýrkýný çoðaltmak için yaptýðý deneylerde baþarýlý olmuþ olabilir mi?
Arjantinli tarihçi Jorge Camarasa`ya göre evet. Camarasa, yeni çýkan kitabý `Mengele: Güney Amerika`daki Ölüm Meleði`nde, Mengele`nin ikizler üzerinde yaptýðý araþtýrmalarýn baþarýlý sonuçlarýnýn Brezilya nýn küçük bir kasabasý olan Candido Godoi`de görüldüðünü öne sürdü.
1945`te Kýzýl Ordu`nun Berlin`e ilerleyiþi sýrasýnda Auschwitz`ten kaçarak Güney Amerika`ya giden Mengele, ömrünün kalan 18 yýlýný Arjantin, Paraguay ve Brezilya`da yarým kalan deneylerini sürdürerek geçirmiþti.
Mengele`nin izini süren Camarasa, 1960`lý yýllarda Alman doktorun, Rudolph Weiss adýyla pek çok kez ziyaret ettiði Candido Godoi kasabasýnda yýllardýr görülen sýradýþý ikiz doðumlarýnýn arkasýnda Mengele`nin olduðunu düþünüyor.
Kasabanýn eski sakinleriyle bir bir görüþen Camarasa, herkesin Weiss`ý kadýnlara özel karýþýmlardan oluþan ilaçlar daðýtan ve insanlardan kan örnekleri alan bir kiþi olarak hatýrladýðýný söylüyor.
Weiss`ýn ziyaretlerinden birkaç yýl sonra kasabada ikiz doðumlar görülmeye baþladýðýný belirten Camarasa, yeni doðanlarýn pek çoðunun sarý saçlý ve mavi gözlü olduðunu vurguladý.
Normalde ikiz doðum oranýnýn 80`de bir olduðuna iþaret eden Camarasa, bu oranýn Candido Godoi`de ise 5`te bire kadar düþtüðünü belirtti.
1979 yýlýnda 68 yaþýndayken, Brezilya`daki evinde bulunan yüzme havuzunda boðularak ölen Mengele, Aryan ýrkýný çoðaltmak için ikiz doðumlarýn sayýsýný artýrmaya çalýþýyordu.
Toplama kampýnda özellikle ikizler üzerinde acýmasýz deneyler yapan Mengele`nin 400 bine yakýn insanýn ölümünden sorumlu olduðunu düþünülüyor.
II. Dünya Savaþý sýrasýnda, bir grup Alman doktor toplama kamplarýndaki binlerce esir üzerinde, onlarýn rýzasýný almaksýzýn acý veren ve genellikle ölümle sonuçlanan deneyler yaptý.
1. 731. birim

Bu birim Japonya tarafýndan 1931 yýllarýnda Shiro ishii baþkanlýðýnda kurulmuþtur. Birimin anafikri bilimsel çalýþmalarda guinea pigler yerine canlý insanlarý kulanmaktýr. Bu birimde canlý insanlar tamamen canlýyken diseksiyona tabi tutulmuþ organlarý incelenmiþ, bu insanlara hususi hastalýk bulaþtýrýlarak mikroplarýn üretimi saðlanmýþ vb... Ýþin ilginç yaný bu yýllardaki dünyanýn dörtbir yanýndan saygýn birçok bilim adamý bu çalýþmalara konuk olarak katýlmýþtýr. Hatta bu çalýþmalardan elde edilen bilgilerin Japonya tarafýndan diðer ülkelere satýldýðý söylentisi vardýr.
731.Birim

Kimyasal ve biyolojik silah korkusunun toplumlarýn bilinçaltýna kazýnmasý I. Dünya Savaþý sýrasýndaki acý deneyimler sonrasý gerçekleþmiþtir. I. Dünya Savaþý sonrasý biyolojik silah geliþtirme çalýþmalarý oldukça hýzlanmýþ ve bu silahlar II. Dünya Savaþý ‘ nda stratejik bir tehdit olarak ortaya çýkmýþlardýr. Nitekim, Japonlarýn “Birim 731” denilen Çin bölgelerinde 1932 yýlýnda gerçekleþtirdikleri korkunç biyolojik silah denemelerinde 11 Çin þehrine þarbon, kolera, veba gibi çok çeþitli hastalýk etmenleri bulaþtýrýlmýþ, ve en az 10 bin Çinli bu denemelerde hayatýný kaybetmiþtir. II. Dünya Savaþý’ nda bu deneyimlerini Mançurya’ da kullanan Japonlar veba bulaþtýrýlmýþ pireleri Çin birlikleri üzerine salmýþ, pek çok kendi askeri de bu saldýrýdan etkilenmiþtir.
|