CAZETE
21 Mayýs 2012 Pazartesi

O AN (BÝRÝNCÝ BÖLÜM)

  Turhan Doðan

          turhandogan@hotmail.com
         O AN (BÝRÝNCÝ BÖLÜM)

Ýþte o andý. Etrafýna baktý, kendini gördü. Ýlk defa bedenini dýþarýdan görüyordu. Bir an paniðe kapýlýr gibi olduysa da bilgilerini devreye soktu. Ölüm tadýlacaktý ve tatmýþtý. Bedensel yaþamda iken her gün ölümünü düþünürdü. “Ne olacaktý acaba?” diye ve beklenen an geldi. Ölümün bir son olmadýðýna inanmýþ olmasýna raðmen yine de bazen aklýnda þu soru vardý: “Ya yoksa?”Ama o tercihini “ya varsadan?” yana kullanmýþ ve ona göre yaþamýþtý. Bunlar bir anda aklýndan geçerken çokþaþkýndý. Etrafýndaki insanlarý bir baþka görüyordu. Sanki yeni bir göz açýlmýþtý. Çok güvendiði, arkadaþ sandýðý kiþinin bellek dalgalarýný okuyabiliyordu. Okumak ne kelime! Adeta film gibi, istediði kareyi seyredebiliyordu. Senelerce en iyi arkadaþý sandýðý kiþi meðerse onun arkasýndan neler çevirmiþti. Her þey gözünün önündeydi. Ýnanamadý insanlarýn ikiyüzlülüðüne. Cenaze namazýkalabalýktý, ancak sadece üç er kiþi vardý.

Çok þaþýrmýþtý, bu insanlar devamlý rahatlýk verici yayýnlar yapýyordu.Ýnanýlmazdý. “Kimdi bunlar?” derken, birini hatýrladý. Ona bir iþinde yardým etmiþti ve o kiþiyi büyük sýkýntýdan kurtarmýþtý. Bu kiþi sanki bir karþýlýk verir gibi ona öyle destek oluyordu ki, kendindeki panik hali tamamen yok olmuþtu. Ancak bu kiþinin bütün bellek dalgalarýna ulaþamýyordu. Sanki sýnýrlý eriþim vardý. Diðer iki kiþinin de sadece kimler olduklarýný çözebilmiþti. Ama diðer bilmek istediklerine sýnýrlama getirilmiþti. Bilgisayar uzmaný olarak yaþadýðý için, sanki bu ölüm ötesi yaþam bilgisayarlý ortam gibi diye düþündü bir an. O tanýdýðý kiþiye teþekkür etti. O da ne! Cevap gelmiþti. Bir iletiþim vardý. Bir an için þaþa kaldý.

Artýk camiden kabristana doðru yola çýkmýþlardý. Neden diðer insanlarla iletiþim kuramýyordu da sadece bu üç kiþiyle karþýlýklý bir iletiþim vardý. Bunu o kiþiye sorarsa bir cevap alabileceðini umdu.

Ancak o kiþi bir tebessüm ile “”merak etme sen bana dünyadan büyük bir yardýmda bulundun bende sana ölüm ötesinde elimden geldiði kadar yardým edeceðim. Merak etme sen dünyada iyi bir mistik-müslüman olarak yaþadýn bu sana bundan sonraki yaþamýnda büyük faydalar saðlayacak. Zaten birazdan kendin göreceksin birçok þeyi. Sende o istidat olduðu için daha sonra seni yanýma alacaðým,  o zamana kadar bekle.” Bir an, bu kiþiyi kendine o kadar yakýn hissetti ki, dünyada hiç kimse bu kadar samimi olmamýþtý. Ýyi bir ailesi vardý. Annesi, babasý, karýsý, çocuklarý, hepsi harika insanlardý dünyada, ama bu kiþi bir baþkaydý. Nasýl bir insaný bu kadar yakýn hissedebilirdi? Artýk mezara gelmiþlerdi, daha önceden kazýlan mezara girmek üzereydi. Bu sýrada, hoca kuran okumaya baþladý. Bu sefer Kuran’ý bir baþka dinliyordu, adeta her ayet canlý bir yapý gibiydi. Onu sarýyor ve o her ayeti duydukça kendini daha da emin hissediyordu. Bir ramazanda hatim indirmeyi kafasýna koymuþ ve baþarmýþtý. Sanki bunun faydasýný görüyordu þimdi. belleðindeki Kuran ve okunan Kuran birbirini tamamlayan, karþýlýklý iletiþim gibi idi. Kuran’ýn hiç bitmeden devam etmesini istiyordu. Ve o üç kiþinin hiç baþýndan ayrýlmamalarýný istiyordu. Birden bedeninin mezara konduðunu gördü. Kendisi ile bedeni arasýnda sanki bir baðvardý, birbirlerini çekiyorlardý. Adeta kendisi de ruhuyla o mezara hapsoluyordu, ancak endiþelenmeye baþlasa da içinde hep bir ferahlýk doðuyordu. Topraklar yüzüne çarptý. Mezar kapanýyordu. Kuran’ý hâlâ duyabiliyor, hatta çok uzaktan gelen bazý sesleri de duyuyordu. Artýk hiçbir þey göremiyor, ama her þeyi net olarak duyuyordu. Kuran kesildi, herkes gitmeye baþladý.  sanki ayak sesleriydi duyduklarý uzaklaþanlarýn. O üç kiþi ise hâlâ ordaydý. bekliyorlardý. Son kez konuþtu o kiþi. “Merak etme, sabýrlý ol. Seni unutmayacaðým ve yardýmýna geleceðim” dedi.

Uzun bir beklemeden sonra, artýk o üç kiþi de gitmeye karar verdi. Mezardaydý,ama her gün düþündüðünden daha hafif olmuþtu kabre iniþi. Ömrü boyunca son Peygamberi, efendisi kabul etmiþ, anladýðý kadarýyla onun direktifleri doðrultusunda yaþamýþtý. Hayatýnda hiçbir zaman þunu aklýndan çýkarmamýþtý. Efendimi tam olarak anlama kapasitem yok, ama anlamaya çalýþýrým, kapasitem de bir realitedir. Hayatýnda tek beklentisi efendisinin onu kucaklamasýve onu sýnýrlý kapasitesiyle de olsa kabul etmesiydi. Bundan sonra olaylar o kadar hýzlý geliþmeye baþladý ki, “kabir hayatý denilen bu olmasý gerek” diye düþündü. Artýk kendisine dünyada sýr olan bir çok þey apaçýk karþýsýnda idi. Mükemmel bir insan olamamýþtý dünyada, ne var ki her konuda samimi bir insandý. Çok üstün kapasitesi olmasa da imaný vardý. Ýmaný istikametinde yaþamýþtý. Günahlarýný bellek dalgalarýnda görebiliyordu, ancak onlarýn tesirleri arafatta silinmiþti. Ölümü tadmadan öncede ramazan umresi nasip olmuþ neredeyse 24 saatini vaktini Kabe’de geçirmiþti. Elli tavafýn bir hac sevabýna denk düþtüðü rivayeti üzerine o kadar tavaf yapmýþtý ki, ayaklarý þiþmiþti. Þimdi yaptýklarýný, yapamadýklarýný, hepsini anlýyor ve açýkça algýlýyordu. Kadere, hayýr ve þerrin Allah tan geldiðine inancý, ona hep ferahlýk verirken kapasitesinin belli sýnýrda kalmýþ olmasý onu üzmüyor da deðildi. Dinin sistem olduðu apaçýk ortada idi.

Dünyada takvimler de hýzla ilerlemekte, artýk dünyanýn þartlarý hýzla deðiþmekte idi. Teknoloji, bilim, öyle ilerlemeler kaydetmiþti ki, bunun o ölümü tattýðý andaki bilgilerle anlaþýlmasý artýk zor idi. O bunlardan habersiz, kendi boyutunun gerçekleri ile yüz yüze idi.

Cenaze namazýndaki o kiþi, onu o boyutta da bulmuþ yanýna almýþtý. O andan itibaren, daha bir serbestlik hissediyordu. Diðer kiþiler ile görüþüp bilgi alýþ veriþinde bulunabiliyordu.

Dünyaya bir günlük seyahat etmek isteði vardý, ama bunun kendisi için imkânsýz olduðunu biliyordu. Her boyutun belli kurallarý vardý. Bu boyutta kudret en önemli faktördü. Bu boyutta bilgisini artýrabiliyordu, ancak yapmak istediði her þeyi yapamýyordu. “Ah!” diyordu bazen, “daha fazla zamanýmý zikir ile geçirebilse idim.” Zikir ve duadan saðladýklarýný apaçýk görüyordu. “Keþke” demiyordu, ama içinde piþmanlýk yok da deðildi. Ýyi ki yakýnýnda, cenazesinde yardýmcý olduðu kiþi vardý. Her þeyi ona sorabiliyor ve net cevaplar alabiliyordu. Ona sordu ‘Dünyaya bir haftalýk seyahat edebilir miyim’ diye imkânsýzlýðýný bile bile... Artýk ustasý olmuþtu onun. ‘Ustam ne dersiniz’ dedi. Ustasý ona neden mümkün olmadýðýný ve bir destekle bu gerçekleþse bile onu bekleyen tehlikelerdenbahsetti. Dünyada zaman, sanki daha hýzlý akýyordu bu boyuta göre. Ustasý bir gün þunu tavsiye etti: “Bu boyuta yeni gelenlerden bilgi alabilirsin, dünyayý hâlâ o kadar merak ediyorsan”.

Acaba dünyada bin yýl mý geçmiþti, yoksa beþ bin mi? Bunu tespit etmesioldukça zordu. Yeni gelenler ile sohbetlere baþladý, dünyada üç bin yýl geçmiþti. Dünya nasýl bir yerdi þimdi acaba?

 

Dr Turhan Doðan


2010-02-24 Bu yazý  332  kere okundu

SON YAZILARI

Biyomanyetizma: Bilimin Yeni Yüzü SINAV Biraz Stres Saðlýða Ýyi Gelebilir SARS mý Kuþ Gribi mi? Mars'ta Yazlýk Almak Ýster misiniz? Ah Þu Çýlgýn (!) Japonlar Haiku Bir Ýstanbul Fantazisi Royal Jel Evrim

YORUMLAR

KÖÞE YAZARLARI
VÝDEO HABERLER
Bu Hafta Vizyona Giren Filmler
11 Kasým 2011
Anketler
Evet mi Hayýr mý
Evet
Hayýr
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
RSS © 2008 CAZETE
Site iceriğinin telif hakkı bildirilmeksizin kullanılması yasaktır