|
Laboratuarda karbon izotopunu ölçen makinemiz bozulunca, benzer makinenin bulunduðu Hokkaido Adasý’nýn en büyük þehri Sapporo’ya uçak biletimizi aldýk. Tokyo’nun aþaðý yukarý 800 km kuzeyinde Sapporo þehri. Hava Tokyo’ya göre 10 derece kadar soðuk. Kasým ile Mart ayýný kar ile geçiren Sapporo þehri 2 milyona yaklaþan nüfusuna raðmen yeni bir yerleþim yeri sayýlýyor. Yaklaþýk 150 yýllýk þehir tarihi var. Ýmparatorluk hayalleri içinde olan 1800 yýllarýn Japonya’sýnda artan nüfusun bir kýsmý oraya yerleþiyor. Sanayileþme, petrol ve nükleer enerjinin yaygýnlaþmasý ile kýþ aylarýndaki enerji problemini aþan bu bölge, tarým ve hayvancýlýk ile Japonya’nýn büyük þehirlerini besliyor. Rusya yakýn deniz sýnýrý olmasý stratejik açýdan da önemli kýlýyor bu bölgeyi. Þehre vardýðýmýzda yollar bembeyaz, hiçbir arabada zincir yok ve adeta buz pistine dönmüþ yollarda araçlar son teknoloji Japon üretimi lastiklerle güvenle yol alýyordu. Düzenli bir þehirleþme ve her tarafý karla bembeyaz olduðu için Tokyo’nun keþmekeþinde sonra göze þirin geliyor, biraz nefes aldýrýyor insana. Tokyo’ya pek kar yaðmadýðýndan yolda kaymadan yürümeye çalýþýrken, ellerim hemen kara dokunmak ve kartopu yapmak için uzanýyor.
Bir günlük iþimizi bitirip havalimanýna son uçaða yetiþmek için koþuþturmaya baþlýyoruz. Havaalanýnýn her tarafý artýk plazma televizyonlarla dolu. Saat sekizi geçmiþ. Ýþadamlarý, kayaða gelen gençler, aileler, Tokyo’ya dönüþ için havalanýný doldurmuþlar. Uçaðý beklerken herkes, plazmalarda akþam prime-time programlarýný seyrediyor neþe ile… Bir an düþünüyorum, plazmalar ile gelinen son bilim ve teknoloji ve onda seyredilen programlarýn içeriði. Bizim televizyon programlarýnýn seviyesi hep eleþtirilmiþ, sanki geliþmiþ ülkeler farklý þeyler seyrediyormuþ gibi… Tarz farklý olsa da içerik ve seviye ayný. Plazmalarý belki 400-500 sene evveline götürüyor seviye olarak. Yoksa 2000 sene önceki antik yunan tiyotralarýna mý desem, ama orada seviye sanýrým daha yüksekti. Aslýnda burdaki insanlarýn televizyondan farklý beklentisi de yok gibi. Ýstemeyen seyretmiyor veya dijital yayýndan, dvd’lerden zevkine göre bir þeyler buluyor.
Gazeteler için ayný þeyi söyleyemeyeceðim. Buradaki gazetelerin ve birçok derginin bir seviye yakaladýðý ve bundan taviz vermediðini söyleyebiliriz. Hatýrlýyorum da, bir gazeteci üç sene evvel bir dergi için benimle röportaj istemiþti. Üniversitedeki odamda masamýn üstünde bizim basýnýn amiral gemisi tarif edilen bir gazeteyi görmüþtü. Gazeteci olduðu için bir Türk gazetesine bakmak istedi. Ýnceledikten sonra tabloid tarzý gazete sanmýþtý, röportajý yapan Japon gazeteci. “Böyle gazeteler mi okuyorsun?” demiþti, kýpkýrkýzý olmuþtum. Çünkü gazetenin manþetinin yanýnda bikinili, arka sayfasýnda da nerdeyse üstsüz manken resmi vardý ve içi resimle doluydu gazete. “Yok” demiþtim ”bu günlük siyasi gazete de…” gülmüþtü Japon gazeteci. Ee tabii günlük siyasi gazetenin böyle olduðu bir basýndan haftalýk dergilerin nasýl olmasýný beklersiniz ki? Hatýrlar mýsýnýz, yedi sene evvel dünyayý SARS hastalýðý sarmýþtý. Neredeyse dünyanýn dengelerini deðiþtirecekti, korku fark edilince alýnan ciddi önlemler ile bir kýþta önüne geçildi. Farz edelim ki, þimdi kalksa bir bilim adamý “avian-kuþ gribi virüsü SARS virüsüne göre daha hafiftir” dese acaba bazý basýn organlarý bunu nasýl çarpýtýrdý?... (Kuþ gribinin insandan insana bulaþmasýnýn henüz mevcut olmamasý, kýsmen de olsa tedavi eden ilacýnýn olmasý, virüsün muhtemelen insanlar arasýnda yaygýnlaþma aþamasýna gelecek olsa bile daha vakit olduðu ve bu sürede aþýsýnýn bulunma ihtimalinin yüksek olmasý vs açýsýndan bu söylenebilir.)
“Profesör buyurdu ki Avian-kuþ gribi virüsü ölümcül bir virüs deðilmiþ?....”
Kendi fantezilerine göre daha yaratýcý baþlýklar bulacaklarýna eminim. Bu sýkça dikkat çekmek için veya kasýtlý yapýlan bir çarpýtma örneðidir. Profesör bunu söylemiyor ki bir realiteyi gerekçeleriyle dile getiriyor.
Halkýn seviyesinin ilkokul üçüncü sýnýf olduðunu dile getiriyor bazý basýn mensuplarý fýrsat buldukça. Acaba dönüp kendilerine bakýyorlar mý? Ýlkokul kaçýncý sýnýfta olduklarýna. Belki Türkiye’nin ortalama eðitim seviyesi düþük olabilir, ama medya kendine sormalýdýr, eðlendirirken eðiten ne kadar görsel veya yazýlý yayýn yaptým? Halkýn eðitimine ne kadar katkýda bulundum? Türk medyasýnýn iðneyi kendine çuvaldýzýný halka batýrmasýnýn zamaný geçmiþtir.
Turhan Doðan
|