|
AYVALI NATÜRMORT
Kurtçuk, tam karþýsýndaki meyve tabaklarýna baktý. Nasýl diriydi meyveler, nasýl iþtah açýcý… Hele ikisinin de en ortasýna yerleþtirilmiþ o ayvalar… Aðzý sulandý. Ýki nefis görüntü arasýnda gitti geldi bakýþlarý, ama en çok bakýr tabaktaki ayvada gözü kalmýþtý. Ona doðru sürünmeye baþladý.
Ayvanýn içine girip çekirdeklerinin arasýna yumuþacýk kývrýldýðýnda ondan mutlusu yoktu. Biraz dinlenmeliydi þimdi, uzun bir yol kat etmiþti ne de olsa…
Birkaç saat sonra gözlerini mis gibi kokular arasýnda açtýðýnda önce bunun bir düþ olduðunu sandý, uyku sersemi. Çevresine bakýndý; hayýr, hayýr, her þey gerçekti! Ayvanýn yumuþak yerine ilerleyip kemirmeye baþladý iþtahla. Evet, tam tahmin ettiði gibi, ekmek ayvasýydý bu. Saðdan soldan üzüm, armut, kokularý da alýyordu, ama bulunduðu yerden çýkmaya hiç niyeti yoktu.
Ressam yemek odasýnda kahvaltý ederken gözü yýllar önce yaptýðý natürmorta takýldý.
“Ne paralar önerdiler bu tabloya… Ýyi ki satmamýþým…” diye düþünüp üzerine tereyað sürdüðü kýzarmýþ ekmeðini aðzýna götürürken bir þey dikkatini çekti. Ayvanýn dibinde bir koyulaþma mý vardý ne! Bakýr tabaða deðen kýsmýndan çürüyor gibiydi sanki! “Eee bunca yýl iyi dayandý yine de!” diye gülerek yerinden kalktý, yakýn gözlüklerini takýp tabloya yaklaþtý.
“Olamaz!” deyip geriledi bir adým, durdu. Olamazdý, yaþlanýyordu galiba! Gözlüklerini silip yeniden taktý, dikkatle incelemeye koyuldu tabloyu. Evet, evet, yanlýþ görmemiþti, dipten çürümeye baþlamýþtý ayva! Kokusunu bile duyabiliyordu çürüðün.
Korkuyla büyümüþ gözlerini bir tarayýcý gibi çalýþtýrdý sonra. O da ne! Ayvanýn üzerinde küçücük bir delik! Bir kurtçuk deliði! Bu kadarý da fazlaydý, her yanýný ter bastý. Tam elini uzatýrken “Neler oluyor?” deyip baþýný çýkarýverdi delikten kurtçuk. Minik beyaz canlýyý da görebiliyordu artýk, siyah noktaya benzeyen baþýný! Yüzünde donup kalan korku ve þaþkýnlýkla kurtçukla bakýþtý bir süre. Sorular dans ediyordu beyninde.
Dizleri titriyordu. Gerileyerek sandalyeye oturdu. Cebinden dilaltýný çýkartýp aðzýna attý. Derin bir nefes alýp arkasýna yaslandý.
Tablonun altýndaki konsolda gerçek meyve tabaðý vardý. Ressam olayýn ilk þokundan kurtulup biraz sakinleþtiðinde bir duvardaki natürmorta, bir alttaki meyve tabaðýna bakýp düþünmeye baþladý,
“Ýþte ikisi de karþýmda. Hangisi hakikat, hangisi yanýlsama? Yirmi beþ yýllýk bu tablodaki meyveler mi, daha dün tabaða yerleþtirilmiþ olanlar mý? Sanat mý, hayat mý aslolan? Portrelerimiz mi sahici, bizler mi? Ölümlü olan mý, ölümsüz mü? Þu koskoca dünya, sanatýn bir yanýlsamasý mý yoksa?” diyerek daldý gitti sorulara.
Birden olayýn baþka bir boyutuna sýçradý, irkildi.
“Vay be… Realist resmin son duraðý bu… Devrim bu devrim!”
Heyecanlanmýþtý yeniden, kalktý, her duvarý resimlerle dolu yemek odasýnda gezinmeye baþladý.
“Çarmýha gerilmiþ Ýsa’nýn bir gözünü açmasý! Meryem’in göz kýrpmasý, Rönesans tablolarýndan… Mona Lisa’nýn ellerinin yaþlýlýk lekeleriyle dolmasý gibi ya! Düþünen Adam’ýn ayaða dikilmesi! Aynalý Venüs’ün sýrtýnýn sivilcelerle dolmasý ya da aynadaki suretinin yaþlanmasý… Öyle bir þey bu! Bütün kavramlar altüst olacak! Vay ki ne vaaaay!”
Bakalým þimdi o çokbilmiþ sürrealistler ne diyeceklerdi buna? Neydi gerçek ve bir üstü var mýydý? Onlar üstünü çiziyorum derken, gerçeði mi resmediyorlardý…
Zihni karmakarýþýk olmuþtu ressamýn. Bir þeyler yapmasý gerektiðinin farkýna vardý en sonunda. Hemen genç asistanýný çaðýrdý.
Çürümeye baþlamýþ ayvayý ve onun içinde semiren kurtçuðu gören zavallý asistan, yüzünde þaþkýn bir ifadeyle kalakaldý. Bu tarihî olaya ressamdan sonra tanýk olan ikinci kiþi olmanýn hazlarýný ve yürek çarpýntýlarýný yaþayarak sanat camiasýna bir notla duyurdu haberi. Ardýndan, hiç zaman yitirmeden bilgisayara kayýtlý tüm kataloglarda “Ayvalý Natürmort” olarak bilinen bu ünlü tablonun adýný deðiþtirmeye koyuldu.
“Kurtlu ve Çürük Ayvalý Natürmort”
Kurtçuk ise, kýsa süre sonra baþýna üþüþecek sanat adamlarýndan habersiz, yalanýp duruyordu nefis kokular arasýnda.
|